Metal müziğin doğuşu Orta Asya’da

Trabzonlu Müzikolog Dinçer Sağır Mu kıtası, Orta Asya ve İskandinavya tarihi üzerinden black metal müziğinin içeriğini inceledi

Metal müziğin doğuşu Orta Asya’da
16 Eylül 2017 Cumartesi 19:26

İşte o araştırma:
1. MU KITASI ÜZERİNE YAPILAN ARAŞTIRMALAR
Tarihin diyalektiğinde incelemeler yaparken, müzikal olarak günümüz İskandinav Müziği içinde, geleneksel ile güncelin birleşimi üzerine, değişen ve değiştikçe geçmişin anlatısının içeriğini, müziğin içindeki yansımaları ile değerlendirmek gerekmektedir. İskandinav Black Metal müziğinin şu anki şartlarının, tarihsel süreçleri üzerine araştırılması ve son haline gelmesi süreçlerinde, Mu kıtasından başlayan kültürel öğelerin sırası ile anlatısı dikkat çekmektedir. Kültürel uygulamaların İskandinavya üzerinde gelenekselleşen müzikalitenin özü kavranmış ve anlaşılmış olabilir. Bu noktadan bakıldığında, müziğin tüm etki alanlarının ele alınması, müziğin içeriğini şekillendiren etkenlerin tarihi dayanağının sistematik olarak değişen kültü üzerine, kültürel parçaların müzik içindeki anlatısına uzanan bir yol olarak değerlendirilebilir.

Mu kıtasının incelenmesi, insanlığın kültürel geçmiş süreçlerinin, hem sanatta hem de teolojideki yansımalarının etki alanını gösterebilmektedir. Bu olgu üzerine düşünüldüğünde, bilimsel olarak sosyolojinin, teolojik gelişmelerin ve sanattaki yansımalarının, algılanabilir süreçlerini ortaya koyabilmektedir.

Dünya’nın çeşitli coğrafik bölgelerinde elde edilen bu yazmalar ve tabletler dikkate alındığında, farklı kültür medeniyetleri içinde, belgelerin aynı paydada birbirine benzeyen ortak bir geçmişin üzerindeki noktaları göstermektedir. Bu uygarlık içinde birbirinin kesişimi olan kültür gelişiminin kodlarına bakıldığında; inançların, tarihsel süreçleri içinde birbirini tamamladığını, sosyal ağlar üzerinde dönemin şartları ve uygulamaları içinde nasıl değiştiğini, eğitimin ve sanatın da her dönem içinde bu değişimin etkisi ile yayıldığı görülebilmektedir. Tek bir noktadan başladığı iddia edilen kültürel birikimin dayanak noktası olarak farklı yerleşim yerlerinde bulunan belgelerin ortak noktası olan Mu kıtası görülebilmektedir. Bu medeniyetin kendi içinde sistematik uygulamalarının diyalektiği nereden geliyordu ve nereye dayanıyordu? Dinamikleri nelerdi? Tylor’un kültürü tanımlaması dikkatli incelendiğinde, Mu Kıtasından günümüze gelen bu süreçler netleşmektedir.

Black Metal ve Black Metal öncesinde oluşan Folk ve Viking Metal türevlerinin anlatısının, müzikteki geleneğin kökeninin, tarihi süreçlerin gelişimi ve değişimi üzerinden, şu anki şartlarına geldiği görülebilmektedir. Bu yol haritası içinde, İskandinav Müziğinin içeriğinin sembolik anlatısı, tarihin getirisinin bir kuramı olarak, günümüzden yetmiş bin yıl önce var olduğundan sözü edilen ve belgeleri ile ortaya koyulan, Mu Kıtasının devamının, müzik üzerindeki yansıması olarak ele almak gerekmektedir. Netice üzerinden yola çıkacak olursak, Black Metalin içeriğindeki mitolojik, teolojik anlatıların felsefesi, Mu Kıtasından türeyerek gelen ve çeşitli etkiler ile boyut değiştiren anlatımın dip noktası olabilmesidir.

