Herkes fındık üzerinden ucuz kahramanlık yapıyor..

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Edip Sevinç ‘Siz fındığın dışında diğer ürünlerin bu kadar spekülatif anlamda şöyle oldu böyle oldu diye konuşulduğunu duyamazsınız. Tamamı da yerli ürün olduğu için fındık hiçbir zaman öneminden kaybetmez ve daima konuşulur. Ancak bunun yanında  fındık siyasal bir ürün halini aldı’ diyor.

Herkes fındık üzerinden ucuz kahramanlık yapıyor..
13 Mayıs 2014 Salı 00:00

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi, Genel  Yayın Yönetmeni Osman Diyadin ile bir haber toplantısında sohbet ederken konu yaptığımız söyleşilere gelince, gündem de fındık olunca ‘Bunu en iyi kiminle konuşabiliriz, kiminle kamuoyunu aydınlatabiliriz?’ diye tartışırken Diyadin ‘Edip Sevinç’ dedi ve ekledi;

‘Bu şehrin akil insanları vardır. Sağduyuludur, duruşlarında dün ile bugün arasında hiç kırılma olmaz. Doğru bildiğini söylemekten asla çekinmezler. Toplumda kendilerine sevgi ve saygı gösterilmesini sağlayan  duruşları her zaman olmuştur. Sadece kendi alanlarında değil, iş dünyasından, siyasete, spora ve sivil toplum örgütlerine kadar  önemli isimlerdir. İşte Edip Sevinç öyle bir isim. Fındık alanında uzman olduğu kadar, bu şehrin en önemli tanıtım noktası Trabzonspor konusunda da her zaman aklıselim duruşu olmuştur. Bu haftaki konuğumuz o olsun. Onunla konuşalım’ dedi.

Biz de arayıp randevumuzu alarak Karadeniz  Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı Edip Sevinç ile konuştuk. Son derece mütevazi, Trabzon beyefendisi ve işinin uzmanı bir insan ile karşılaştık. Sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verirken,  sadece fındık alanında değil divan üyesi olduğu Trabzonspor konusunda da önemli mesajlar verdi.

OYLARIN TAMAMINI ALARAK SEÇİLDİM

  • Edip Bey öncelikle kısa süre önce Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği başkanlığına seçildiniz bununla başlamak istiyorum?
19 Nisan’daki kongrede Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı’na seçildim. 4 sene Allah izin verirse bu göreve devam edeceğiz. Tek listede oyların tamamını alarak seçildim. Zaten seçimler bizde konsensusla olur. Tek listenin dışında kolay kolay olmaz. Ben bütün delegelerin oylarını alarak seçildim.

FINDIK SİYASAL ÜRÜN HALİNE GETİRİLDİ
 
  • Fındık konusunda hemen her gün yeni bir açıklamaya rastlıyoruz. Bu bilgi kirliliği ne zaman sona erecek?
Türkiye’yi Karadeniz’i tanımayan birisi gelse, Türkçesi de olsa, Türk basınını takip etse der ki “Türkiye’de fındıktan başka ürün yok.’’ Çünkü konuşulan tek ürün fındıktır. Siz fındığın dışında diğer ürünlerin bu kadar spekülatif anlamda şöyle oldu, böyle oldu diye konuşulduğunu duyamazsınız. Fındık gerçekten değerli bir üründür. Türkiye’de temel tarımsal ihraç ürünlerinden biridir. Hem de yüzde 50’ye yakını işlenmiş ihraç edilmektedir ve önemli bir istihdam kaynağıdır. Tamamı da yerli ürün olduğu için fındık hiçbir zaman öneminden kaybetmez ve daima konuşulur. Ancak bunun yanında  fındık siyasal bir ürün halini aldı. Bunun sebebi Karadeniz Bölgesi’nde fındıkla iştigal eden aile sayısının Türkiye’de diğer ürünlerle uğraşan aile sayısından fazla olmasıdır. Bugün yaklaşık 450- 500 bin civarında bir üreticiden bahsediyoruz. Bunlar aileleriyle birlikte yaklaşık 2.5- 3 milyon civarında oy potansiyeli demek. Böyle bir oy potansiyelini hem siyasetçiler, hem de fındık sektörünün içinde bulunup siyasetçilere baskı yapma pozisyonunda olanlar kullanabildikleri için fındık devamlı konuşulur. Hiç bitmez. Fındık yanar, donar. Hep böyle olur. Herkes felaket senoryaları yazar. Kimse fındık çok olsun istemez! Bunlara biz alıştık.

