<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Karadeniz'de Sonnokta Gazetesi</title>
    <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr</link>
    <description>Bölgenin en özgür ve en güçlü sesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 06:23:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel İmperial Hastanesi kanserinde erken tanının önemine vurgu yaptı]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ozel-imperial-hastanesi-kanserinde-erken-taninin-onemine-vurgu-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ozel-imperial-hastanesi-kanserinde-erken-taninin-onemine-vurgu-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel İmperial Hastanesi ve Umut ve Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Kanserle Mücadelede Umut Işığında Daha da Güçleniyoruz" temalı toplantıda, meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Toplantıda söz alan Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Topsakal, meme kanserine yönelik erken teşhisin önemine vurgu yaparken Özel İmperial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek AYDIN ERDOĞAN, "HPV Korunma Yolları”, Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Adnan Çalık, "Erken Tanı; Meme ve Hayat Kurtarır!", Radyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Soytürk "Meme Kanseri Teşhisinde Mamografi ve Ultrasonografinin Yeri" üzerine kendi alanlarında sunum yaptı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe MÜSELLİM “Umut Veren Hikayeler” bölümünde kanserle mücadelede başarı hikayesini paylaştı.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek Aydın, "Kadınların yüzde 80'i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez HPV virüsüne maruz kalmaktadır. Bunların yüzde 20 sinde HPV görülür. HPV virüsüne maruz kalmak serviks kanser riskini yüzde 40 artırır" diye konuştu.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, "Meme kanserleri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Yaklaşık kanser türlerinin yüzde 45'i. Bunu çok ciddiye almak lazım. Meme kanseri, erken tanındığında tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşıyor. Erken tanı konulan kadınların yüzde 90'ı tamamen iyileşiyor" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 11 03 At 11.33.56" height="400" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/11/whatsapp-image-2025-11-03-at-113356.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Soytürk, "Erken dönemde teşhis önemli. Zaten geç dönemde bunu teşhis etmek hiç de zor değil. Mamografi meme kanserinin erken teşhisinde yararı gösterilmiş tek görüntüleme yöntemidir. Tarama amaçlı mamografinin mortaliteyi ortalama yüzde 3 oranında azalttığı kabul edilmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki "Her dört dakikada bir kadın meme kanserine yakalanıyor. En fazla çalışılan kanser türü, yüzde 95 kurtulabilen bir kanser türü. O bakımdan şanslıyız. Oysa erken teşhis edildiğinde son derece tedavi edilebilir bir hastalık" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantının ardından canlı müzik eşliğinde eğlenceli vakit geçiren hastalar, renkli görüntüler oluşturdu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 11 03 At 11.33.55" height="400" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/11/whatsapp-image-2025-11-03-at-113355.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK, TRABZON</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ozel-imperial-hastanesi-kanserinde-erken-taninin-onemine-vurgu-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/11/whatsapp-image-2025-11-03-at-113354.jpeg" type="image/jpeg" length="95314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken Teşhis ve Doğru Tedavi Hayat Kalitesini Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/erken-teshis-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/erken-teshis-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KTÜ Farabi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Çakır, bel fıtığının toplumda oldukça sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirterek erken tanı ve uygun tedavinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Çakır, omurga kemikleri arasındaki disklerin yaşlanma, travma, aşırı yüklenme gibi nedenlerle zaman içinde yıpranabildiğini ifade ederek şunları söyledi:</p>

<p>“Disklerin dış kısmı zayıflayıp içteki jelimsi yapı dışarı taştığında çevredeki sinirler üzerinde baskı oluşur. Bu baskı da bel ve bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk veya kas güçsüzlüğü gibi şikâyetlere yol açar. Özellikle öne eğilme, öksürme gibi hareketlerle ağrının artması tipik bulgulardandır.”</p>

<p><strong>“Ani Güçsüzlük Ciddi Belirti Olabilir”</strong></p>

<p>Prof. Dr. Çakır, bazı durumlarda tabloya idrar kaçırma veya his kaybı gibi ciddi belirtilerin de eşlik edebileceğini vurgulayarak, bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Bel fıtığı gelişiminde yaşlanma, ağır yük kaldırma, uzun süreli oturma, hareketsiz yaşam, duruş bozuklukları, obezite ve sigara kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Çakır, “Yanlış yük kaldırma teknikleri, mesleki zorlanmalar veya ani hareketler diskin yapısını bozarak fıtıklaşmaya yol açabilir. Günlük yaşamda doğru duruşu korumak, düzenli egzersiz yapmak ve kilo kontrolü sağlamak koruyucu önlemler açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Tanı ve Tedavi Süreci Kişiye Özeldir"</strong></p>

<p>Bel fıtığı tanısında detaylı nörolojik muayenenin yanı sıra MRG, BT ve EMG gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Çakır, “Her hastada tedavi planı kişiye özel olarak belirlenmelidir. Sinir basısının şiddetine göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ya da cerrahi seçenekleri gündeme gelebilir” dedi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 24 At 09.21.25" height="400" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-24-at-092125.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Cerrahi Tedavide Amaç: Sinirleri Rahatlatmak"</strong></p>

<p>Cerrahi tedavide temel amacın sinir dokusu üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Çakır, “Ameliyatlarda mikroskop veya endoskop destekli yöntemlerle sinir kanalına ulaşılır ve fıtıklaşan disk parçaları temizlenir. Bu sayede sinirler üzerindeki bası kaldırılarak hastanın ağrısız şekilde yaşamına dönmesi hedeflenir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Ameliyat sonrası süreçte hastaların genellikle kısa sürede mobilize edildiğini belirten Prof. Dr. Çakır, yara bakımı, ilaç kullanımı ve kontrollere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. “İyileşme döneminde sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, zorlayıcı hareketlerden kaçınmak ve gerekirse fizik tedavi desteği almak süreci hızlandırır” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Ertuğrul Çakır, bel fıtığı belirtileri yaşayan bireylerin kendi kendine tedavi yöntemlerine başvurmadan mutlaka uzman bir hekime başvurmaları gerektiğini hatırlatarak, “Doğru zamanda, doğru tedaviyle hastaların büyük bölümü sağlığına kavuşmaktadır,” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK, TRABZON</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/erken-teshis-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-24-at-092124-1.jpeg" type="image/jpeg" length="63786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme kaybı Alzheimer'i tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/isitme-kaybi-alzheimeri-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/isitme-kaybi-alzheimeri-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>- Op. Dr. Ömer Korkmaz:"Araştırmalar, işitme kaybının Alzheimer hastalığı riskini yüzde 10-15 oranında artırabileceğini ortaya koyuyor"<br />
İşitme kaybının ciddi bir sağlık sorunu olduğu belirtilerek sosyalleşmeyi olumsuz yönde etkilediği kaydedildi.<br />
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Korkmaz, belirli düzeydeki işitme kayıplarının bireylerin sosyal yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek bu durum da Alzheimer riskini artırdığını kaydederek uyarılarda bulundu.<br />
Birçok kişinin işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçındığına dikkat çeken Korkmaz "Belirli düzeydeki işitme kayıpları, bireylerin sosyalleşmesini olumsuz etkileyebilir. Kişi zamanla diyaloğa girmekten kaçınır ve iletişimi zayıflar. Bu durum, araştırmalara göre Alzheimer hastalığı riskini yüzde 10-15 oranında artırabilir. Ancak birçok kişi işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçınır. Oysa işitme kaybı, yalnızca sosyal hayatı değil, kişinin güvenliğini de tehlikeye atabilir. Örneğin, sokakta yürürken korna sesi gibi uyarıları duyamamak ciddi kazalara yol açabilir. Dolaylı olarak bu durum da Alzheimer riskini artırabiliyor" dedi.<br />
Gelen hastaların yüzde 20'si vertigo şikâyetiyle geliyor.<br />
Korkmaz, kliniğe gelen hastaların yüzde 20'sinin vertigo şikayeti oluşturduğunu özellikle ileri yaş grubunda daha fazla görüldüğünü kaydederek "Vertigo, halk arasında 'Baş dönmesi' olarak bilinen bir durumdur. Bu durumun altında birçok farklı klinik hastalık oluşturabilir ve nedenleri yaş grubuna göre değişkenlik gösterebilir. İleri yaşlarda görülme sıklığı artar; en sık rastlanan nedeni ise halk arasında 'kristal oynaması' olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) adlı hastalık grubudur. Ancak vertigonun nedeni yalnızca bu değildir. Beyin tümörlerinden çocukluk çağında görülebilecek orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otitis media) özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda geniş farklı hastalık durumu görülebilir. Aslında "vertigo", bir çatı tanımdır; altında çok sayıda hastalık ve farklı neden barındırır. Vertigo, özellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülür. Yaş ilerledikçe, dengeyi sağlayan kompanzasyon mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle hastalar vertigodan daha fazla etkilenir. Klinik belirtiler yaşla birlikte çok değişmese de, baş dönmesine bağlı düşmeler ve kırıklar yaşlı bireylerde daha ciddi ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yaşlılarda vertigo daha büyük önem taşır. Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) tedavisinde, 'repozisyon manevrası' olarak bilinen ve kristallerin yerlerine oturtulmasını amaçlayan özel manevralar kullanılır. Bunun yanında ilaç tedavisiyle de destek sağlanır. Hastalığın nedenine bağlı olarak adaptasyon sürecini hızlandırmak için bazı egzersizler önerilirken, bazı hareketlerden de kaçınılması istenir. Tedavi, tamamen vertigonun altta yatan nedenine göre planlanır. Kulak Burun Boğaz (KBB) polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık yüzde 20'si vertigo şikâyetiyle başvurmaktadır" diye konuştu.<br />
İşitme kayıplarına yol açabilir<br />
Yüksek sesle müzik dinlemenin kulağı olumsuz etkilediğini belirten Korkmaz, "Uzun süre yüksek sese maruz kalmak, iç kulakta kalıcı işitme kayıplarına yol açabilir. Özellikle son zamanlarda gençlerde yaygın olarak görülen kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı, önlenebilir bir risktir. İşitme kayıplarını önlemek adına bu tür alışkanlıklardan kaçınılması önemlidir. Gürültülü ortamlarda çalışan bireylerde ise mutlaka işitme koruyucuları (maskeleme cihazları) kullanılması önerilir. Çünkü fark edilmeden gelişen uzun süreli ses maruziyeti kalıcı işitme kaybına neden olabilir. Yaş ilerledikçe ortaya çıkan işitme kayıpları da çoğunlukla iç kulaktan kaynaklanır. Bu nedenle, belirli bir desibel seviyesinin üzerinde gürültüye maruz kalınan ortamlarda işitme sağlığını koruyacak önlemlerin alınması gereklidir" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/isitme-kaybi-alzheimeri-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-17-at-130452.jpeg" type="image/jpeg" length="54725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimlerine yönelik “Güncel Tedavi Yaklaşımları” programı düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/aile-hekimlerine-yonelik-guncel-tedavi-yaklasimlari-programi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/aile-hekimlerine-yonelik-guncel-tedavi-yaklasimlari-programi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel İmperial Hastanesi öncülüğünde Trabzon Aile Hekimleri Derneği(TRAHED) ile birlikte düzenlenen 'Güncel Tedavi Yaklaşımları' konulu program aile hekimlerinin katılımıyla yapıldı.<br />
Moderatörlüğünü Trabzon Aile Hekimleri Derneği (TRAHED) Başkanı Dr. Hakan Uzun ve Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek’in yaptığı programda, Özel İmperial Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay, Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay kendi alanlarında birer sunum yaptı.<br />
İlk olarak Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, "Koroner Arter Hastalığı ve Hipertansiyon" üzerine bir konuşma yaptı. Çiçek, dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebinin kardiyovasküler sistem hastalıkları olduğu kaydederek "Dünyada 75 yaş altı ölümlerin en sık sebebi kardiyovasküler sistem hastalıkları. Risk faktörleri arasında en sık olanları hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara, yaş, stres, hareketsizliği sayabiliriz" diye konuştu.<br />
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Betül Önal Günay’da "Kırmızı Göz" konulu bir sunum yaparak "Tanım olarak kırmızı göz, gözün beyaz görünen kısmının kırmızı olmasına sebep olan durumların tümü olarak adlandırılabilir" dedi<br />
Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Serkan Tayar ise "Obezite Cerrahisinin kronik hastalıklara etkisi" üzerine bir konuşma yaparak "Obezite çağımızın sorunu. Özellikle pandemiden sonra obezite iyice pik yaptı. Maalesef Avrupa’da obizetede Türkiye şu anda birinci sırada dünyada da 17 sıradayız. Bu da gerçekten bizim için çok önemli bir hastalık olduğunu söylemek istiyorum" diye konuştu.<br />
Son olarak Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doğukan Atabay, "Ameliyatsız Tiroid Tedavisi" üzerine bir konuşma yaparken programda konuşmacılara günün anısına plaket takdimi yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 13 At 10.04.45 (1)" height="400" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-13-at-100445-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/aile-hekimlerine-yonelik-guncel-tedavi-yaklasimlari-programi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-13-at-100445.jpeg" type="image/jpeg" length="62182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haçkalı Baba Devlet Hastanesi'nden anlamlı etkinlik]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/hackali-baba-devlet-hastanesinden-anlamli-etkinlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/hackali-baba-devlet-hastanesinden-anlamli-etkinlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haçkalı Baba Devlet Hastanesi'nden anlamlı etkinlik  “Doğal Olan Normaldir”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1–7 Ekim Emzirme Haftası &amp; Doğal Doğum Farkındalık Etkinliği</p>

