İnanılır gibi değil belki ama şu Batının ve Amerikalıların mantığına bakar mısınız? Türkiye bu iki dünyadan, yıllarca kendi topraklarını gerektiğinde sadece savunmak için Petriot savunma sistemleri istedi. Bin dereden su getirip bu sistemleri bize vermediler. Vermedikleri gibi siz NATO üyesisiniz, gerektiğinde biz sizi savunuruz bahanesi ile başka ülkelerden de bu amaca yönelik füze sistemi alamazsınız diye de bize her daim aba altından sopa gösterdiler.

***

Yarım asırdan fazla bir zamandır, önümüze Rusya’nın düşmanlığını koyarak ve onu her gün abartılı bir şekilde reklamlayarak bizi korkutup, ondan sonra da bu tehdit ve tehlikeden Türkiye’yi ancak Batı’nın ve Amerika’nın koruyacağına inandırıp, asıl tehlikenin kendileri olduğu gerçeğini görmemizi engellediler. Türkiye ne zaman ki, Ege denizinde yapılan bir tatbikat sonrasında Muavenet isimli savaş gemisinin Amerikan füzeleriyle vurulup batırılmasının bir kaza değil, düşmanca bir kasıt olduğunu gördü ve anladı, işte bu andan itibaren, gerçek anlamda batının bu hipnoz politikaları karşısında uyanmaya başladı.

***

Bir gün kendi topraklarına yapılacak esas saldırının Rusya’dan değil, Amerika ve Batıdan geleceğini, bunun için bizim en meşru isteklerimizi dahi çeşitli bahanelerle yerine getirmediklerini, Rus tehdidinin bir gerçek olmasına rağmen, kendilerinin de onlardan aşağı kalmayan “dost görünümlü” düşman olduklarını çok iyi anlayan Türkiye, kendi vatanını bu sinsi tehlikeden korumanın yollarını aramaya başladı.

***

Bahane aramasınlar diye bu füze sistemlerini almak için bir kere daha Amerika’nın kapısını çalan Türkiye, her zamanki oyalama taktiği ile karşılaşınca, durumu NATO’ya ilan ederek bu sistemleri siz vermezseniz, biz de verenden alacağız diye geciken kararlığını ortaya koydu. Esasında batının savunma sistemlerinden daha etkili olan Rusların S-400 füzelerini almak için Rusya ile görüşmeler başladı. Bu görüşmeler üzerine etekleri tutuşan Amerika meseleyi kendi kongresinde görüşmeye başlamasına rağmen, kongre üzerinde Türkiye karşıtı düşman lobilerin etkisinden dolayı buradan da Türkiye lehine bir karar çıkmadı. Buna rağmen Türkiye’nin çok haklı olarak Rusya ile Füze Savunma Sistemlerini alma görüşmeleri sürecinde bizi her şekilde tehdit etmeye, yaptırım baskılarıyla vazgeçirmeye çalıştılar.

***

Ancak, tarihi bir dönemeçte olan Türkiye, kendi geçmiş misyonuna yakışır bir şekilde, bu tehdit ve baskılardan asla yılmayarak Rusya ile yaptığı füze görüşmelerini devam ettirip parasını ödedi ve sistemleri satın aldı. Sistemlerin alınmasını engelleyemeyen Amerika bu kez bunları aldınız ama bunları aktif edemezsiniz, bu NATO konseptine aykırıdır, yoksa şöyle olur, böyle olur diye belki buradan bir sonuç çıkarabilirim diye şirretliklerine devam etti.

***

Bunun üzerine Türkiye kararlığını bir kez daha göstermek için, füzeleri ambarlarda saklamak için değil, gerektiğinde kullanmak için aldığını dosta-düşmana göstermek amacıyla, Sinop’ta bunları test ederek, vatanında gözü olanlara net bir mesaj daha verdi. Türkiye demek istedi ki; ey Batı, ey Amerika; bundan sonra kararlarımı ben çıkarlarıma göre vereceğim, çekilin aradan!

***

Akıl ve sabır sınırlarını zorlayan kötü komşularımız, sonunda bizi mal sahibi yaptılar. Türkiye’nin son yıllarda, dış politikada yaptığı en doğru hamlesi ve en hayati adımı, gerçek düşmanın yarım asırdır dost bildiklerimiz olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Onların saldırıları meşru, bizim vatanımızı korumamız gayri meşru öyle mi?