BİLİNÇSİZ TURİZM VE MOR ÇİÇEK  


Ali Yahya ÖZTÜRK

Ali Yahya ÖZTÜRK

17 Nisan 2018, 09:49

1976 yılından beri 15-22 Nisan tarihleri arasında ‘Turizm Haftası’nı kutluyormuşuz.

Belki o kadar eskiye dayanmıyor Trabzon’un ‘turizm şehri’ unvanına sahip olması ancak o zamandan beri her yıl bu şehirde de Turizm Haftası süslü sözcüklerle kutlanıyor.

Yıl 2018..

Ve turizm artık Trabzon’un bir numaralı gündemi.

Özellikle Arap turist bakımından hiç de azımsanmayacak bir potansiyele ev sahipliği yapıyor.

Yapıyor ama nasıl?

Rastgele, bilinçsiz, kısaca Allah’a emanet..

Turistlerin nasıl ilk kez Trabzon’a gelirken bu işin muhatapları olaya dâhil değilse, şimdilerde de bazı güzel çalışmalara imza atılsa da yine rastgele ilerliyoruz.

Trabzon’da her ne kadar girilmese de bir güzel Karadeniz var.

Her ne kadar doğallığını bozmaya çalışsak da mis gibi yaylalarımız var.

Her ne kadar kapalı olsa da bir Sümela Manastırı var.

Her ne kadar çarpık yapılaşma ile boğsak da bir Uzungöl’ümüz var.

Atatürk Köşkü’müz, Sera Gölü’müz, Ayasofya Cami’miz var.

Her ne kadar turizm sezonunda bakıma alsak da bir Kostaki Konağı’mız var.

Her ne kadar içine girilemese de bir Trabzon Kalesi var.

Boztepe’miz, Sürmene’miz, Orta Mahalle’miz, Vakfıkebir’imiz, Tonya’mız, Doğu Karadeniz’in en büyük ilçesi Ortahisar’ımız var.

Her ne kadar çoğu zaman Marmara’dan gelse de balığımız var, ithal etten yapılsa da Akçaabat Köftemiz var, kaşardan yapılsa da kuymağımız, doğallığı bozulsa da yöresel ürünlerimiz var.

Yani bu memlekette her şey var ancak bir turizm bilinci ve koordinasyonu yok.

***

Trabzon’un Maçka ilçesinde, ormanlık alanda yer alan, 7 yıl önce Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da güç bela ziyaret ettiği, Hz. Yahya’ya adanmış Türkiye’nin ilk manastırı olan Vazelon Manastırı bugüne kadar kaderine terk edilmiş. O muhteşem fresklerin üzerinde silah talimi yapılmış, aşk ilanı edilmiş, isim ve telefon numaraları yazılmış.

*** 

Akçakale Kalesi’nde geçtiğimiz yıl yapılan kazı çalışmalarında Bizans dönemine ait 8 mezar ve bu mezarlara ait iskeletlerin yanı sıra Bizans ve Osmanlı dönemine ait sikkeler ve seramik parçaları ile 19. yüzyıla ait bir top bulunurken, kalenin son günlerindeki çalışmalarında bir de kilise çıktı.

***

Ortahisar’da hemen burnumuzun dibinde duran ve geçmişi M.Ö. 2 binli yıllara dayanan tarihi kalenin kuş uçmaz kervan geçmez bölümlerinde tarihçiler tarafından eski çağlara ait eserler ele geçirildi.

***

Büyükşehir Belediyesi tarafından Pazarkapı’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında da yerin altından bir tarihi dehliz kapısı çıktı.

***

Boztepe’deki Kızlar Manastırı ise yıllardır turizme kazandırılmayı bekliyor. İstanbul’a 3. Havalimanı hayal edilemezken başladı restorasyon çalışmaları havalimanı bitti bitecek, Kızlar Manastırı’nın ne zaman açılacağını bilmiyoruz.

Bu ve bunun gibi daha niceleri bu şehrin altında ya da üstünde var.

