Geçen hafta; eski Kızılay Genel Başkanımız Sürmeneli Tekin Küçükali abim aradı beni. Sitem etmişti bana daha önce “Yüreğumun Orta Yeri” adlı Trabzon kadınını anlatan albüm kitabımı ona göndermediğim için. Ve hemen imzalayıp yollamıştım. Çok etkilenmiş ve duygulanmıştı kitaptan. O kadar güzel sözler söyledi ki bana çok değerli hissettim kendimi. Trabzon’un bu güzel ve değerli abisi memleketine olan sevgisini, özlemini bulunduğu her platformda fazlasıyla ortaya koyarak öncü bir lider olmuştur hep. Karamsarlığa düştüğümüz bugünlerde yeni çıkışlar ararken gelen bu pozitif cümleler bizi tekrar üretmeye itiyor. İyi bir üniversitede okudum; İstanbul üniversitesi, İletişim Fakültesi.

Aldığım eğitim, yaşadıklarım, üzerine kattıklarım, araştırdıklarım; alanımla ilgili her şeyi en güzel şekilde yapmaya çalışıyorum. Önce kendi kültürümü ve coğrafyamı ülkem insanına göstermeye çalışıyorum. Bağımsız bir şekilde sürdürdüğüm çalışmaları yaparken, kimseye yaranma derdinde olmadan, sadece gelecek nesle bir şeyler bırakmayı ilke edindim. Onlarca sergi, belgesel filmler... Kitaplar ve yazılar... Hepsine büyük küçük demeden, çok emek verdim, büyük titizlikle hazırladım. Bu yıl da iki belgesel sinema ve bir kitap daha yapmayı planladım. Ne pahasına olursa olsun bunları yapacağım.

Benim bu ülkeye ve şehre bir borcum var ve ben bunu ödeyeceğim.

***

Açlığın ve tokluğun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Aç insana estetiği ve aşkı anlatamazsınız. Tok insana da açlığı ve yokluğu. Ben, kimseye bir şey anlatma ihtiyacında olmamaya çalışıyorum. Sadece bildiğim gibi hayatı okuyor ve yaşıyorum. Beynimi ve ruhumu kimseye kiralık vermiyorum.

***

Karadeniz coğrafyası; denize paralel uzanan dağların gölgesinde, dinmeyen yağmurlar altında büyümüş, dirençli, çalışkan ve tez canlı insanların coğrafyasıdır. Karadeniz insanı çok az şeyin önünde eğilir. Bunlardan biri de yağmurdur. Orada yağmur sesi altında herkes kendi ömrünün hırkasını örmüştür. Ama şimdi çoğunluk, siyaset örgüsünün içine girip kendi değerlerine yabancılaşmış ve hatta terk etmiştir; küçük menfaatler için.

Olabildiğince bu örgünün içinde olmamaya çalışıyorum. Yaptığım işlerle mesaj vermek en güzeli. Sadece laf ve bıyık ile kuru milliyetçilik olmuyor. Ceplerini doldurduktan sonra din, vatan-millet sevdalığını anlatmakla da olmuyor. Ve sosyal adaleti savunup bilim ve sanat deyip hiçbir şey üretmeyen, kendi kastını oluşturan sosyal demokratlıkla da olmuyor, olmuyor, olmuyor...

***

Hükmedenin değil, hükmettiğiniz hayatın şövalyesi olun. Kılıcınızı, alanınıza girip sizi yargılayanlara çekin. Ama öldürmeyin, ruhuna saplayın sözcüklerinizi. Bizim kılıcımız ürettiklerimiz ve sözcüklerimizdir. Kısaca; üretmeyen hiçbir düşünceye saygım yok. Herkes görünürde çok samimi ama herkeste bir hesap var. Ben de artık hesap yapacağım! Çay içmeyeceğim bugün. Filtre kahve içeceğim artık!