<p>Her yıl 1–7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Emzirme Haftası, anneleri, babaları ve toplumu anne sütünün önemi konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.<br />
Anne sütü; bebeğin bağışıklığını güçlendirir, ruhsal ve fiziksel gelişimini destekler, anne ile bebek arasında eşsiz bir bağ kurar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yıl, Emzirme Haftası’nı “Doğal Olan Normaldir” temasıyla birleştirerek doğal ve normal doğumun önemine dikkat çekiyoruz.<br />
Kadının bedenine, doğanın dengesine ve anneliğin gücüne inanan bir anlayışla, müdahalesiz, güvenli ve bilinçli doğumu destekliyoruz</p>

<p>Trabzon Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesi Gebe Okulu ve Ebe Polikliniği olarak düzenlemiş olduğu etkinlikte kurulan stantta hastanemize gelen anne ve anne adaylarına emzirme teknikleri, emzirmenin bebeğe ve anneye faydaları ve anne sütünün faydaları hakkında bilgiler verildi. Öte yandan standı ziyarette bulunan hastane Başhekimi Op.Dr İsmail Yükünç Başhekim yardımcıları Dr. Osman BULUT ,Uzm. Dr. Habibe ŞEN, İdari ve Mali İşler Müdürü Erdal Değirmenci ,İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcıları Yaşar ASLAN ve Ufuk ALTINBAŞ, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Asiye YEŞİLYURT, Kadın Doğum Uzmanları, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları Hastane yönetimi eşliğinde anne ve anne adaylarına bilgilendirme broşürleri ve çeşitli hediyeler dağıttı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/hackali-baba-devlet-hastanesinden-anlamli-etkinlik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/10/basliksiz-1-11.jpg" type="image/jpeg" length="46601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HER GÖNÜLLÜYE 500 TL HEDİYE]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/her-gonulluye-500-tl-hediye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/her-gonulluye-500-tl-hediye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akçaabat’ta düzenlenen kan bağışı kampanyasında her gönüllüye 500 TL değerinde alışveriş kuponu hediye</p>

<p><br />
'Birbirimize candan bağlıyız'</p>

<p>Türk Kızılay ile Güntaş AVM işbirliğinde Trabzon Akçaabat'ta 'Birbirimizden candan bağlıyız' mottosu ile kan bağış kampanyası düzenlendi. Atatürk Parkındaki etkinlikte kan bağışında bulunan herkese Güntaş AVM'lerde geçerli 500 TL'lik hediye çeki veriliyor.</p>

<p>“BU KAMPANYA HASTALARA UMUT OLACAK”</p>

<p>Açılışta konuşan Türk Kızılay Akçaabat Şube Başkanı Saadettin Balcı, yaz aylarında düşen kan bağışlarına dikkat çekerek, bu kampanyanın 40’a yakın hastanede tedavi gören hastalara umut olacağını vurguladı. Balcı, “Değerli iş insanlarımızın katkısıyla, toplum yararına bu tür kampanyaları sürdürüyoruz. Bu hafta Özgüneş ailesinin katkılarıyla düzenlenen kampanyamız, birçok hasta için şifa anlamı taşıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“EN GÜZEL HAYIR, KIZILAY’A YAPILANDIR”</p>

<p>Özgüneş Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Halis Güneş, kampanyaya destek vermekten gurur duyduklarını belirterek, “Bugün Kızılay’ın kan kampanyasına Özgüneş ve Güntaş ailesi olarak katılıyoruz. Bu işi burada başlatan Erbaşaranlar Şirketler Grubu yönetim kurulu başkanı Akçaabatlılar Vakfı Başkanı Yaşar Erbaşaran’a da teşekkür ediyoruz. Biz de Güntaş ailesi olarak kan bağış kampanyasına destek vermeye gayret ettik. Burada tüm esnaf kardeşlerimizle Kızılay’la haşır neşir olmasını Kızılay’ın kampanyasını takip etmesini arzuluyoruz. Hastalara en güzel hayır, Kızılay’a yapılan hayırdır. Hastaların duasını almak. Allah her esnafa herkese nasip eylesin. Ben, bugün kan vermek için 3-4 gündür kullandığım ilacımı kestim, özellikle bugün kan vermek için. Bir hastanın inşallah hayır duasını alırız. Yeter ki kimse hasta olmasın. Kızılay başkanı Saadettin Balcı'ya doktor Dila hanıma Hatice hanıma tüm ekibe teşekkür ediyoruz. İnşallah güzel bir kampanya olur. İnşallah hastalara şifa olur” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 09 08 At 20.53.17" height="540" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/09/whatsapp-image-2025-09-08-at-205317.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="720" /></p>