***

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçtiğimiz gün Gümüşhane il sınırında olan Santa Harabeleri’ni inceledi.

Ve, “Burası gizli kalmış cennet, muhafaza etmek lazım” dedi.

Evet bu topraklarda bu tür saklı cennet sayısı çok fazla.

Belki de milyonlarca turist çeken şehir ve ülkelerin ellerinde olmayan bir tarihi ve kültürel zenginliğe sahibiz.

Belki çok iddialı olacak ancak o zenginliğin gerektirdiği bir turizm kültürüne sahip değiliz.

Ne vatandaşımız ne de yetkililerimiz.

***

Tonya’da her yıl nisan ayında açan, ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan, ince, uzun yapraklı ‘mavi yıldız’ çiçeğinin yetiştiği ve yörede ‘Mor Yayla’ olarak bilinen Kadıralak Yaylası’nı 2 haftada yaklaşık 35 bin kişi ziyaret etmiş.

Yılda ortalama 3 hafta görülebilen, ziyaretçilerin üzerinde gezinerek ya da otomobilleriyle ezdiği ‘mavi yıldız’ çiçeği, hal böyle olunca kısa sürede kaybolmuş.

Biz bu konuyu gazetemizde, gündeme getirip, “Ezimlik değil seyirlik olsun” başlığı ile yetkilileri de vatandaşları da uyarmıştık.

Ama duyan olmadı, duyan da duymamazlıktan geldi.

***

Elbette eksikler olacaktır, elbette gözden de kaçabilir ancak böylesine bir tabiat olayını bir turizm faaliyeti olarak değerlendirmek kimsenin aklına neden gelmiyor?

Yılda sadece 2-3 hafta görülebilen, Uluslar arası sözleşmeyle korunduğu söylenen mor çiçekler neden bugüne kadar turizme dahil edilemedi?

Hadi bunları geçtik, mademki bu yaylaya bir ziyaretçi akını var, çiçeklerin üzerinde horon tepilmesine, insanların yayılarak selfie yapmalarına, zıplayarak poz vermelerine kim izin verdi?

Yılda sadece 2 hafta açan bu güzelim çiçeklerin üzerine kim otopark kurdu?

Böyle bir şey olabilir mi?

Bir Trabzon sevdalısı olarak, bir vatandaş, bir basın çalışanı olarak benim yüreğim sızlıyor.

Yani Kadıralak’a turizm yetkilileri görevli kişiler koysa. Bir düzen getirilip insanların çiçeklerin üzerinde değil de belli noktalarda fotoğraf çekilmesine izin verilse daha hoş olmaz mıydı?

***

Ama bunu sadece Bakan’ın, Vali’nin, gazetecinin görmesi yetmez.

“Bu şehirde müdür çok yetkili yok” dediğimizde bize kızanların şapkalarını önüne koyup biraz düşünmeleri lazım.

Kimseye bir garezimiz, hiçbir yetkili ile alıp vermediğimiz yok.

Sırf muhalefet etmek için de bir şeyler yazmadık, çizmedik bugüne kadar.

Bu şehirde güzel işler olduğunda en çok sevinen yine biz oluruz.

Ancak mademki turizm bu şehir için birinci sıra gelir kapısı, o zaman bu işin muhatapları da birinci sınıf olmak, first class düşünmek ve uygulamak zorundadır.

***

Emin olun bu yukarıda sayılan turistik tesisler bir Avrupa ülkesinin elinde olsaydı yılda en az 50 milyon turiste sahip olurdu.

Sırf o Kadıralak’ta yılda sadece 2 hafta açan çiçekler için milyonlarca insanı o bölgeye çekerdi elin Hans’ı..

Bunu Trabzon olarak biz de sağlayabiliriz.

İnanın Trabzon ve tüm Karadeniz Bölgesi elinin altındaki değer ve eserlerle doğa ve kültür turizminin başkenti olur.

Yeter ki laf olsun diye değil büyük bir kararlılıkla turizm konusuna eğilelim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.