İşte o gün; vuslatın bahara kavuştuğu an...

Evet, her sezona şampiyonluk parolası ile başladık ama çoğunda hayal kırıklıkları yaşadık.

Kolay değildi tabii ki İstanbul’un 3 büyütülmüşlerine rağmen şampiyon olabilmek, o devrimi yeniden gerçekleştirebilmek.

Lakin tam da umutlarımızı tükettiğimiz anda futbolda doğru planlama ile doğru işlerin de yapılabileceğini gösteren bir yönetim ve aynı sinerjide teknik kadro ile bunun başarılabileceği yeniden dosta düşmana gösterildi.

Emeğin, mücadelenin, özverinin ve en önemlisi alın terinin neticesinde Trabzonspor, sevdalılarına haklı gururu yaşattı.

Ve aradan geçen on bir yılın sonunda horonuyla, kolbastısıyla, Ahmet Suat hocanın kasketiyle sekizinci kez mutlu sona ulaştı

Bordo Mavili sevda. Başta da söylediğim gibi bunu yapmak çok da kolay olmadı.

Kararlılık ve dik duruş bu coşkuyu getiren en büyük olguydu.

Gücü etrafında toplayanlara biat etmek yerine, o yapıya karşı mücadele ederek gelen başarının daha gururlu olduğu da tüm dünyaya ilan edildi.

Dolayısı ile herkesin başı dik, herkesin yüreği gurur dolu.

***

Bu başarı ile birlikte artık hiçbir Trabzonsporlu çocuk, ailesine, “Biz ne zaman şampiyonluk coşkusunu yaşayacağız?” sorusu ile sitem etmeyecek. Yine bu başarı ile birlikte, “Bize her yer Trabzon.” sözünün laf olsun diye söylenmediği de nefes alınan her alanda yaşanan coşku ile tescillendi.

Bu başarı Dozer Cemil’indir. Bu başarı Eren Bülbül’ündür. Bu başarı Kazım Koyuncu’nundur. Bu başarı Mustafa Çelik’indir. Bu başarı Faruk Genç ve yol arkadaşlarınındır. Bu başarı Özkan Sümer’indir. Bu başarı yayla çocuklarınındır.

***

Trabzonspor’un anaların ak sütü gibi helal olan şampiyonluğu kutlu olsun. Vuslat bahara erdi, iki bayram bir arada geldi.

***

İyi bayramlar...