<p>“KIZILAY CAN SİPERANE ÇALIŞIYOR”</p>

<p>Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar ise, Kızılay’ın Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olduğuna dikkat çekerek, “Kızılay, ülkemizin en köklü kurumların başında geliyor. En sıkıntılı ve en ihtiyaç duyduğumuz anlarda vatandaşımızın yanında olan bir kurum olarak bizler için önemli bir kurumdur. Böyle köklü bir kurumun ülkemizdeki kan ihtiyacına duyarsız kalması mümkün değil. Kızılay, ülkemizdeki yıllık 3 milyonun üzerindeki kan ihtiyacının yaklaşık %97’sini karşılamaktadır. Akçaabat’ta görev yaptığım süre boyunca, Kızılay’ın burada ne kadar özverili çalıştığına bizzat şahit oldum” ifadesine yer verdi. Etkinlik sonunda, kampanyaya katkılarından dolayı Halis Güneş’e bir teşekkür plaketi takdim edildi. Ayrıca birçok kamu personeli ve vatandaş da kan vererek kampanyaya destek sağladı. Açılış programı, İl Müftü Yardımcısı Mehmet Cebeci’nin duası ile sona erdi. Programa Özgüneş Yönetim Kurulu Başkanı Halis Güneş, Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Belediye Başkan vekili Davut Gerigelmez, iş insanları Aydın Birincioğlu, Vedat Akgün, Akçaabatlılar Vakfı Başkanı Yaşar Erbaşaran, Akçaabat Esnaf Odası Başkanı Yaşar Sivrikaya, siyasiler, STK temsilcileri ve kurum amirleri de katılarak destek oldular.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 09 08 At 20.53.18" height="540" src="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/09/whatsapp-image-2025-09-08-at-205318.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="720" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/her-gonulluye-500-tl-hediye</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Sep 2025 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/09/whatsapp-image-2025-09-08-at-205317-1.jpeg" type="image/jpeg" length="67110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Adnan Çalık: "Kanser kelimesi eskisi gibi ‘son’ anlamına gelmiyor"]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/prof-dr-adnan-calik-kanser-kelimesi-eskisi-gibi-son-anlamina-gelmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/prof-dr-adnan-calik-kanser-kelimesi-eskisi-gibi-son-anlamina-gelmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser kelimesinin eskisi gibi bir ’son’ anlamına gelmediği, eskiden ölümcül olan birçok kanser türünün bugün uzun süreli kontrol altına alınabildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, 30 yıl önce birçok kanser için tedavi şansının oldukça sınırlıyken, bugün pek çok tipte sağ kalım oranının 1,5 ila 2 kat arttığını söyledi.</p>

<p>Son 30 yılda kanser tedavilerinde başarı oranının ciddi bir şekilde artığını kaydeden Çalık, "Son 30 yılda (1995 - 2025) kanser tedavilerinde başarı oranı ciddi şekilde arttı. Bu artışı ölçmek için genelde 5 yıllık sağ kalım oranları kullanılır. Dünya genelinde ve Türkiye’deki verilerde genel sağ kalım oranı artışı; 1990’larda tüm kanserlerde 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 50. Günümüzde (2020’ler) tüm kanserlerde yüzde 68-70. Tedavi başarısında yaklaşık yüzde 18-20’lik mutlak artış var. Erken tanı yöntemleri (mamografi, kolonoskopi, düşük doz BT ile akciğer taraması), cerrahi tekniklerde ilerleme (laparoskopik ve robotik cerrahi), radyoterapi optimizasyonu (IMRT, stereotaktik RT), Kemoterapi protokollerinin iyileştirilmesi, hedefe yönelik tedaviler (ör. HER2 pozitif meme kanseri için trastuzumab) İmmünoterapiler (checkpoint inhibitörleri, CAR-T hücre tedavileri) ve kişiselleştirilmiş onkoloji (genetik ve moleküler biyobelirteçlere dayalı) kanserlerde tedavi sürecini pozitif etkiliyor" dedi.</p>

<p>Yaklaşık 30 yıl öncesine göre kanser vakalarında sağ kalım oranının 1,5-2 kat arttığına dikkat çeken Çalık, "30 yıl önce birçok kanser için tedavi şansı oldukça sınırlıyken, bugün pek çok tipte sağ kalım oranı 1,5 ila 2 kat arttı. Özellikle meme, prostat, hematolojik kanserlerde dramatik ilerleme var; akciğer ve pankreas gibi kanserlerde ise artış daha sınırlı ama son 10 yılda immünoterapi ile hızlı bir yükseliş var. Bu çok önemli bir nokta. ’Kanser’ kelimesi hâlâ toplumda ölümle eş anlamlı algılanıyor ama bu algı günümüzde tıbbi gerçeklikle tamamen örtüşmüyor. Kanser, her zaman ölüm değil. Son 30 yılda tedavi başarısı dramatik biçimde arttı. Meme, prostat, tiroit, cilt kanserleri gibi birçok türde 5 yıllık sağ kalım yüzde 85-95’e ulaştı. Çocukluk çağı lösemilerinde başarı oranı yüzde 90’ın üzerinde. Erken evrede yakalanan birçok kanserde tamamen iyileşme mümkün" diye konuştu.</p>

<p>Bazı kanser türlerinde iyileşme oranları gripten bile daha yüksek hale geldi</p>