1.1.Orta Asya ve Mu Kıtası
Bir bütün olarak tarihsel sürecin Mu kıtasından gelerek Orta Asya üzerine yayılan insan topluluklarının kültürel yansımaları, Orta Asya müziğinin yapısını ve bu yapının geçmişi üzerinde var olan etkilerini ifade etmektedir. Orta Asya ve Mu Kıtasının ortak yapı taşları, teolojik anlatıların birbiri ile olan bütünlüğü, kültür ögelerinin paralelliği doğrultusunda işlenmesi üzerine oturtulmaktadır. Orta Asya geleneğinin de bir dayanak noktası olması, bu bölgede şekillenen medeniyetlerin geçmiş esintilerinin birçok sanatsal ifade de ortaya çıkması üzerinden anlaşılabilmektedir. Bir devam niteliğinde olan kültürel ögelerin, günümüz müzikalitesi içindeki hareketliliği, Orta Asya medeniyetlerinin kültür sanat icraları, Black Metal müziğinin anlatımındaki esintilerin, Mu kıtasından gelen kültürel ögelerin, Orta Asya ile olan etkileşiminin sonucu olarak ortaya çıkması üzerinedir. Bu doğrultuda teolojik geleneğin temel yapısı, tarihin diyalektiğinde materyallerin insanlık tarafından taşınıp kültürel ögelere dönüşüp, çeşitli sanatsal uygulamalar ile insanlık tarihi önüne çıkması ile sonuçlanmaktadır. Genetik kodların kalıtsal olarak o kültür içinde şekillenmesinin tarihsel süreçleri, insanlığın kurduğu medeniyetlerin kültür içinde tüm insanlık coğrafyasına yayılarak, farklı sıfat ve tamlamalarla tarih sahnesine çıkması üzerine, Orta Asya insanlık tarihi için önemli bir durak noktasını ifade eder. O dönemde yaşayan kültürün; geçmişi ve geleceği, birçok ortak paydadan hareket ile edilgen kılınmıştır. Orta Asya Şaman müziği, bu bölge hatları üzerindeki medeniyetlerin ayinleri ve anlatısı içinde en önemli yöntemdir. O dönemin şartları, bu bölge sınırları içinde şekillenen kültürün, müzikteki ifade şeklinin geçmişten gelen izlerin katlanarak devamlılığı olarak nitelendirilmelidir. Orta Asya müziği üzerine geçmişten günümüze gelen süreçleri detaylandırmak ve yorumlamak gerekir. Mu kıtası ile Orta Asya bağlantıları, çeşitli kaynaklar ve perspektifler üzerinden birbirine bağlanma aşamasında detaylandırılmış, söz konusu tarihin de devamlılığını şekillendiren belgeler olabilmiştir. Bu bakımdan Orta Asya müziğinin üzerine detaylandırmalar, müzikalitenin geçmişi ile ilgili fikirler verebilir. Müziğin gelişimi ve evrimi ile ilgili Orta Asya üzerinden yayılan toplulukların teolojisi, mitolojisi ve müzikalitesini anlamamız için bir ortam hazırlayabilmektedir. Müziğin tarihsel süreçleri üzerinde değerlendirmelerin günümüz müzik bakış açısının ve uygulamasının değişimi ile alakalı olabilme durumu üzerine konuşulabilir. Fakat geleneksel ve günümüz müziğinin birleşmesi bir sentez olarak düşünüldüğünde bu uygulamalar sadece müzikal alt yapı üzerinden değil, söz kısmı üzerinden de ortaya çıkabilmektedir.

İSKANDİNAVYA ÜZERİNDEN
Black Metal üzerinden bakıldığında bu müziğin anlatısının içeriğinin geniş bir çerçeve üzerinden ortaya koyulduğu ve tarihsel sürecinin de anlatısının köklü bir geçmişe dayanması üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Mu kıtası, Orta Asya ve İskandinav geleneğinin bu paralel yapısı üzerine düşünüldüğünde, müzikalitede ortaya çıkan anlatının birbirinin bir devamı olarak şekillenen kültürel anlatının uzantısının müzikteki etkisi görülebilmektedir. Bu durumdan yola çıkarak yorumlar yaparken, araştırmalarda incelenen müzikal kök benzerliği vurgulanmaktadır. Müziğin bugünkü anlatısı farklılaşmıştır. Bu durumun özeti olarak tarihin diyalektiği önünde değişen kültürel uygulamaların etkisi şeklinde ifade edilebilir. Müzikal ifade içindeki anlatımın kökleri bu tarihsel süreçlerde örtüşerek kendini ortaya koymaktadır. Bu ifadelerden yola çıkarak bireyler, gruplar ve toplumlar kültürleşme süreci içindeki çelişkiyi, çatışmayı ’kültürlenme’ adı verilen süreçle karşılayıp dengelemeye çalışırlar. Toplumlardaki kültürlenme sürecinin pasif biçimi yani bireyin kültürlenmesi gibi anlaşılabilse de, burada daha ayrı bir anlam kullanılmalıdır. Neticede bir coğrafya üzerindeki topluluğun geçmişten şu ana kadar getirisi bir bütün olarak ele alınmalı ve en küçük parçacıkları ile bütüne ulaşılabilmesi gerçeği ayrıntılarla ortaya koyulmalıdır. İnsanların en etkin ifade şekli olan dilin benzer köklere temas etmesi, en önemli unsurlardan biridir.