FINDIĞIN SERBEST PİYASAYA BIRAKILMASINI BİZ İSTEDİK

  • Fındık fiyatını artık devletin belirlememesinde sizin payınız nedir? 
Hükümet 2009 yılında fevkalade doğru bir kararla fındığı serbest piyasaya bırakmıştır. Ben almayacağım, fındığa taban fiyat vermeyeceğim demiştir. Ancak ürünün fazla, rekoltenin yüksek olduğu yıllar olur da fiyatlar çok düşerse bunun karşılığında üreticime arazisi  başına prim vereceğim dedi ve 2009’dan beri bunu uyguluyor. Fındığın serbest piyasaya bırakılmasını İhracatçılar ve Fındık Tanıtım Grubu olarak biz önerdik. En doğru sistem de budur. Fiyatlara dışarıdan müdahale eden bir kurum kalmamıştır. Fiyatlar sadece arz talep dengesine göre oluşmaktadır. 2009 yılından bu zamana kadar iddia edilenin aksine üretici bundan hiçbir zarar görmemiştir. Fındığın 730 bin ton olduğu 2012’de bile fındık fiyatları 4.5 liranın altına düşmemiştir. 1.5 lira da devlet vermiştir. 6 lira üreticinin eline geçmiştir. Üreticinin bir mağduriyeti olmamıştır.

DEVLETİN KAYIRMASI HALİNDE İTİRAZ EDERİZ

  • Fiskobirlik’in yüksek fiyattan ürün alacağım açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fiskobirlik’in çıkış yolu nedir?
 2009 yılında çıkarılan kararnameyle birlikte devlet fındık alımından çıktı. Almayacak da. Fiskobirlik serbesttir, kooperatiftir. Parası varsa, parası kadar alır. Ama artık devlet desteği yok. Lütfi Bey ‘Biz önümüzdeki yıl değerinin üstünde fındık alacağız’ diyorsa parası varsa alır. Kimse bir şey söyleyemez. Ama bugüne kadar böyle bir icraat söz konusu olmadı. Fiskobirlik’in kendi yönetimi kendi ticari gayretleriyle, hala satılacak mülkleri varsa bunlarla borçlarını ödeyerek sorunlarını çözerse ona hiç bir şey söyleyemem. Ama devletin yeni bir desteği ya da kayırması olacaksa biz buna itiraz ederiz. O da bir özel kuruluş artık. Vatandaşın vergileriyle bu yapılamaz. Ama biz temenni ederiz ki Fiskobirlik kendi kaynaklarıyla sorununu çözer. Kar eder zarar eder ona hiçbir itirazımız olmaz.

KİMSENİN HATASI YOK

  • Fındığın 10 liraya yükselmesinin  üreticiye değil tüccara yaradığı açıklamaları doğru mu?
Bu kimsenin elinde olan bir durum değil ki. Tamamen takdiri ilahi ile 30 Mart’ta bir don felaketi yaşanması nedeniyle beraber üründe ciddi bir hasar meydana geldi. Hem bu seneyi etkiledi. Hem de önümüzdeki yılın rekoltesinin düşebilecek olması sebebiyle fiyatlar arttı. Eğer 30 Mart’ta don olmasaydı 1 milyon ton civarında rekolte bekleniyordu. Böyle bir potansiyel bu ülkede var. Dolayısıyla üretici fındığını satmıştı. Satıp da parasını almamış üretici çok kazandı. Ama satıp parasını alan tabiî ki bu fiyat artışından istifade edemedi. Bunda kimsenin bir hatası yok. Tamamen Allah’ın takdiri.
                 
MUHALEFET PARTİLERİ HATTA İKTİDAR BİLE..

Herkes fındık üzerinden ucuz kahramanlık yapıyor. Çeşitli STÖ’ler muhalefetteki siyasi partiler, hatta iktidardaki partiler.. Mesela 2012 yılında 700 bin ton civarında fındık olduğunda fiyatlar düşecek diye iktidar partisinin mensupları ve maalesef  bir bakanı dahil bizim hakkımızda soruşturma açtırarak baskı yaptırıp fiyatları yükseltmeye çalıştı. Yani herkes konuşuyor, herkes etkilemeye çalışıyor ve herkes aynı zamanda kendi siyasal beklentisi ile ilgili olarak fındık üzerinden kendine iş devşiriyor.

DEKAN ÇOK KONUŞUR SÜREKLİ KONUŞUR..

  • Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Turan Karadeniz’in fındıkla ilgili açıklamalarına verdiğiniz cevaplar çok konuşuldu?
Ordu Ziraat Fakültesi Dekanı çok konuşur, sürekli konuşur..  Kendini tek otorite zannediyor. Ziraat Fakültesi Dekanı olarak bizim ondan beklediğimiz fındığın yandığı, donduğu fındık fiyatlarının ne olacağı değil ki.. Bizim kendisinden beklediğimiz asırlık fındık ağaçlarının nasıl ıslah edileceği, geç donlara karşı neler yapılması gerektiği, verimi artırmak için hangi türlerin yeniden dikilmesi gerektiği, zirai olarak neler yapılması gerektiğiyle ilgili bilgilerine ihtiyacımız var. Fakat muhteremden bugüne kadar hiç böyle bir şey duymadım. En çok söylediği şey  ‘fındık bu sene yok.’ Halka şirin görünme amacında. Popülizmin bir başka türlüsü bu. ‘Bakın ben ziraat fakültesi dekanı olarak halkımızın yanındayım. Fındık yandı fiyatlar yükselecek.’ Bu seni ilgilendiren bir konu değil. Fındık yanmışsa fiyatlar zaten yükselecek. Senin demenle olmayacak. Arz talep meselesi bu. Ama fındık rekoltesi yüksek olursa bunun tersi de olacak.

HAMBURG’DA  FINDIK BORSASI YOK

  • Hamburg’da Fındık Borsası var da Türkiye’de niye yok deniliyor?
Bu bir şehir efsanesidir. Bu hikayeden bıktık. Hamburg’da bir fındık borsası yok.. Hiçbir zaman da olmadı. Hamburg’da emtia borsası var. Buğday kakao, kahve, şeker gibi kağıt üzerinden alınıp satılabilen çeşitli ürünlerin borsası. Türkiye bu gelişmişlik, telekomünikasyon ve nakliyat vasıtaları düzeyine gelmeden önce Ordu’dan, Trabzon’dan yüklenen fındıklar gemi ile Hamburg’a gider oraya indirilirdi. Müşteriler mallarını  oradan alırlardı. Fındık kontratları hala Hamburg Borsası ticari kriterlerine bağlıdır.Yani alıcı ile satıcı arasında bir anlaşmazlık olursa bu anlaşmazlıklar nasıl çözülecek  diye Hamburg Borsası’nın şartları  vardır. Biz kontratların altına Hamburg Borsası şartları geçerlidir notunu düşeriz. Fındığın  geçmişten oradan dağıtılması ve Hamburg Borsası şartlarının hala daha geçerli olması bizimkilerin aklında (Buna üniversite hocalarımız da dahil olmak üzere) ‘Efendim borsa var fiyatlar orada oluşuyor. Fındık burada üretiliyor da fiyatı neden orada belirleniyor?’ deniyor. Hamburg’da da, Türkiye’de de borsa yok. Fındık fiyatları Türkiye’de oluşur. Fındığın hala daha yüzde 75’i Türkiye tarafından üretildiği için Türkiye’de ki fındık miktarı, ekonomik şartlar, dövizin fiyatı, banka kredilerinin pozisyonu fındığın fiyatını etkiler.

% 40 VERGİYLE KİMSE FINDIK İTHAL ETMEZ

  • Fındık ithali de gündem de. Bugünkü şartlarda bu mümkün mü?
Fındık ithal edilebilmesi mümkün değildir. Pratiği de yoktur. Kimse de fındık ithal edeceğiz demedi zaten. Şu anda fındık ithalatı yüzde 40 vergiye tabidir. Fındıkta yüzde 1-2 bile kar yok, yüzde 40 vergi ödeyerek fındık getirebilirsin? Bu vergiler kaldırılırsa teorik olarak olabilir. Ama fındığın az olduğu bir senede Gürcü fındığını satamıyormu da Türkiye’ye gönderecek? Buradaki espri şu. Biz başlangıçtan beri şunu söyledik. Gürcistan, Azerbaycan  ve diğer alternatif ülkeler fındık işini öğrenmeden, onlar fabrika sahibi olmadan, teknoloji sahibi olmadan, o bölgeleri  biz idare edelim. Şimdi kriz dönemlerinde  bazen Türk ihracatçısı gidiyor  Gürcistan’dan fındık alıyor. Almanya’ya  fındık satıyor. Ama gerektiğinde o fındığı buraya da sokalım bunun Türk üreticisine bir zararı olmaz. Ama bunlar geçti artık. Bu trenler kalktı. Fındık ithalatı söz konusu değildir.

BİZİ SUÇLAYANLAR FABRİKA KURSUN ONLAR DA KAZANSIN!