<p>Bazı türlerde iyileşme oranları gripten bile daha yüksek hale geldiğini belirten Çalık, kanser kelimesinin eskisi gibi ‘son’ anlamına gelmediğini belirterek "Eskiden ölümcül olan birçok kanser, bugün uzun süreli kontrol altına alınabiliyor. Erken teşhis, başarı oranını katlıyor. Tarama programlarına katılım hayat kurtarıyor. Meme, kolon, rahim ağzı kanserlerinde bu çok belirgin. Tedavi yöntemleri çok gelişti. İmmünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve minimal invaziv cerrahiyle yan etkiler azaldı, yaşam kalitesi arttı. Kanser kelimesi eskisi gibi ‘son’ anlamına gelmiyor. Bazı türlerde iyileşme oranları gripten bile daha yüksek hale geldi (ör. erken tiroit kanseri) Yaşam beklentisi uzadı, umut çok daha güçlü. Günümüzde bazı ileri evre hastalarda bile 5-10 yıl yaşam olasılığı mümkün, bu bir devrim" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/prof-dr-adnan-calik-kanser-kelimesi-eskisi-gibi-son-anlamina-gelmiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2025/09/d-s-c06593-edit.jpg" type="image/jpeg" length="74013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Estetik uzmanı açıkladı: "Yüz gençleştirme operasyonlarına talepte artış söz konusu"]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/estetik-uzmani-acikladi-yuz-genclestirme-operasyonlarina-talepte-artis-soz-konusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/estetik-uzmani-acikladi-yuz-genclestirme-operasyonlarina-talepte-artis-soz-konusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş yüz gençleştirme operasyonları ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Ünlü estetikçi Prof. Dr. Hayati Akbaş, yüz gençleştirme operasyonları için başvuranların sayısında belirgin bir artış olduğunu, insanların aynaya baktıklarında daha iyi görünme arzusu ve etraftan aldıkları tepkileri daha olumluya çevirme arzusundan dolayı plastik cerrahlara başvurduklarını söyledi.<br />
&nbsp;Prof. Dr. Akbaş yüz gençleştirme ameliyatlarının son yıllarda çok fazla bilinir olduğunu ifade ederek, "Yüz gençleştirme operasyonları son yıllarda çok fazla bilinir, çok daha fazla görülür, çok daha fazla talep edilir hale geldi. Bunun birçok sebebi var. Günümüzde ortalama yaşam süresi önceki dönemlere göre daha da uzadı. Bundan 30 yıl önce ortalama yaşam süresi 60 civarındayken bugün ortalama yaşam süresi 80’li yaşlara kadar dayandı. 20 - 30 yıl önceye kadar kıyaslandığında insanların ekonomik refah seviyeleri önceki dönemlere göre kısmen daha iyi olmuştur. İnsanlar aynaya baktıklarında daha iyi görünme arzusu, etraftan aldıkları tepkileri daha olumluya çevirme arzusu ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle plastik cerrahlara yüz gençleştirme operasyonları için başvuranların sayısında belirgin bir artış söz konusudur. Yüz gençleştirme operasyonları için başvuran hastaların bir kısmına estetik operasyon rahatlıkla yapılırken, çokta güzel sonuçlar alınırken bir kısmına ise estetik ameliyat yapma konusunda dikkatli olmakta fayda vardır. İleri yaşa gelmiş, 70, 80 yaşına gelsin, sağlıkla ilgili birçok problemi olan insanda eğer anestezi veya genel sağlık durumu ile ilgili bir takım riskler görülürse yüz gençleştirme ameliyatı iptal edilebilir. Kan hastalıkları gibi, yara iyileşmesi gibi hastalıkları olan insanlara da yine iptal edebiliriz. Bir diğer durum ise gerçekçi olmayan beklentilerdir. 75 - 80 yaşına gelmiştir fakat hayali 25 -30 yaşlarındaki bir insanın görüntüsü ile gözükme arzusudur. 75 yaşında bir insan 25 yaşındaki bir insan gibi olmak istiyorum gibi gerçekçi olmayan bir beklenti ile bir plastik cerrahi uzmanına başvurursa doktor ameliyat etmekte tereddüt edebilir ve etmelidir. Uygun seçilmiş hastalarda yüz germe ameliyatları rahatlıkla yapılabilirken bazılarında dikkatli olmak gerekir. Bazılarına ise psikolojik desteklerle hastanın günlük hayatına adapte olması ve yaşamını sürdürmesi sağlanmalıdır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/estetik-uzmani-acikladi-yuz-genclestirme-operasyonlarina-talepte-artis-soz-konusu</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Feb 2024 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/aw140031-01.jpg" type="image/jpeg" length="99073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı uyardı: "Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor"]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-uyardi-ani-sicaklik-degisimleri-hastaliklari-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-uyardi-ani-sicaklik-degisimleri-hastaliklari-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, “Şubat ayı olmasına rağmen sıcaklık yükseliyor akşamları ise düşüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan günlerde hava sıcaklığı öğleden sonra artabiliyor ya da bir gün hava güneşli iken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor. Bu ani sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor" dedi.<br />
Havaların bir ısınıp bir soğumasından dolayı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzm. Dr. Özkan Akyol, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini dile getiren Uzm. Dr. Akyol, "Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan gün, öğle saatlerinde çok fazla sıcak devam edebiliyor ya da bir gün hava güneşli ve çok sıcakken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor.. Bu sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Sıcaklık değişimleri sindirim sistemimizi, duygu durumumuzu dahi etkilerken başka birçok hastalığı da tetikleyebiliyor. Hava değişiklikleri sebebiyle yaşanan problemlere karşı bazı önlemler almak sağlığımız için etkili olacaktır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Alerjik astımı olanlar dikkat etmeli"</strong><br />
Sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu şikâyetlere dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Mevsimsel değişiklikler yılın son aylarında hayatımızı daha fazla etkiliyor. Bu aylarda özellikle alerjik astım, KOAH, grip, nezle gibi solunum yolu hastalıkları artış göstermektedir. Alerjik astımı olan kişiler mutlaka kendini çok iyi korumalıdır. Sıcaklığın ani değişmesi öksürük, nefes darlığı, solunum yolu problemi, hayat konforumuzu etkileyecek burun tıkanıkları gibi problemleri artırmaktadır. Viral enfeksiyon hastalıkları çokça karşılaştığımız durumlardır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"65 yaş üstü kişiler yıllık aşılarını ihmal etmemeli"</strong><br />
Özellikle 65 yaş üstü kişiler, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kalabalık ortamda çalışanları uyaran Dr. Akyol, şunları söyledi: "Bu kişiler için mevsim geçişi hastalıklarının ilk adresidir. Bazı önlemler alınması hastalıklardan korunmada fayda sağlayacaktır. Öncelikle soğuk havalara karşı korunaklı giyinmeli ve uzun süre soğuğa maruz kalınmamalıdır. Soğuk havaya göre giyinirken günün ilerleyen saatlerinde havanın ısınabileceğine göz önüne alarak aşırı kalın giyinmemek de önemlidir. Bu ay seyreden yüksek sıcaklık kişilerin ince giyinmesine sebep oluyor, unutmamalıyız ki kış mevsimindeyiz ve Şubat ayındayız. Bir artan bir düşen sıcaklıklar sağlığımız için problem oluşturmaktadır. 65 yaş üstü kişiler mutlaka yıllık aşılarını yaptırmalıdır. Astım, KOAH gibi hastalığı olanlar doktor takiplerini ihmal etmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları tedavilerini düzenli yaptırmalıdır. Bol lifli gıdalar tüketmeli ve doğal beslenmelidirler. Bol su tüketimi çok önemlidir. Spor ve bedensel aktiviteler sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak zihinsel ve bedensel olarak kişiye katkı sağlar. Bu önlemlerin alınması, kendimizi salgın ve hastalıklara karşı korumamızda çok büyük fayda sağlayacaktır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/ic-hastaliklari-uzmani-uyardi-ani-sicaklik-degisimleri-hastaliklari-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Feb 2024 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/aw140029-01.jpg" type="image/jpeg" length="62143"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite şeker hastalığını tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/obezite-seker-hastaligini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/obezite-seker-hastaligini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Recep Aktimur, obezinetin şeker hastalığını tetiklediğini söyleyerek, uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Liv Hospital Samsun Genel Cerrahi Kliniği’nden Prof. Dr. Recep Aktimur, obezite hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Tip 2 diyabet ile obezite arasında çok yakın bir ilişki olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Recep Aktimur, “Tip 2 diyabet yani şeker hastalığı, vücutta üretilen insülinin verimli kullanılamamasına bağlı olarak kanda yüksek şeker değerleri bulunmasına yol açan kronik bir hastalıktır. Hormonlar, sinirsel faktörler ve çevresel etkenler hastalığın seyrinde önemlidir. Özellikle obezite, tip 2 diyabet gelişiminde en önemli etkenlerden biridir” dedi.<br />
<br />
<strong>“Obezite bireyi mutsuzluğa yöneltebilir”</strong><br />
Klasik tabiriyle vücuttaki yağ oranının artmasının obezite olarak tanımlandığını söyleyen Prof. Dr. Recep Aktimur, “Ancak bizim uğraştığımız tehlike bu klasik tabirlerin çok daha üstünde toplumsal bir probleme yol açmaktadır. Uzun süredir obezite cerrahisiyle ilgilenen bir cerrah olarak ben obezitenin en büyük belirtilerini mutsuzluk ve kişinin kendine olan sevgisini kaybetmesi olarak tanımlayabilirim. Öyle ki, ameliyat ettiğim hastalarımda diğer tüm fiziksel değişimlerin yanında en çok bu iki değişime dikkat ederim. Hayatta bulunma amaçlarımızdan birisi mutlu olmak ise ve kendimizi sevmeden de mutlu olamıyorsak, obeziteyi diğer tüm sağlık problemlerinin üstünde bir psikolojik deformasyona sebep olduğu için bile çok önemsemeliyiz” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Ailesinde diyabet olanlar risk altında”</strong><br />