3. İSKANDİNAV BLACK METAL MÜZİĞİ
Black Metal içeriğinde yer bulan anlatımın temeli, şu an müzikte kullanılan ögelerin kapsamının tarihsel gelişiminin bölge halkının kültürel kökünün teolojik gelişimi ve değişiminin süreçlerinin ifade edilmesi ile anlaşılabilmektedir. Black Metal müziğinin günümüze gelme süreçlerindeki kapsama alanını ifade edebilmektedir. Gerek tarihsel geçmişin izleri gerek ise müzikalitenin Orta Asya felsefesi ve müzikal benzerlikleri üzerinden düşünüldüğünde, günümüz şartlarının dışında kültürel yayılmanın bölgeye getirisini sunabilmektedir. Bu sunuş içinde müziğin ayinsel havası, kültürel dokuyu birbirine kenetlemiş durumdadır. İşlevselciliğin içeriğindeki parçaların tarihin diyalektiği içinde müzikaliteye olan etkisi kültürel bağların müziğe olan yansımalarını ifade edebilmektedir. Müziğin ve kültürün katlanarak şekil alması ve çeşitli göçler sonucu yer değiştiren kültürel birikimin neticesinde müzikal bakışında değişmesi olağandır. Bu bakımdan değişen hayat şartları ve müzikal algı üzerinden geçmişin izleri şu anki müzikalde görülebilir. Geçmiş uygulamaların şaman ayinlerindeki benzerliği ve paganlık felsefesi üzerinden kültürel kodların satır aralarında izlerini bırakmıştır. Bölge halkının tamamen etnik felsefesi kuzey müziğine kök salmıştır. Müzikalitenin sadece anlatısının ön plana çıkıyor olması, müzikal alt metindeki tek düzeylik bu kaotik atmosferik ortamın dışa vurulan ayinsel havasını anlatır. Burada tamamen müzikal mitolojik ve teolojik bakışlar açısından ilerlemiş ve şekillenmiştir. Günümüz şartlarında Black Metal ‘in anlatısı da bu yöndedir.

4. SONUÇ
Kısaca 21. Yüzyılın popüler kültür ögelerinin bir objesi olmayan İskandinav Black Metal müziğinin, farklı kurum ve kuruluşların gölgesinde kalmayan ve köklü tarihi geleneğin çeşitlilikler ile şekillenmesi ile ortaya çıkmış ve hala kendi içindeki yapısı ile geleneksel havasının idrakini ifade edebilme durumunu ortaya koymuş olabilmektedir. Birçok neden ile Black Metal müziğinin farklı algılanıyor olması medya ve kuruluşlarının teoloji anlamında yarattıkları kutuplaşmanın sonucu şeklinde düşünülmesi gerekmektedir. Fakat sosyolojik olarak insan benliğinin tekil düşünce ile değişime uğradığı 21. yüzyılda, birleştirici bir unsur olarak Black Metal felsefesi ve tarihinin ortaya çıkmış ve aydınlatıcı özelliği ile kültler arasındaki bağları kurduğu gözlemlenebilmiştir. Müzikal ögelerin içeriğindeki Orta Asya geleneğinin varlığı, Mu kıtası üzerinde var olan kültürel dokunun insanın doğası gereği taşınan kültürel bağların etkisinin günümüzde olan etkilerinin bir sonucunu ifade edebilmektedir. Bu bakımdan müzikal olarak medeniyetlerin kendi uygarlıkları içinde sahiplenebildikleri kültürel pay ve paydalar içerisindeki uygulamaların birçoğu kendi içerisinde bağlantılı ve girintili olduğu sonucunu çıkartma olanağını sağlayabilmektedir. Müziğin bütünleştirici unsur olması üzerine ve tekrar kendi içerisindeki geleneğin tavrını yansıtması ile de anlaşılabiliyor olması üzerine insanlık tarihinin bağlarının birbiri ile iç içe geçmiş zincirlerin parçalarının kemiği olduğunu bu tez üzerinden gösterilmesi sonucu netleşebilmektedir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.