  • Vergi rekortmenleri açıklandı?..
Fındıkçılar, ihracat rekortmeni olur ama maalesef  vergi rekortmeni kolay kolay olmazlar. Başkalarının zannettiği miktarda kar fındık işinde yok. Zaten diyoruz ki ‘Ey sayın hocalar, profesörler, ziraat odaları ihracatçıları, sanayicileri suçluyorsunuz ama gelin siz de fabrika kurun. Üreticiden en yüksek fiyattan fındık alın, karını koyup satın. Güzel güzel  paralar  kazanın, biz de size yardım edelim. Bizim hiçbir itirazımız olmaz. Mesela Ordu Ziraat Odası, Giresun Ziraat Odası birleşsin bir fındık fabrikası kursun. Piyasa serbest bizim tekelimizde değil. Onlara da açık.

% 80’İ YANDI DEMEK MAKSATLIDIR

  • Fındık dondan söylendiği kadar zarar gördü mü ?
Tabi ki zarar gördü. 30 Mart’a kadar fevkalade iyi şartlar vardı. 15 Aralık’ta yoğun kar yağışı nedeniyle fındık çok iyi gelişmişti. O don olayı da olmasaydı çok da büyük bir rekolte bekliyorduk. Bu dondan özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon’da hasar var. Ama bu hasarın boyutu konusunda şimdilik  elimizde rakam yok. Bunlar  atmasyon karar verilecek konular değil. Fındıkta rekolte tespiti nasıl yapılır? Bunun kendine göre usulleri vardır. Bu usuller çerçevesinde gerek Tarım Bakanlığı gerek başkanı olduğum Fındık Tanıtım Grubu çalışmalarına başlamıştır. Çalışmalar bittiğinde biz bunların sonuçlarını açıklayacağız. Şahsi kanaatim 250-300 metreye kadar bir hasar yok. Ve iyi fındık var. Fındığın yüzde 80’i yandı demek için ya oraya hiç gitmemiş olmak, ya da maksatlı konuşuluyor demektir. Türkiye’nin fındık ihracatını devam ettirecek  ve fındık ihracatından beklenen döviz girdisini sağlayabilecek olduğuna inanıyorum. Spekülasyon yapmaya gerek yok.

HEP ÖYLE DENİR AMA  PRATİĞİ ÖYLE OLMAZ

  • Daha önce siyaset yaptınız? Yeniden siyasete girmeyi düşünür müsünüz?
Ben kısa bir dönem siyaset yaptım ve orada bıraktım. Bir defa işimiz çok yoğun, iş adamının şartları ve pozisyonlarıyla içinde bulunduğunuz koşul ve bakış açınızla siyasetin reel gerçekleri birbirine çok fazla uymuyor. Aynı zamanda fındık ihracatı anormal derecede insanı meşgul eden ve yoğun çalışmamızı gerektiren bir iş. Çeşitli görevlerim nedeniyle sürekli seyahatte olmam gerekiyor. Üzerinize aldığınız işi yapmanız ve konsantre olmanız gerekir. Benim de bir siyasi görüşüm var. Siyasete ilgisiz değilim. Hiç bırakmadım da. Ama bu aktif siyaset yapmakla bir değil. Zaman zaman arkadaşlar söylüyorlar ‘Sizin gibilerin siyasette olması gerekir.’ Gerçekte siyasette kimseye ihtiyaç yok!... Hep öyle derler ama pratiği öyle olmaz.

GÖRDÜĞÜNÜ ÇALAN HAKEME MAÇ VERMEZLER

  • İş adamları aslında daha çok siyasetin bir yerinde olmak isterler?

Öyle bir düşünce bizde yok. Bizim işimiz zaten tamamen siyasetin dışında. Biz bu işe siyasetin müdahale etmemesi için çok büyük mücadeleler verdik. Bizim içimizdeki fındık ihracatçılarından hiçbirisi doğrudan siyasetin içinde değildir. Aktif siyaset yapmazlar ama hepsinin siyasi görüşleri var. Aktif siyaset yapmak farklı bir şey. O kadar kabiliyetim yok. Futbolda  gördüğünü çalan hakeme asla maç vermezler. Bu çoğunlukla siyasette böyledir.