Obezite ve tip 2 diyabet ilişkisinden bahseden Prof. Dr. Recep Aktimur, “Tip 2 diyabet ile obezite arasında çok yakın bir ilişki vardır. Tip 2 diyabet yani şeker hastalığı, vücutta üretilen insülinin verimli kullanılamamasına bağlı olarak kanda yüksek şeker değerleri bulunmasına yol açan kronik (uzun seyirli) bir hastalıktır. Hormonlar, sinirsel faktörler ve çevresel etkenler hastalığın seyrinde önemlidir. Özellikle obezite, tip 2 diyabet gelişiminde en önemli etkenlerden biridir. Ailesinde diyabet hastalığı bulunan kişiler kilo aldığında hastalık için risk grubuna girerler. Uyguladığımız ameliyatlar obezite ve obezite ile çok yakın ilişkisi bulunan tip 2 diyabetin bilinen en verimli çözümü olarak yıllar önce çaresiz kaldığımızı düşündüğümüz bu hastalıklar için çığır açmışlardır” şeklinde konuştu.<br />
Beslenme düzenine de dikkat çeken Aktimur, şunları söyledi:<br />
“Bizim neslimiz gıda teknolojisi ve sunumunda en büyük reformu görmüş ve ne yazık ki rafine gıdaların zararını da en yıkıcı şekilde hissetmiştir. Çocukluğumuzda bu kadar fazla diyabet hastası görmediğimizi hepimiz hatırlarız. Kilolu insan sayısı da bu kadar fazla değildi. Sağlıklı ve dengeli beslenme ameliyat olsun ya da olmasın hepimizin odak noktası olmalıdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/obezite-seker-hastaligini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/aw136750-01.jpg" type="image/jpeg" length="48191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anksiyete bozukluğu genç yaşlarda ortaya çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/anksiyete-bozuklugu-genc-yaslarda-ortaya-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/anksiyete-bozuklugu-genc-yaslarda-ortaya-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Hilal Dost, anksiyete (kaygı) bozukluğunun genç yaşlarda ortaya çıktığını ve kadınlarda erkeklerden 2 katı daha fazla görüldüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağın hastalıklarından olan kaygı bozukluğu özellikle gençlerde ve kadınlarda sıklıkla görülüyor. Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Psikiyatri Uzmanı Dr. Hilal Dost, psikolojik bir rahatsızlık olan kaygı bozukluğunun tedavi edilebilen bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, uyarılarda bulundu.<br />
<br />
“Anksiyete bozukluğu genç yaşlarda ortaya çıkıyor”<br />
Anksiyetenin dünya nüfusunun yaklaşın yüzde 10’unu etkileyen bir rahatsızlık olduğunun altını çizen Medicana Intarnational Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Hilal Dost, “Kaygı bozukluğu rahatsızlıklarının bireylerde daha çok genç yaşlarda ortaya çıktığı uzun yıllar yapılan araştırmalar sonrası tespit edildi. Ayrıca kadınlarda erkeklerden 2 katı daha fazla görüldüğü ortaya konuldu. Anksiyete, kişinin gündelik hayatta karşılaştığı ve çevresinde yaşadığı olumsuzluğa bağlı olarak hissettiği, bazen hiç bir uyarı olmaksızın da kendiliğinden ortaya çıkabilen kaygı, stres, huzursuzluk hali, baskı altında hissetme gibi genel bir psikolojik durum. Kaygı bozukluğu günümüzde artık stres, huzursuzluk, paniğin yerini alır hale geldi. Zaman zaman günlük hayatımızda yaşadığımız strese bağlı olarak anksiyete dediğimiz durumu kendimizde huzursuzluk, gerginlik, bunalmış gibi hissedebiliriz” dedi.<br />
<br />
“Anksiyete bozukluğu tedavisi olan bir sağlık sorunudur”<br />
Hatalığın tedavisinin olduğunu ifade eden Dr. Hilal Dost, “Kaygı bozukluğu tanısında kişinin işlevselliğini bozması, günlük hayatını etkilemesi, içinde sürekli bir gerginlik, huzursuzluk hali, sürekli kendini baskı içinde hissetmesi gibi ve bunlarda baş etmede sorunlar yaşaması, işe gitmede zorlanması, ev işlerinde yapmakta güçlük çekmesi ve kişiler arasında bozulma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Anksiyete bozukluğu tedavisi olan bir sağlık sorunudur. Hastalar başta psikiyatri uzmanına umutsuz, sanki toparlayamayacak, iyi olmayacaklar gibi gelmekteler. Çünkü sürekli bir evham halinde, endişeli, düşünceli hali, devamlı en kötüsünü akla getirme gibi durumları hissetmektedirler. Bu da anksiyete bozukluğunun tanısıdır. Tedavide hastanın durumuna göre düzenli terapi uygulamaktayız. Terapi hastalarda çabuk sonuç aldığımız tedavi yöntemidir. İlaç tedavisi gerektiren durumlarda ise hastanın yaşadığı sorunlara göre programlama yapılmaktadır. Bu anlamda belirtilerin 1 ya da bir kaçını yaşayanlar mutlaka bir psikiyatri uzmanına görünmesi, bu psikolojik rahatsızlığın daha farklı sorunlar çıkmasına engel olmak için büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/anksiyete-bozuklugu-genc-yaslarda-ortaya-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/anksiyete.jpg" type="image/jpeg" length="67580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Kemik erimesi ölüme yol açabilir’]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kemik-erimesi-olume-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kemik-erimesi-olume-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı zayıf, hareketsiz bir yaşam tarzına sahip ve kortizon kullanmış kişilerin kemik erimesi açısından risk altında olduğunu vurgulayan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, “Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak adlandırılan osteoporozu ‘kemiklerin zayıflayarak kırılgan hale gelmesi’ şeklinde tanımlayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalığın kemiklerin çok ufak travmalarda bile kolayca kırılmalarına neden olabildiğini söyledi.<br />
<br />
“Kırık olana kadar belirti vermez”<br />
Konuyla ilgili önemli bilgiler paylaşan Uzm. Dr. Esra Tutal, osteoporozun kırık gelişine kadar hastalarda hiçbir belirti vermeyebileceğini işaret etti. Kemik erimesine bağlı kırıkların en çok kalça, bel ve bilek kemiklerinde görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, “Osteoporoz hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir hastalıktır. Kemik erimesi çok ileri dönemlere kadar herhangi bir belirti vermez. İleri dönemlerde ise sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun zamanla kısalması ve duruş bozukluğu (kamburluk) meydana gelir” diye konuştu.<br />
<br />
“Zayıf kişilerde kemik yıkımı daha sık görülüyor”<br />
İnsan vücudunda kemik yapım ve yıkımının belli bir denge içerisinde olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Esra Tutal, “20 yaşına kadar kemik yapımı ön plandadır. 30 yaşına kadar maksimum kemik kitlesi oluşur. 30 yaşından sonra ise yıkım ön plana geçer. Maksimum kemik kitlesi ne kadar iyi ise vücut yıkımdan o kadar az etkilenir. Kadınlar, yaşlılar, ailesinde kırık öyküsü olanlar ve zayıf minyon yapılı olanlarda daha sık görülür. Ayrıca romatizma tedavisinde kullanılan kortizonlu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı mide ilaçları kullanmak, romatiod artrit, kanser, lupus, multipe myleom, böbrek karaciğer hastalıkları gibi hastalıklar geçirmek, hareketsiz bir yaşama sahip olmak, sigara kullanmak, sık alkol kullanmak, besinlerle yeterince kalsiyum almamak, aşırı miktarda tiroit hormonu kullanmak, aşırı zayıf olmak, gereğinden daha az beslenmek ve zayıflama ameliyatı olmak da kemik erimesine neden olabilir. Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara hatta ölümlere yol açabilir” şeklinde konuştu.<br />
<br />
“Doğru beslenmeyle önlenebilir”<br />
Kemik erimesinin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalıktan korunmak için şu önerilerde bulundu:<br />
“Proteinden zengin beslenme kemik sağlığı için çok önemlidir. Vücut ağırlığının normal sınırlarda tutulması (aşırı zayıflık ve şişmanlıktan kaçınılması), kalsiyumdan zengin beslenmek (günlük 1000-1200 mg kadar kalsiyum besinlerle alınmalıdır) önemlidir. En iyi kalsiyum kaynakları az yağlı süt ürünleri, koyu yeşil sebzeler, balık ve soya ürünleridir. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimi için gereklidir. Bunun bir kısmını güneşten karşılasak da genellikle günlük 600-800 ünite D vitamini takviyesi gerekmektedir. Günlük düzenli yapılan egzersiz (yürüyüş gibi) kemiklerin güçlenmesini sağlar. 65 yaş üstü kadınlar, 70 yaş üstü erkekler ve risk faktörü olanlar ise daha erken yaşlardan itibaren her yıl düzenli olarak kemik taraması (kemik mineral dansitometri) yaptırıp, henüz kırık oluşmadan tanı konulabilirse hastalığın tedavisi mümkündür.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kemik-erimesi-olume-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/kemik.jpg" type="image/jpeg" length="79743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr.Topçu: ''Sıcak sudan uzak durun!'']]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/drtopcu-sicak-sudan-uzak-durun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/drtopcu-sicak-sudan-uzak-durun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Elif Topçu, “Özellikle kış aylarında cildin kurumasını artırabilecek iç mekân ısıtmaları ve uzun süre sıcak suyla yapılan banyolar semptomları artırıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cilt kuruluğunu tetikleyen kış aylarının, seboreik egzema riskini artırdığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Elif Topçu, “Özellikle kış aylarında cildin kurumasını artırabilecek iç mekân ısıtmaları ve uzun süre sıcak suyla yapılan banyolar semptomları artırıyor” dedi.<br />
Seboreik egzema genellikle soğuk hava şartlarının etkisiyle kış aylarında daha belirgin hale geliyor. Soğuk, kuru hava cildin kurumasına ve tahriş olmasına neden oluyor. Hastalık hakkında bilgilendiren Dermatoloji Uzmanı Dr. Elif Topçu, “Seboreik egzema, genellikle kafa derisi, yüz, kulaklar, göğüs, sırt ve kasıklarda kırmızı, sarımsı, pullu lezyonlarla kendini gösteren, kaşıntıya sebep olan bir cilt sorunudur. Seboreik egzema genellikle genç yetişkinlerde ve orta yaşlı bireylerde daha sık görülüyor. Stres, genetik faktörler ve bağışıklık sistemi sorunları da bu durumun ortaya çıkmasında etkili” ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“İç mekân ısıtmalarına dikkat”</strong><br />
Sıcak suyla uzun süreli banyoların seboreik egzama gibi cilt sorunlarına olumsuz etkilerde bulunabileceğini söyleyen İstanbul Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Elif Topçu, “Özellikle kış aylarında cildin kurumasını artırabilecek iç mekân ısıtmaları ve uzun süre sıcak suyla yapılan banyolar semptomları artırıyor. Sıcak su, cildin doğal yağlarını kaybetmesine neden olabilir ve bu durum cildin kurumasına, tahriş olmasına, kaşıntıya ve egzama belirtilerinin şiddetlenmesine yol açabilir. Kapalı mekanlarda kullanılan ısıtma sistemleri, içerideki havanın kurumasına yol açabilir. Bu da cildin daha çabuk kurumasına ve tahriş olmasına neden olabilir” dedi.<br />
