Yeni bir yapılanma düşüncesiyle yola çıkan Trabzonspor’dan elbette kimse fazla bir şey beklemiyordu.
Gelecek sezon şampiyonluğu oynayabilecek bir takımın temellerini atmak, bunun için de önce ekonomiyi düzeltmek vaadi camiaya mantıklı gelmişti.
En hayalperestimiz bile 4 ile 6.’lık arasındaki bir dereceyi bu yıl için yeterli görüyordu.
Ve hatta, “Bu yılki kadrodan gelecek sezona direkt oynayabilecek 6-7 oyuncu aktaralım, o bile yeter” düşüncesinde olanlar hiç de az değildi..
O yüzden kronikleşen kötü sonuçlar da sineye çekiliyor zaten..
Yetkililerin “Biraz sabredin her şey iyi olacak” söylemleri çoğunluk tarafından ister istemez kabul görüyor..
***
Lakin fazla şey beklememek demek, bugünkü tabloyu yaşamak demek değildir.
11. hafta itibariyle 11 puan toplayıp 10 puanlı küme hattının 1 puan üzerinde 13. sırada ancak yer bulabilen bir Trabzonspor izlemek hiç değildir.
Eğer bu takım, iddialı transferlere rağmen 11 maçta ancak 7 gol atabilmişse, bu gollerden sadece biri, o da boş kaleye olmak üzere forvet oyuncuları tarafından kaydedilmişse..
Kaptan Onur’un kurtardıklarına rağmen 11 maçta 17 gol yemişse, bütün bunlar hakemlere bağlanarak açıklanamaz..
Elbette bu sonuçta hakemlerin çok büyük payı vardır ve biz de bunları sürekli dile getiriyoruz..
Bu adamların düdük çaldıkları her maçta Trabzonspor’u katletmeyi adeta görev addettiklerini yazıp duruyoruz..
Ancak, gelinen noktadaki çok kötü durum sadece hakemlerin marifetiyle oluşmamıştır..
Doğru konuşmak için eğri oturmak gerekmez diyelim, şunu soralım;
Bu kötü tabloda teknik kadro ve oyuncularımızın hiç mi kabahati yoktur?
Ya da yeni yapılanmanın temel taşları olarak ileri dönük umutlarla sahaya sürdüklerimizden kaçı için bu umutlarımız devam ediyor?
En azından gelecek sezon için düşündüğümüz Trabzonspor’da bunlardan kaç tanesine gözü kapalı, banko diyerek forma verebiliriz?
Cevapları kolaydır ama kolay kolay cevap verilemeyecek sorulardır bunlar!