100 YILDIR O EVDE YAŞIYORUZ

  • Belediye’nin baba evinizi yıkma kararı üzerine olayı yargıya taşımıştınız? Bugünkü durum nedir.
Ben o evde doğdum. Ağabeyim Osman Necip Sevinç de o evde doğdu. Bizim ailemiz yüzyıldan beri bu evde yaşıyor. Bu ev böyle değildi tabi. Bahçe içerisinde iki katlı yarı ahşap yarı kagir, kuyusu olan, bahçesinde kümesi de  olan inanılmaz güzel bir evdi. Babam veteriner hekimdi, bu işleri çok iyi bilirdi, hem ziraattan hem hayvancılıktan çok iyi anlardı. O kadar harikaydı. Bahçesinde şeftali bile vardı. Böyle bir evdi burası yıllar sonra tabi artık oturulamayacak hale geldi. Oradan çıkıp 1973 yılında Kalkınma Mahallesi’ne gittik. 1991’de ise şimdiki evimizi yaptırarak  tekrar  döndük. Bu evi yaptırırken Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan, belediyeden, her yerden ruhsatları aldık. Aferinler, teşekkürler aldık. Anıtlar Yüksek Kurulu bize ancak zaten öyle bir ev yapılması kaydıyla o kale burcu bitişiğine  müsaade  etti. Evinizi de kaleden on metre ileri alacaksınız dediler. Kendi arazimizi terk etmek zorunda kaldık. Şimdi yeniden bir şehir planlaması  çerçevesinde dediler ki ‘Evi yıkacaksınız, iki metre geri alacaksınız.’ Hikaye bundan ibaret.

KAMUOYU EVİ DE ALINAN KARARI DA GÖRÜYOR

  • Sebep olarak ne gösterildi?
Burayı ticari alan yapacaksınız diyorlar. Ben altmış senedir burada yaşıyorum, Gülbaharhatun Mahallesi hiçbir zaman ticari alan olmamıştır. Olamaz da mümkün değil. Bu detaylara tekrar girmek istemiyorum. İdarenin tasarrufudur. Necip Bey’in başkan yardımcı olmasına rağmen ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin de kendisini desteklemesine rağmen biz itiraz etmedik.  Sadece vatandaşlık hakkımızı kullanıp mahkemeye başvurduk. Kendi arkadaşlarımızla da çatışma yoluna gitmedik. Kamuoyu her şeyi görüyor, evi de görüyor, alınan kararı da görüyor. Yargının vereceği karara bizim  boynumuz kıldan ince. Takdir kamuoyunundur. Biz bugüne kadar kendimizle ilgili hiçbir şeyi prensip olarak  siyasetin alanına sokmadık. Konu kamuoyu önünde cereyan etmiştir. Başkaları nasıl davranır onu biz  bilmeyiz. Zaten kararı artık yargı verecektir..

İNSAFSIZ OLMAMAK LAZIM

  • TSİAD üyesisiniz.  TTSO 30. Grup Başkanısınız, STÖ’ler çoğu zaman eleştiriliyor.. STÖ’lerin Trabzon’da etkili olduğunu düşünüyor musunuz ?
STÖ’ler elinden geleni yapıyor. Bunlar kaynak meselesidir. Bunlar merkezi yönetimin ayıracağı kaynaklar, projeler, siyasetin genel tercihleri ile ilgili şeylerdir. Bunlar öyle bizim dememizle hemen olacak şeyler değildir. Ben tam tersine Trabzon’a son dönemlerde fevkalade güzel hizmetlerin getirildiğini, çok büyük işler yapıldığını ve Trabzon’un çehresinin değiştiğini düşünüyorum. Yani o kadar insafsız olmamak lazım..

NÜFUSUNUN ÜZERİNDE AĞIRLIĞI OLAN BİR ŞEHİR

  • Peki Trabzon’da siyaset yapmış, iş adamlığı yapan biri olarak Trabzon’un Büyükşehir olmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz ?
Büyük denmekle büyük olunmuyor tabiî ki. Ama Trabzon’a Büyükşehir olmak yakışmaz mı? Yakışır. Çünkü burası eski çağlarda imparatorluk merkezi. Yakın tarihte de imparatorluk merkezi. Şehzadelerin yetiştiği bir şehir. Trabzon kendi kütlesel ağırlığının üzerinde ağırlığı olan bir şehirdir. Nüfus büyüklüğünün de çok üzerinde ağırlığı olan bir şehirdir. Trabzon başka şehirlerle kıyaslanmaz. Trabzon Trabzon’dur. Bakın şimdi sizin çıkardığınız gazete önümde. Bunun gibi on tane gazetesi olan İstanbul dahil olmak üzere ikinci bir şehir yoktur. Trabzon budur. Trabzon belki fiziksel olarak Büyükşehir değildir. Büyük şehir olmak için alt yapı, imar şartlarını falan henüz tam yerine getirememiş olabilir ama yakında bunlar da olacaktır. Eğer başka şehirler büyük şehirse Trabzon da Büyükşehir’dir. Ondan hiçbir endişemiz olmasın.

RÖPORTAJ / EBRU TAVŞAN

Yarın: Trabzonspor'da neler oluyor..

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.