<strong>“Cildinizi kurutmadan temizleyin”</strong><br />
Seboreik egzema ve benzeri cilt sorunlarından korunmak ve semptomları hafifletmek için alınabilecek önlemlerden bahseden Dr. Elif Topçu, “Cildinizi temiz tutarken aşırı yıkamaktan kaçının. Çok sıcak su yerine ılık su kullanarak cildinizi kurutmadan temizleyin. Banyodan sonra nemlendirici kullanarak cildinizi nemli tutun. Stresten kaçının. Saç derisini düzenli olarak temizleyin ve uygun şampuanları kullanarak saç bakımına özen gösterin. Cildinizi aşırı kimyasal içeren ürünlerden koruyun, parfüm ve alkol içermeyen ürünleri tercih edin. Sağlıklı ve dengeli bir diyet benimseyin, stresten kaçının. Belirtiler ortaya çıkarsa veya şiddetlenirse bir dermatoloğa danışarak kişisel bir tedavi planı oluşturmanızda fayda var” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/drtopcu-sicak-sudan-uzak-durun</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/02/untitled-1-recovered-152.jpg" type="image/jpeg" length="24715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dünyada 10 yıl içinde en ciddi hastalıklardan biri internet bağımlılığı olabilir']]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/dunyada-10-yil-icinde-en-ciddi-hastaliklardan-biri-internet-bagimliligi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/dunyada-10-yil-icinde-en-ciddi-hastaliklardan-biri-internet-bagimliligi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnternet bağımlılığı hakkında uyarılarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, “Dünyamızda gelecek 10 yıl içerisinde en ciddi hastalıklardan biri internet bağımlılığı olarak görülüyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Psikiyatri Uzm. Dr. Mehmet Çevik, internet bağımlılığı hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Çevik, “TUİK’in 2023’teki araştırmasına göre, Türkiye’deki internet kullanan bireylerin oranı yüzde 87,1’dir. Sanılanın aksine yalnızca ergen ve genç nüfus değil, aynı zamanda orta yaş grubunun da internet bağımlılığı konusunda oldukça yüksek seviyelerde oldukları görülmüştür. İnsanların 'organik' bağlardan giderek uzaklaştığı ve 'makine' üzerinden ilişkilerini yönlendirdiği dünyamızda gelecek 10 yıl içerisinde en ciddi hastalıklardan biri olarak internet bağımlılığı görülmektedir” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Ölümcül sonuçlara ulaşabilir”</strong><br />
İnternet bağımlılığı teriminin bile kendi içinde yetersiz kaldığının artık kabul gördüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çevik, “Oyun bağımlılığı, sosyal ağ bağımlılığı ve hatta 'selfie' bağımlılığı gibi alt grup bağımlılık tanımları oluşmaya başlamıştır. Bunlar her ne kadar 'yeni yetme' gibi görülse de, hormonlu büyüme gösterip hızla gelişmekte ve ölümcül sonuçlara ulaşabilmektedirler. Muğla'da yaşanan selfie ölümünden sonra bölgede çekilen selfie sayısı 10 kat daha artmıştır” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>“İnternetteki süre 4-5 saati aşıyorsa terapi alınabilir”</strong><br />
“Ne zaman terapiye başlamalı?” sorusunu yanıtlayan Uzm. Dr. Mehmet Çevik, “Eğer siz de güne hangi sebeple olursa olsun internetle başlıyorsanız, günde yaklaşık 4-5 saati aşkın internette kalıyorsanız, her gittiğiniz yerde aklınıza ilk gelen şey fotoğraf yükleyip sosyal medyada paylaşmak ise ve bazen internet yüzünden işinizi, eşinizi veya arkadaşlarınızı aksatıyorsanız veya bu konuda serzenişler işitiyorsanız, yavaş yavaş bir terapi sürecine girmeyi düşünebilirsiniz” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/dunyada-10-yil-icinde-en-ciddi-hastaliklardan-biri-internet-bagimliligi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jan 2024 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw130864-01.jpg" type="image/jpeg" length="50956"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesörden üçlü salgın uyarısı: “Hastalığın süresi uzuyor”]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/profesorden-uclu-salgin-uyarisi-hastaligin-suresi-uzuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/profesorden-uclu-salgin-uyarisi-hastaligin-suresi-uzuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, üçlü salgın hakkında bilgilendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üçlü salgının, Covid-19, mevsimsel grip (influenza) ve solunum sinsityal virüsü (RSV) gibi üç farklı enfeksiyonun bir arada görüldüğünü belirten Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, “Uzayan şikayetleri olan hastalar, şikayetlerin uzama nedeninin belirlenmesi ve bağışıklık durumunun değerlendirilmesi için hekime başvurmalıdır” dedi.<br />
&nbsp;Özellikle yaşlı veya bağışıklık sistemi zayıf kişilerde hastalığın süresi uzayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Ayrıca, birden fazla virüs ile ardışık enfeksiyon riski yüksektir ve bazı durumlarda viral enfeksiyonlara bakteriyel enfeksiyonlar (süperenfeksiyon) da eşlik edebilir” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Covid-19 hâlâ etkisini sürdürüyor”</strong><br />
Covid-19’un hâlâ etkisini sürdüren SARS-CoV-2 virüsü tarafından oluşturulan bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Testlere sınırlı erişim olmasına rağmen, hastane başvurularının arttığı görülmektedir. Covid-19 belirtileri arasında sıklıkla ateş, öksürük, nefes darlığı, kas ağrıları, halsizlik ve tat/duyu kaybı bulunur. Sosyal mesafe, maske takma ve hijyen önlemleri enfeksiyonun yayılmasını önlemek için önemlidir. Ayrıca, Covid-19 aşısı hastalığın ciddiyetini azaltmaya yardımcı olabilir” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>“H1N1 Tip A'nın yeni varyantıyla mevsimsel grip tehlikesi artıyor”</strong><br />
Mevsimsel gribin A ve B tiplerine ait farklı varyantlarıyla tekrar etkili hale geldiğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Özellikle H1N1 Tip A'nın yeni bir varyantı, yaşlı ve küçük çocuklarda hastane başvurularını artırmaktadır. Grip belirtileri genellikle bulaşmadan 2-3 gün sonra ortaya çıkar ve 5-7 gün boyunca devam eder. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, halsizlik ve vücut ağrıları gibi belirtiler görülür. Hastalar tipik olarak yaygın kas ve eklem ağrıları nedeniyle kendilerini dövülmüş gibi hissederler. Erken dönemde antiviral ilaçlar (oseltamivir) kullanılarak hastalık süresi kısaltılabilir ve iyileşme hızlandırılabilir. Grip aşısı da ciddi semptomların önlenmesinde etkilidir” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“Öksürük, nefes darlığı ve halsizlik belirtilerine dikkat”</strong><br />
Solunum sinsityal virüsünün (RSV), bronşiolit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına neden olan bir virüs olduğunu söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: “Özellikle çocuklarda hastane başvurularının başlıca nedenlerinden biridir, ancak yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf yetişkinleri de ciddi şekilde etkileyebilir. RSV belirtileri arasında öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, ateş ve halsizlik bulunur. RSV hastalığında semptomları azaltmak için destekleyici tedaviler uygulanır. Gribal enfeksiyon belirtileri gösteren hastalar istirahat etmeli, bol su içmelidir. Bulundukları oda havalandırılmalı ve oda havası kuru olmamalıdır. Destek tedavisi olarak ateş düşürücü ilaçlar (asetominofen), nazal dekonjestanlar ve kuru öksürük şikâyeti olanlarda öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir. Özellikle 38 derece üzerinde ateş, solunum güçlüğü ve semptomların uzaması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır”<br />
<br />
<strong>“Soğuk havalarda bu önlemler şart”</strong><br />
Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için gerekli önlemler alınmasının önemine değinen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Soğuk hava nedeniyle insanların daha fazla iç mekânlarda bulunduğu bu dönemde, hastaysanız evde kalmak, ellerinizi sık sık yıkamak, öksürürken kâğıt mendil kullanmak veya dirseğinize öksürmek, gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmamak önemlidir. Kalabalık ortamlarda maske takılmalıdır. Ayrıca, Covid-19 ve grip gibi enfeksiyonlara karşı aşılanmayı unutmamalısınız” açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/profesorden-uclu-salgin-uyarisi-hastaligin-suresi-uzuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw130280-01.jpg" type="image/jpeg" length="51913"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Depremin yıl dönümü depresyonu tetikleyebilir]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/depremin-yil-donumu-depresyonu-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/depremin-yil-donumu-depresyonu-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Şubat depreminin yıldönümüne yaklaştığımız bu günlerde depremi birebir yaşayan veya dolaylı olarak yaşantılayan kişilerde ruhsal şikayetlerde artış görülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde on binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı asrın en büyük felaketlerinden biri olan 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünün, ülkece yaşadığımız travmanın da yıl dönümü olduğunu belirten Uzman Psikolog ve Psikoterapist Azize Yakut Okay, “Deprem gibi büyük felaketlerin ardından gelen ruhsal travmalardan sonra en çok gördüğümüz rahatsızlıklar depresyon ve TSSB” dedi.<br />
<br />
Bu şikayetler uzun süredir azalmışken yeniden nüks etti. Bunun sebeplerine dair Uzman Psikolog ve Psikoterapist Azize Yakut Okay, açıklamalarda bulundu.<br />
<br />
<strong>''Ruhsal travmalardan sonra en çok gördüğümüz rahatsızlıklar depresyon ve TSSB''</strong><br />
Deprem gibi felaketler kişide ciddi ruhsal travmalara yol açar, ruhsal travmanın ne olduğunu açıklayan Azize Yakut Okay, ''Ruhsal travma; ölüm, kayıp, taciz, kaza, hastalık, afet gibi olayların kişide ruhsal açıdan bıraktığı etkilere denir. Ruhsal travmalardan sonra en çok gördüğümüz rahatsızlıklardan biri Depresyon ve TSSB dir. Peki bu rahatsızlıkların belirtileri nelerdir. Korku, endişe, çaresizlik, öfke, aşırı uyarılmışlık hali, uyku düzeninde bozulma, iştahta bozulma, günlük rutinini sürdürememe, olaya dair flashbackler, yani olayı tekrar yaşantılama, güven duygusunda kayıp en sık gördüğümüz semptomlardır. Deprem özelinde konuşacak olursak bize başvuran kişilerde sıklıkla bir alarm durumu yani aşırı uyarılmışlık hali, sallanıyormuş hissi, yakınlarını sık sık arayıp kontrol etme gibi davranışsal tepkiler görüyoruz. Travmadan bahsetmişken, birincil ve ikincil travma kavramlarını açıklamak gerekir. Birincil travma, kişinin direkt maruz kaldığı bir olayı ve durumu; ikincil travmaysa kişinin dolaylı olarak yaşantıladığı, şahit olduğu bir olay ve durumu ve buna ruhsal olarak verdiği tepkileri ifade eder. Travmaya ikincil olarak maruz kalmış kişilerde de, tanıklık ettiği olaydaki kişilerin deneyimlediği gibi kaçınma, aşırı uyarılmışlık hali, yeniden yaşantılama belirtileri görülebilmektedir.<br />
