Herkes pür dikkat şu an TC hükümetinin Suriye politikasını hassasiyetle takip etmektedir.

“Türkiye’nin Suriye’de işi ne?” diyenlere devletimiz cesur ve yerinde hamleleri ile TC’nin geleceğine ipotek koyanlara tüm imkân ve kurumları ile karşı koymaya çalışarak karşılık vermektedir.

Bizlere düşen de bu gibi durumlarda siyasal tercihleri bir kenara koyup dış güçlerin malum oyunlarına karşı hiç olmazsa bu günlerde birlikte aynı ağızdan cevap vermektir.

Peki bunca yıl ABD güya Türkiye’yi ‘stratejik ortak’ tanımladı, sıkıştığı her yerde yanında oldu, fakat şimdi Türkiye’ye açıktan kazık atmaya neden bu kadar iştahlı.

Suriye’de binlerce kamyon silah ve teçhizatı neden oradaki çapulcu ve vatansızlara yığdı.

Onlarla ne yapmak istiyor, gerçek planı ne?

Nedir bu büyük plan ki bir çırpıda Türkiye ile papaz olmaktan bir an geri durmuyor?

Sürekli bizi enayi yerine koyduğunu sanıp oyalayıp durmakta.

İleride muhtemel bir kargaşa mı bekler, halen gözü yine bir darbede, ihtilalde mi?

Yoksa birileri ile yine ülkemizi karıştırıp o silahlar ve çapulcularla Türkiye’ye mi girmeyi tasarlıyor?

Yoksa o toprakları ‘Defakto alan’ haline getirtip eline kolayca geçirip sonra İsrail’e peşkeş mi çekmeyi düşünüyor?

Bunları bilmek gerekir.

Geçen yazımda Türkiye’nin sadece Anadolu’da sıkışıp kalmadığını Afrika ve Akdeniz hatta Katar’da kurduğu üslerle sadece Anadolu Türklüğü ve islamiyetine değil Dünya İslamiyeti’nin gardiyanlığına soyunduğunu görmek gerekmez mi?

Peki, acaba ABD ve batı bu hamleyi gördü de Suriye’de güya ‘Koalisyon güçleri’ adı altında yine bir ‘Haçlı ordusu mu tesis ediyorlar?’

Acaba?

Fakat, sonra cevabın çok ta zor olmadığına ikna oldum. Evet, mesele bu.

Tarihte nasıl ki tüm haçlı hareketlerinin karşısında Türkler hep ilk planda yer aldı ise bugün de Allah’ın dininin gardiyanlığına bu millet soyundu.

Bazı ağızların ‘Bize mi kaldı?’ diye gevelediğini hisseder gibiyim.

Zaten bizim de islamiyetin de onlarla işi olmaz.

Bu iş iman ve itikat hatta gönül meselesidir.

Evet batı ve ABD Suriye’de inşa ettikleri defakto alanda bir yeni kukla devlet oluşturup burada Hıristiyan ve Mecusi tabanlı Kürt devleti oluşturup ilk fırsatta İsrail’e peşkeş çekecekleri bir plan uygulamaya çalışmaktadırlar.

Hadi buyurun, siz de bu mücadeleye karşı durarak onlara destek olun.

Buna hangi Türk’ün hangi Müslümanın gönlü razı olacak bilmem. 

Bu mücadelede bir iman ve itikat meselesi yatmaktadır.

Bunca genç delikanlılarımız şehit olmakta ve bu mertebeye koşarak ulaşmaktadırlar.

Artık bu noktadan sonra siyasi tercihleri bırakmak gerekmez mi?

Yani yeter ki bu hükümet (kim olursa olsun) yıkılsın da Türk ordusu da yenilsin, önemli değil) mantığının iman ve itikat kitabında hiçbir yeri yoktur.

Fakat bu denli ihanet gurupları bu ülkede her zaman var olmuştur.

Bugün bu ülke var olmanın mücadelesini verirken bu mücadeleye karşı durmanın taktir ve tercihi sizindir.