Korkulu rüya ateşli havale - Reçete: 04.11.2019

Reçete’nin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Ali Cansu oldu

Korkulu rüya ateşli havale - Reçete: 04.11.2019
04 Kasım 2019 Pazartesi 10:21

KTÜ TIP Fakültesi Pediatri (Çocuk) Nöroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Cansu, 0-18 yaş çocuklarda ateşli havaleler, epilepsi (sara) hastalığı ve baş ağrıları konusunda açıklamalarda bulundu.

ÇOCUKLARDA ATEŞ ve ATEŞLİ HAVALE NEDİR?
Çocukların kulaktan ve ağızdan ölçülen ateşleri 36-36,8 C ise bu normal vücut ısısıdır. Koltukaltından 37 C, ağızdan 37,5 C ve makattan (rektal olarak) 38 C ve üzerinde ölçümler alınıyorsa, bu yüksek ateş olarak tanımlanabilir.

ATEŞ NE KADAR YÜKSELİRSE TEHLİKELİ OLUR?
Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi Hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir.

ATEŞİN NEDENLERİ NELERDİR?
Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar; soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak çalışmak gereksizdir.

ATEŞLİ HAVALEDE NE GÖRÜLÜR?
Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir. Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür.

EPİLEPSİ (SARA) NEDİR?
Epilepsi, halk arasında bilinen adıyla sara, beyin elektrik aktivitesindeki geçici bozukluk sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bu bozukluğun oluştuğu ya da yayıldığı bölgelerin işlevlerinde değişikliklerle ortaya çıkan tabloya ‘epileptik nöbet’ diyoruz. Ateş, ilaç alımı ya da kafa travması gibi kolaylaştırıcı bir neden olmadan, iki ya da daha fazla sayıda tekrarlayan nöbet varlığında epilepsi söz konusudur.

EPİLEPSİ İÇİN YAŞ SINIRI VAR MIDIR?
Hayır. Epilepsi yeni doğan bebekten ergene kadar çocukluk çağında her yaşta başlayabilir. Ancak yaşamın ilk yılları ve ergenlik, epilepsi eğiliminin en yüksek olduğu dönemlerdir.

EPİLEPSİ SIK GÖRÜLEN BİR HASTALIK MIDIR?
Evet. Batı toplumlarında sıklığı her 1000 kişide 5-6 olarak bildirilmiştir. Benzer olarak, yurdumuzda 0-16 yaş arası çocuklarda sıklık her 1000 kişide 8 bulunmuştur.

EPİLEPSİ TANISI NASIL KOYULUR?
Epilepsi tanısı çok dikkatli koyulmalıdır. Öncelikle nöbeti gözlemleyen anne-baba, kardeş, bakıcı, kreş öğretmeni, arkadaş, öğretmen gibi kişilerden ve ifade edebilecek yaşta ise çocuğun nöbet öncesi, nöbet sırası ya da sonrasında verdiği bilgiye göre, nöbet sırasında çekilen video (cep telefonları kaydı) kayıtları ile genellikle tanı konulur. Tanı EEG, kraniyal MRG, kan tahlilleri ile desteklenir. Video EEG ile kesin tanı konulur. EEG (elektroensefalogram), saçlı deriye yerleştirilen elektrotlar yardımıyla elde edilen bir beyin dalga eğrileridir. Normalde bu kayıt işlemi, uyanık ve uykuda iken 20-30 dakika süreli yapılır, istenilen sıklıkta tekrar edilebilir, zararsız ve ağrısızdır.

EPİLEPSİNİN TEDAVİ EDİLMESİ ZORUNLU MUDUR?
Her ne kadar nadiren bazen tedavi edilmeksizin iyileşebiliyor olsa da genellikle tedavi gereklidir. Sorunun ergenlik çağında veya evlendikten sonra her şekilde düzeleceği fikri çoğunlukla yanlış çıkar.

İLAÇLAR ZARARLI MIDIR?
Prensip olarak tüm ilaçların ters etkileri vardır (arzu edilen etkilerinin yanında yan etkilerinin de olması gibi.) Doktorun belirlediği dozajlarda kullanılırsa epilepsi için kullanılan çoğu ilacın ya hiç yan etkisi yoktur ya da uzun vadede zararlı olmayan hafif yan etkileri vardır.

EPİLEPSİ TEDAVİSİNİN BAŞARILI OLMA ŞANSI NE KADARDIR?
Tedavinin amacı epilepsiyi tamamen iyileştirmektir. Artık ilaç almadığı halde bile nöbetler görülmüyorsa hasta iyileşmiş demektir, ilaçlarla da olsa nöbetlerden kurtulmak mükemmel bir sonuçtur. İstatistiksel verilere göre eğer günümüzde mevcut olan ilaçlar doğru kullanılırsa tedavi sonucu şöyle olacaktır. Her 10 hastadan 6 tanesinde artık hiç nöbet görülmeyecek ve 2 tanesi büyük ölçüde iyileşecektir. 2 tanesi için yeterli yardım henüz mümkün değildir. 2 tanesi büyük ölçüde iyileşecektir. 2 tanesi için yeterli yardım henüz mümkün değildir.

EPİLEPSİLİ BİR ÇOCUK KREŞE GİDEBİLİR Mİ?
Nöbetler iyileştikten veya tamamen kaybolduktan sonra küçük çocukların kreşe gitmesinde hiçbir sakınca yoktur.