<br />
Peki depremi direkt yaşayan ve kayıpları olan depremzedeler ve ikincil travmaya maruz kalan, yani bu duruma TV den ya da yardım etmek amacıyla giderek şahit olan kişiler, neden bu dönemde ruhsal şikayetlerde artışla karşılaşıyorlar. Aslında bu durumun bir adı var, ruhsal travmada yıldönümü tepkisi. Nasıl ki evlilik, doğumgünü, tanışma gibi güzel anlarımızı hevesle beklediğimiz yıldönümleri varsa, maalesef ki bizi derinden sarsan olayların da yıldönümleri var. Travmatik olayın yıldönümüne yaklaşan bir ya da birkaç hafta öncesi ve sonrası gelişen ruhsal tepkilerdir aslında yıldönümü tepkileri. O tarih yaklaştıkça kişi o dönemlerde yaşadığı anları tekrar yaşantılamaya başlar. Bu sadece deprem için değil, kaybettiğimiz bir yakınımızın ölüm yıldönümü yaklaştığında da geçerlidir. Onunla geçirdiğimiz son dönemdeki anılar canlanır. Verdiği son tepkiler, aranızda geçen konuşmalar, son görüntüsü ve sizin o dönemdeki yas tepkileriniz tekrar canlanır. Bu tepkiler aslında bir geri dönüş değil, iyileşme ve yaraların sarılması sürecinin doğal ve gerekli bir parçasıdır'' dedi.<br />
<br />
<strong>''Ruhsal travmanın yıldönümünde görülen ruhsal belirteçlerin başında yeniden yaşantılama gelir''</strong><br />
Okay, sözlerine şöyle devam etti: ''Ruhsal travmanın yıldönümünde görülen ruhsal belirteçlerin başında yeniden yaşantılama gelir, yaşadığımız olay veya kaybettiğimiz kişiyle ilgili anılar, rüyalar, duygular, düşünceler artar, kendimizi o anları düşünmekten alıkoyamayız. Kaybettiğimiz sevdiklerimizin yarım kalan hikayelerini, neleri sevdiğini, yokluğuna alışamamanın kederini yaşarız. Çok uzun zamandır düşünmediğimiz şeyleri düşünürken buluruz kendimizi. Çevremizdekilerin, çocuklarımızın depremle ilgili konuşmaya başladığını duyabiliriz mesela. Anı sahneleri deneyimleyebiliriz. Bedensel tepkiler verebiliriz, ağrı, uyuşma, sıkışma hissi gibi. Çaresizlik, kaygı, aşırı uyarılma hali, üzüntü, günlük rutini sürdürememe, uyku ve yeme düzeninde bozulmalar yaşayabiliriz. Az önce de belirttiğim gibi, bunlar geriye dönüş değil, yıldönümü yaklaşırken ruhumuzun, iyileşme ve yaraların sarılması sürecinin doğal ve gerekli bir parçasıdır.''<br />
<br />
<strong>''Öncelikle bilmemiz gerek bunun geçici bir süreç olduğudur''</strong><br />
Yaşanılan durumla baş etmek için nelerin yapılması gerektiğini vurgulayan Okay, ''Öncelikle bilmemiz gerek bunun geçici bir süreç olduğudur. Sevdiğimiz ve bize güven veren kişilerle iletişimimizi artırmalıyız, birlikte olmanın her zaman iyileştirici gücü vardır. Bundan faydalanmalıyız. Sosyal desteğe sahip olmak kişinin güvende olduğu hissini inşada oldukça önemlidir. Duygularımızı, aklımızdan geçen düşünceleri ifade etmeliyiz, birileri tarafından anlaşıldığını hissetmek stres düzeyini azaltır. Diğerlerinin de aynı süreçleri yaşadığını bilmek, gruba ait hissetmek kaçınma tepkilerini azaltır ve devamlılık hissini artırır. Günlük rutinlere riayet etmek; iş, okul ve evdeki rutini bozmamak yine güvende hissetmek için asıl olanlardandır. Uyku, yeme, giriş-çıkış saatleri gibi. Ruhsal işleyiş rutini sever ve tercih eder, o yüzden bu tarz dönemlerde günlük işleyişi koruyabilmek iyileşmenin en önemli adımlarındandır. Gün ışığından faydalanmak, fiziksel olarak aktif olmak, ruh sağlığını olumlu yönde etkiler. Depresif belirtileri azaltır'' şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>''EMDR terapi tekniği travmatik yaşantılarda kısa sürede ve oldukça etkili bir yöntemdir''</strong><br />
Okay, sözlerini şöyle tamamladı: ''Tüm bunların yeterli olmadığı noktada bir uzmandan destek almak gerekir. EMDR terapi tekniği travmatik yaşantılarda kısa sürede ve oldukça etkili bir yöntemdir. EMDR, bu tür travmatik, izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Beynin bilateral uyarımı sonucu, beynin zamanında yapamadığı anıyı doğru depolama işlemini yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün kılar. İşlemleme sonucunda kişitravmatik anıdan rahatsızlık duymaz ve travmatik anıyı yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görür. Terapi ile sadece travmatik tepkiler, semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar, olumlu düşünceler ve duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip, kişisel gelişimine katkı sağlar.<br />
Unutmayın yaşanan güçlük sonrası büyüme ve iyileşme; önce kabul, sonra anlamlı bakış açıları geliştirmeyle gerçekleşir. ''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/depremin-yil-donumu-depresyonu-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw129581-01.jpg" type="image/jpeg" length="26771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı kırmızı et tüketimi kanser riskini arttırıyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kanser-riskini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kanser-riskini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı kırmızı et tüketiminin kolon, rektum ve prostat kanseri riskini artırdığını dile getiren Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, kanser riskini azaltmak için sağlıklı bir hayat tarzı benimsemenin çok önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Kanser, dünya genelinde ölümlere sebep olan en yaygın hastalıklardan biri olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, aşırı kilonun ve yetersiz fiziksel aktivitenin göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabileceğini belirtti. Salamura et ve şarküteri tüketiminin kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırdığını söyleyen Avcı, balık tüketiminin kolon ve rektum kanseri riskini azalttığını vurgulayarak şunları söyledi;<br />
"Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasalların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir.”<br />
Vücudun su ve mineral ihtiyacının dengeli olarak karşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Avcı, “Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2.5 litredir. Bunun 1 litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken, kalan 1.5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az 4 porsiyon meyve tüketilmeli, mevsim meyveleri tercih edilmeli. Meyvelerin farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketilebilir. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketilmesi gerekir” diye konuştu.<br />
Nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin kırmızı etten daha fazla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Avcı, önerilerin besinleri şöyle sıraladı;<br />
“Haftada bir, mümkünse iki ya da üç kez balık tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durulmalı. Özellikle semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir.”<br />
Zeytinyağının Akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini söyleyen Avcı, özellikle sızma zeytinyağının rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerdiğini vurgulayarak, “Polifenol tüketimi, kanser vakaları ve kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır. Soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir" diy konuştu.<br />
Sağlıklı beslenmenin tek başına yeterli olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Avcı, “Sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım, bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur” diye tavsiyelerde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kanser-riskini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw129448-01.jpg" type="image/jpeg" length="49986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sosyal medya kullanımı, uyku düzenini bozuyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-uyku-duzenini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-uyku-duzenini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatı olumsuz etkileyen aşırı sosyal medya kullanımı çeşitli sorunları beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, uyku probleminin sağlık ve başka sorunlara sebep olduğunu belirterek, özenti ve kendini başkalarıyla kıyaslamadan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.<br />
Sosyal medya platformlarının aşırı kullanımıyla cihazlardan yayılan ışıklar uykuyu düzenleyen hormonu olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Uyku sorunları ise zincirleme problemlere sebep olabiliyor. Cihazlardan yayılan ışıkların, uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunu olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Bölümü Uzmanı Psikolog B. Sümeyra Bilgiç, “Dolayısıyla kişiler daha geç vakitlerde uyuyor. Gözler olumsuz etkileniyor. Göz kızarıklıkları, göz kuruluğu oluşabiliyor ya da uyku sorunları ortaya çıkıyor. Bu da günlük hayatına, işine, aile ilişkilerine etki ediyor. Uyuyamayan insan dinlenemez. Vücudu da dinlenemez, kendisi de zihinsel olarak dinlenemez. Dolayısıyla bu da biraz daha gerginliğe, daha çok strese sebep olabiliyor, kaygı gibi durumlar artabiliyor. Bunun yanında fiziksel bir takım diğer unsurlar da var. Çok fazla telefona bakan insanda boyunda, ellerde ağrılar ve elde titremeler başlayabiliyor. Kullanımlar arttığında sadece psikolojik olarak değil, fiziksel olarak da birçok farklı olumsuz etkisini görebiliyoruz” dedi.<br />
<br />
<strong>“Kıyaslama, kendilerinde yetersizlik duygusuna sebep oluyor”</strong><br />
