Karadeniz’de bir türkü vardır, çok olumlu, çok sevimli havalarda/durumlarda söylenir. Örneğin; dede ya da nine küçücük, minik bir torununu gördüğünde dudaklarından sevgi ifadesi olarak; “Yesun oni dedesi!..” ya da “Yesun oni nenesi!..” sözcükleri dökülür.

Aha da durum aynen öyle...

Siyasal partiler milletvekili adaylarını seçmenin önüne çıkardılar.

Yani, görücüye...

"-Beğen, beğen al!.." durumu yok!..

Maalesef!..

Birini beğendiğinizde hepsini beğenmiş oluyor ve hepsini almak durumundasınız.

-Ula bizim buralarda bi ambalaçdan ayni mal çıkmay ki...

Ne yaparsın, sistem böyle kurulmuş, başka çare yok.

Bu lokantanın -pardon seçim sisteminin- raconu böyle...

Lokantaya girdiniz ya, sizin iştahınızın çektiği yemeği değil, önünüze gelen yemek mönüsünden seçeceksiniz.

Haydaaa!..

Eee!.. İşine gelirse... Başkanlar öyle/böyle istiyor!

Hem de bir tabak yemek yiyip kalkmak da yok. Hepsini yiyeceksiniz.

-Yesun oni nenesi... Yesun oni nenesi...

Tam da  havası ha!..

Şimdi ses sanatçısı Zeynep Başkan; olsa da söylese dinlesek.

Siyaseti yönlendirenleri anlamak olası değil. Umur görmüş, yaşamı, deneyim kazanmış kişilere çok mu kızgınlar ya da çok mu küsler?

Nerede bu değerli insanlar?

Niçin, devlet katında uzun yıllar hizmet verip; onurla aramıza katılmış böylesi değerleri -istemeseler de- milletvekili adayı gösterip, siyaset dünyamıza kazandırmazlar? Bu alanı zenginleştirmezler...

Neden hep siyasetten bir şeyler bekleyen kimilerine bu konuda fırsat tanınır?

Örneğin; devleti dış ülkelerde temsilde başarılı olan Onur Öymen, Şükrü Elekdağ gibi değerler niçin siyasete küstürülür?

Neredeler?

Böyle bir anlamsızlık yaşandığında da "-Yesun oni nenesi!.. Yesun oni nenesi!.." demek isabetli olmaz mı?

***

Kimi partilerin il milletvekili adayları listelerine bakanlar  -alışkanlıktan olacak- "lokomotif kişi" arıyorlar.

Ardında da vagonlar... Yani, diğer adaylar.

Şimdi lokomotifsiz seçim konvoyu zamanı anlaşılan...

Bu da siyasette yeni moda!..

Yesun oni nenesi... Yesun oni nenesi!...