EPİLEPSİLİ BİR ÇOCUK SPOR YAPABİLİR Mİ?
Fiziksel egzersiz, oyunlar ve spor dalları çocukların kendilerini özgürce ifade edebildikleri faaliyetlerdir. Epilepsili bir çocuk da bundan mahrum bırakılmamalıdır. Kendine güven duygusunun gelişmesi, aynı yaştan çocuklarla birlikte olmak, başarı hissini tatmak aynı zamanda yenilgiyi tanıma, kurallara uyma, fiziksel eğitim gibi farklı şeylerle karşılaşmak epilepsili bir çocuk için de, sağlıklı bir çocuk için olduğu kadar önemlidir.

HER NÖBET EPİLEPSİ İLE İLİŞKİLİ MİDİR?
Hayır. Özellikle küçük çocukta; katılma (soluk tutma), haz fenomeni (mastürbasyon), kafa vurma, çocuklukta çeşitli uyku bozuklukları (gece terörü, rüya bozukluğu gibi), bayılmalar (kalp hastalıkları ilişkili ya da değil), konversiyon gibi psikolojik kaynaklı yalancı nöbetler epilepsiden ayırt edilmelidir.

ATEŞLİ HAVALE NE ZAMAN TEKRARLAR?
İlk nöbetin 1 yaştan önce olması, 15 dakikadan uzun sürmesi, tek vücut yarısının kasılması, nöbet sonrası tek taraflı güçsüzlük olması, aynı gün ya da aynı infeksiyon hastalığı döneminde nöbet tekrarı, ailede ateşli ya da ateşsiz nöbet öyküsü tekrar eğilimini artırır.

ATEŞLİ HAVALENİN EPİLEPSİ İLE İLİŞKİSİ NEDİR?
Epilepsi gelişimi riski, ateşli havale geçiren çocuklarda genel topluma göre 6 kat artar. İlk ateşli havale öncesi nörolojik gelişimin geri olması, nöbetin 15 dakikadan uzun sürmesi, tek vücut yarısının kasılması, nöbet sonrası tek taraflı güçsüzlük olması. ailede ateşsiz nöbet epilepsi gelişimi için risk faktörüdür. Bir risk faktörü taşıyan kişilerin %5-6’sınde ateşsiz nöbet olabilirken, 3 risk faktörü olanlarda bu  %50’ye ulaşır.

ÇOCUKLARDA BAŞ AĞRISI NEDİR?
Genellikle yetişkin yaş grubunda karşılaştığımız baş ağrısı, çocuklarda yaşla birlikte sıklıkla görülüyor. Çocuklarda ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabilecek baş ağrısını küçümsemeyin. Baş ağrısı, toplumda çok sık karşılaşılan bir yakınmadır. Erkeklerin yaklaşık % 80’inde, kadınların % 90’ında en az yılda bir kez baş ağrısı olur. Çocuklarda baş ağrısı sıklığı yaşla artmaktadır. Okul öncesi dönemde % 20-22 iken, ergenlikte % 70’e ulaşır. Çocuk nörolojisine ilk kez başvuran hastaların % 6-8’inde baş ağrısı hastaları oluşturur. Çocukların  % 10’u baş ağrısı nedeniyle yılda en az bir gün okula gidemez.

BAŞ AĞRISI NEDENLERİ NELERDİR?
Başın ağrıya duyarlı yapılarının fiziksel, kimyasal veya iltihabi olarak etkilenmeleri sonucu baş ağrıları ortaya çıkar. Beyin ve beyin üzerini örten zarların büyük bir bölümünde ağrıyı algılayan yani “ağrı reseptörleri” olarak adlandırılan yapılar yoktur. Başın ağrıya duyarlı yapıları; kafa içinde kafatasının iç yüzeyini kaplayan zarlar, periost, beyin içindeki damarlar, özellikle toplardamar çeperleri iken kafa dışında; kafa derisi ve atardamarları, diş etleri ve kaslardır. Paranazal sinüs hastalıkları, gözler, dişler, baş ve yüz kemiklerinin hastalıkları da baş ağrısına neden olabilir.

BAŞ AĞRISINA YOL AÇAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Enfeksiyonlar (menejit , “ensefalit” yani beyin zarları ve beyin dokusu iltihapları, sinüzit, mastoidit, kulak-göz-ağız-boyun enfeksiyonları.) Kafa içi kanamaları, kafa travmaları. Yer kaplayan oluşumlar (tümör, kist, hematom.) Sistemik hastalıklar (Kanserler, ateş, hipertansiyon, beyin ödemi, kanamalar, “hipoksi” yani oksijen yetmezliği, “kan şekeri ve kan sodyumu düşüklüğü” yani hipoglisemi ve hiponatremi.) Epilepsi nöbetleri ve nöbet sonrası İşlemler (Cerrahi sırasında başın uzun süreli gerilmiş tutulması, beyin –omurilik suyu alınması vb.) Kafa içi basınç artması (İlaçlar, damar iltihaplanmaları, hipo-hipervitaminozlar.) Gerilim, depresyon, tedirginlik, stres, psikojenik nedenlerdir.

Hazırlayan: Turan SAKA


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.