Sosyal medyada şu an gençlerin de yetişkinlerin de en çok etkilendiği durumlardan birisinin özenti olduğunu kaydeden Psikolog Bilgiç, “Özellikle fenomenler, kişiler orada kendi hayatlarını çok mükemmelmiş gibi ya da bir şeyleri başarmak, kazanmak çok daha kolaymış gibi gösterebiliyor. Hayatlarında hiçbir sorun olmadığını, bunları yansıtıyorlar daha çok. Ya da mükemmeliyetçi bir fiziki görünüm, bunlardan bahsedebiliyorlar. Dolayısıyla bu da gençleri, insanları etkiliyor ve bir kıyaslamaya girebiliyorlar. Bu kıyaslama da kendilerinde bir yetersizlik duygusuna sebep oluyor. Kendi hayatlarının neden bu kadar iyi gitmediğini düşünebiliyorlar. O hayatlara erişmek için neler yapabilirler sürekli bunların peşinde durarak aslında kendi hayatlarından tamamıyla uzaklaşıyor ve kendilerinden yabancılaşıyorlar. Bu da memnuniyetsizliğe sebep oluyor. Yani sürekli şikayet etmeye, depresif bir duruma gitmeye, kendi yapabileceklerinden uzaklaşmaya sebep oluyor. Buna da dikkat etmemiz lazım” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>“Sosyal medya kullanımı yoğun olan gençlerde asosyalleşmeyi görüyoruz"</strong><br />
Çok fazla sosyal medyayla haşır neşir olmanın kişilerin gerçek hayattan uzaklaşmasına sebep olduğunu belirten Bilgiç, “Genç yaştan, hatta ortaokul dönemlerinden 40'lı yaşlara kadar olan kesimde artık ciddi bir sorun olduğu ortaya çıkmaya başlıyor. Yani nasıl? Çok fazla sosyal medyayla haşır neşir olmak kişilerin gerçek hayattan uzaklaşmasına sebep oluyor. Gerçek hayatta aldığı hazlardan, keyiflerden, sosyal ortamlardan uzaklaşarak aslında kişi sosyal medya ortamında bu hazları aramaya başlıyor. Çünkü daha kolay, elinin altında tek tıkla her yere ulaşabiliyor. Sosyal medya uygulamalarında istediği kişiyle arkadaş oluyor, istediği kişiyle konuşuyor ya da normalde yüz yüze kendini daha iyi ifade edemezken, sosyal medyada yazarak daha rahat ifade edebildiğini düşünüyor. Bu da biraz daha gerçek hayattan uzaklaşmaya, yalnızlaşmaya götürebiliyor. Özellikle sosyal medya kullanımı yoğun olan gençlerde gerçek arkadaşlardan uzaklaşmayı ve yalnızlaşmayı, asosyalleşmeyi görüyoruz. Bu da ne yapıyor? Biraz daha dıştan uzaklaştırdıktan sonra depresif, daha keyifsiz daha içe kapanık bir dünya oluşmasına sebep olabiliyor” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“Hiçbir şekilde kendi hayatımızla bir başkasının hayatını karşılaştırmayalım”</strong><br />
Kendilerine başvuran kişilerde neler yapıldığından bahseden Bilgiç, “Aile çalışması çok önemli. Eğer kişi genç ise aileyle birlikte çalışmak, onların iletişimine sınır koyma becerilerini, kural koyma becerilerini arttırma üzerinde duruyoruz. Eğer çocukla gençle çalışıyorsak bunu doğru kullanım yönünde, azaltma yönünde neler yapabiliriz, doğru değerleri neler, hedefleri neler bu doğrultuda nasıl kullanabilir, bunlar üzerine çalışıyoruz. Ve tabii ki oradan alınan haz, gerçek hayatta alınan hazlardan daha yüksek olduğu için artık belli bir noktadan sonra bunu gerçek hayatta nasıl düzenleyebilir bunları çalışmış oluyoruz. Hiçbir şekilde kendi hayatımızla bir başkasının hayatını karşılaştırmayalım. Çünkü bunu yaparsak biraz daha durum bizim için zorlaşacak” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/asiri-sosyal-medya-kullanimi-uyku-duzenini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jan 2024 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw129532-03.jpg" type="image/jpeg" length="75051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fast-food, asitli içecek ve işlenmiş gıdalar dişleri çürütüyor]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/fast-food-asitli-icecek-ve-islenmis-gidalar-disleri-curutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/fast-food-asitli-icecek-ve-islenmis-gidalar-disleri-curutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dt. Çağatay Yazıcı, “Yılda 1 kez herhangi bir şikâyet olmasa bile mutlaka ağız ve diş kontrolü yapılmalı, yoğun okul süreci olan çocuklar için çürük tedavilerinde sömestir çok uygun bir dönemdir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çocukların günlük hayatlarında fast- food, asitli içecek, işlenmiş ve paketli gıda tüketimi ile diş sağlığının tehlikeli bir noktaya gittiğini, özellikle tatillerde bu durum fazlalaştığı için riskin de arttığını işaret eden Liv Hospital Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Dt. Çağatay Yazıcı, çocuklarda diş sağlığı hakkında bilgilendirmede bulundu.<br />
<br />
<strong>“Küçük yaşlardaki ihmaller, erken yaşta çürüğe neden olur”</strong><br />
Günlük diş bakımını küçük yaştan itibaren ihmal eden çocuklarda diş çürümelerinin erken yaşta kaçınılmaz olduğunu belirten Dt. Çağatay Yazıcı, “Okul öncesinden itibaren ağız bakımı alışkanlığı kazanmayan çocuklar henüz daha ilkokul döneminde bize geldiğinde geç kalınmış olabiliyor. Diş bakımı tüm yaşamı ve sağlığı etkileyen dikkat edilmesi gereken bir konudur” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Diş fırçalama ebeveyn gözetiminde yapılmalı”</strong><br />
İlk dişlerin çıktığı andan itibaren başlaması gereken ağız bakımı ve diş fırçalama alışkanlığının mutlaka doğru şekilde yapılması gerektiğinin altını çizen Dt. Çağatay Yazıcı, “Çocuklar yalnızca görünen yerleri fırçaladığı için ebeveyn gözetimi eşliğinde diş fırçalanmalı, uygun yaşta diş ipi kullanımı öğretilmelidir. Çocuklar doğru beslenmeye yönlendirilmeli, abur cuburdan uzaklaştırılmalıdır” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“Yarıyıl tatili ağız ve diş tedavileri için uygun bir dönem”</strong><br />
Abur cubur tüketimi ve yanlış beslenmenin çocukların ağız sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ve buna yanlış fırçalamanın da eklenmesini diş çürümelerine yol açtığını sözlerine ekleyen Dt. Yazıcı, “Yılda 1 kez herhangi bir şikâyet olmasa bile mutlaka ağız ve diş kontrolü yapılmalı, yoğun okul süreci olan çocuklar için çürük tedavilerinde sömestir çok uygun bir dönemdir. Tedaviler etkili bir şekilde kolayca görülebilir. Böylece çocuklar sağlıklı dişlerle yeni eğitim dönemine başlayabilir, düşecek olan ve yeni çıkacak dişler de sağlıklı şekilde ağızda yer alacaktır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/fast-food-asitli-icecek-ve-islenmis-gidalar-disleri-curutuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/aw127731-01.jpg" type="image/jpeg" length="23388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser olan babasına biyopsi yapan doktor uyardı: "Biyopsi ile kanser yayılmaz"]]></title>
      <link>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kanser-olan-babasina-biyopsi-yapan-doktor-uyardi-biyopsi-ile-kanser-yayilmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kanser-olan-babasina-biyopsi-yapan-doktor-uyardi-biyopsi-ile-kanser-yayilmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girişimsel Radyoloji Uzm. Prof. Dr. Mert Köroğlu, akciğer kanseri teşhisi konulan babasına biyopsi yaptı. Hastaların kendisine en çok "Biyopsi ile kanser yayılır mı?" sorusunu sorduğunu söyleyen Mert Köroğlu, "Her hastama yaptığım gibi babama da aynı işlemi yaptım. Doktor babaları da biyopsi oluyor. Biyopsi ile kanser yayılmaz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi'nde görevli Girişimsel Radyoloji Uzm. Prof. Dr. Mert Köroğlu, kanserin biyopsi ile yayılacağı söylentisinin gerçek olmadığı söyledi. 2 ay önce akciğer kanseri teşhisi konulan babasına biyopsi yapan Prof. Dr. Mert Köroğlu uyarılarda bulunarak, "Genelde biyopsileri yapan doktor benim. Vücudunuzda belli bir yerde kitle olduğu zaman ve onkoloji doktoru sizden biyopsi istediği zaman bana başvuruyorsunuz. Girişimler radyologlar olarak bizlerde ultrasonla bazen de tomografiyle görerek o kitlenin içerisinde girerek biyopsiler alıyoruz. Hastalar bize başvurduğu zaman en çok sorulan soru şudur: 'Biz bu hastadan biyopsi aldırıyoruz, biyopsi aldırdığımız için bu hastalık yayılır mı?' Hayır, yayılmaz. Dünyada bu işi bilen hiçbir tıp doktoru, size böyle bir şey söylemeyecektir. Böyle şeyleri ancak mahallenizden, arkadaşlarınızdan, köşedeki bakkaldan duyabilirsiniz. Eğer biyopsi yapılmasına onkoloji doktoru karar verdiyse, biyopsi yapılacaktır. Hemen sorulan 2. soru şu oluyor: 'Bu kişi sizin anneniz, babanız olsa siz de yaptırır mısınız?' Tabii yaptırırız. Maalesef böyle bir durum 2 ay önce benim de babamın başına geldi. Akciğerinde bir kitle tespit ettik. Pet çektirdik. Pette kitlenin şüpheli olduğunu gördüğümüz zamanda kitlenin içerisine tomografi eşliğinde girerek biyopsiler aldık. Düşündüğümüz gibi kötü olduğunu anladık. Hücre tipi belirlendi. O tipe göre verilecek akıllı ilaçların uygunluğu belirlendi. Her hastama yaptığım gibi babama da aynı işlemi yaptım. Doktor babaları da biyopsi oluyorlar, kemoterapi alıyorlar" diye konuştu.<br />
<br />
"Kirli bilgileri halkımızın iyice ayırabilmesi lazım"<br />
Biyopsi ile ilgili kirli bilgilere insanların kulak asmaması gerektiğini söyleyen baba Aslan Köroğlu (74), "2 ay önce çektirdiğim akciğer filminde kitle tespit edildi. Oğlum biyopsimi aldı. Daha sonra bu biyopsiye göre akıllı ilaç belirlendi. Sosyal medyada bazı şeyler çıkıyor. İnsanlar meşhur olmak için sosyal medyayı kullanıyor ve ekstrem en uç şeyleri söylüyorlar. Doktorların, bilim adamlarının, ilaç üretimiyle uğraşan binlerce kimyager, bilim adamı doktor çalıştıran şirketlerin, söylemediklerini halka yayıyorlar. Bu kirli bilgileri halkımızın iyice ayırabilmesi lazım. Herkes evladı ile gurur duyar. İlla doktor olması, şu olması değil, herkesin evladı kıymetlidir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Geldiğindeki ağrıları tamamen geçti"<br />
Hastanın tedavisi hakkında bilgi veren Medikal Onkoloji Uzm. Doç. Dr. Mustafa Karaağaç ise "Aslan amcamız bize biyopsileri yapılmış olarak teslim edildi. Öncelikle akciğerdeki esas alandan sonra karaciğerdeki alanlarından biyopsileri yapıldı. Hastamızın tahlillerini, tetkiklerini yaptık ve evresini belirledik. Tedavi şemasını planladık. Öncelikle kemoterapi ile başladık, gerektiği takdirde kullanmak üzere akıllı ilaçları belirledik. Tedaviden güzel başarı elde ettiğimizi görüyoruz. Geldiğindeki şikayetleri belirgin geriledi, ağrıları tamamen geçti” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>﻿SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.karadenizdesonnokta.com.tr/kanser-olan-babasina-biyopsi-yapan-doktor-uyardi-biyopsi-ile-kanser-yayilmaz</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jan 2024 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://karadenizdesonnoktacomtr.teimg.com/crop/1280x720/karadenizdesonnokta-com-tr/uploads/2024/01/biopsi.jpg" type="image/jpeg" length="24891"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
