Trabzon’da ‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik Projesi’ kapsamında yetkililerin açıklamalarına göre 42 bin 463 kişi istihdam edildi.

Şehrimizde istihdam sağlamak adına sevindirici bir gelişme gibi duruyor.

Fakat işin aslı hiç de öyle değil.

İşe yerleştirilen 42 bin kişinin birçoğu da İŞKUR vasıtasıyla kurumlara yerleştiriliyor.

Buna da itirazımız yok. Çok da güzel oluyor.

Ama işe yerleştirmek adına insanlar, belediyelere, resmi kurumlara, okullara hınca hınç yerleştiriliyorsa ve bunun adı da istihdam oluyorsa burada büyük bir sıkıntı var.

Bu insanlara meslek öğretilmeden,  onları özellikle belediyelerdeki memurların yanına ayak işlerini yapmak için yerleştiriliyorsa ortada büyük bir problem var demektir.

Hele bazı kurumlara gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkı gasp edilerek siyasilerin torpiliyle birileri yerleştiriliyorsa ‘istihdam sağladık’ diye sadece kendimizi kandırıyoruz.

Bu şekilde istihdam sağlandığı düşünülüyorsa koskocaman bir yanılgı içerisindeyiz.

Genelleme yapamayız ama işe yerleştirilen kişilerin birçoğu bu şekilde…

Biz bu insanları meslek öğrenebilecekleri kurumlara, iş yerlerine yerleştirmediğimiz müddetçe istihdamdan söz etmemiz mümkün değildir.

Bu insanlar meslek öğrenmeden sadece ayak işleri yaparak, üretemeden şehrin ve ülke ekonomisine nasıl katkı verecekler?

Geçici olarak çalıştıkları resmi kurumlardan ayrıldıktan sonra tekrar boşa çıkacaklar.

Belki bazıları torpille bu kurumlarda kalabilir. Bu da başkalarının hakkını yemek olur.

Bazı yetkililerimiz piyasada vasıflı eleman olmadığından şikayet edip duruyorlar.

Kısmen haklı olabilirler.

Evet, bazı gençler meslek öğrenmiyorlar, kendilerini geliştirmiyorlar.

Ancak vasıflı eleman yetiştirmek belediyelere, resmi kurumlara işçi yerleştirmekle olmaz.

O insanlara herhangi bir vasıf kazandırılmadığı gibi onları tembelliğe de alıştırmış olursunuz.

Yani bir anlamda onlara büyük bir kötülük yapmış olursunuz.

Bu insanlar 8-9 ay çalışıp o kurumlardan ayrıldıktan sonra ‘Nasıl olsa İŞKUR vasıtasıyla geçici de olsa resmi bir kuruma girerim. İşsiz kalmam’ düşüncesiyle yine meslek öğrenmemeyi tercih edecek.

Bu yüzden istihdam sağlama noktasında çok daha akılcı ve mantıklı hareket etmek zorundayız.

‘Çalışma Hayatında Milli Seferberlik Projesi’ne katkı vermek ve bir yerlere şirin görünmek adına bu insanları geçici olarak resmi kurumlara yerleştirmekle istihdama katkı verilmez.

Çokça şahit olduğumuz bir olayı sizinle paylaşmak isterim.

Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ediyordum. İşini halletmek için belediyelerimizden birine gitmiş. Orada gördükleri karşısında şaşırmış kalmış.

İşini halletmeye çalışmış ancak uzun bir süre beklemiş.

Sebebini kendisine sorduğumda ‘Belediyeye gittiğimde ortalıkta inanılmaz bir kalabalık vardı. Kimin ne iş yaptığı belli değil. Memurların bazısı da kendi işlerini işe yerleştirilen kişilere yaptırıyorlar. Kendileri ise oturuyorlar. Ortada büyük bir karmaşa vardı. İşe alınan kişilerin ise ne yaptıkları belli değil. Bazıları ayak işi de yapıyor’ diyerek sitemini dile getirdi.

Durum ortada. Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok.

Kimse durumu inkar etmeye kalkmasın. Hepimiz bu tür olaylara şahit oluyoruz.

Artık bu tür işe yerleştirmelerin önüne geçilmeli.

Vasıflı elemanlar yetiştirmek istiyorsak onları, meslek öğrenebilecekleri, üretebilecekleri kurumlara yerleştirilmeli.

Diyeceksiniz ki şehrimizde meslek öğrenmelerine katkı verecek işletmeler, kurumlar var mı?

Az da olsa muhakkak vardır. Yoksa bile bu tür kuruluşları hayata geçirmek zorundayız.

Sadece örnek için hatırlatmak istiyorum. Birkaç gün önce yazmıştım. Üretime ve ülke ekonomisine katkı verecek olan Mobilya Kent Projesi gibi projeleri hayata geçirebiliriz. En azından işsiz gençler bu gibi kuruluşlarda meslek öğrenebilirler.