10 AĞUSTOS'A GİDERKEN!
Anketlerde Erdoğan açık ara önde çıkıyor ama ben bu seçimin kapalı kutu gibi olduğunu düşünüyorum. Entresan bir seçim olabilir. İlk turda iş bitmez gibi duruyor.
Başbakan Erdoğan’ın, Köşk’e çıkması halinde siyasete veda etmeyeceğini tam aksine tam yetki ile Cumhurbaşkanlığını yapacağını, Bakanlar Kurulu’na da başkanlık yapabileceğinin bir bakıma yarı başkanlık sistemini devreye sokacağının altını çizmiştir.
Çizmeye de devam ediyor!..
Yani eğer seçilirse Türkiye sistem olarak makas değiştirecek.
Yani yine şartel onun elinde olacak.
Bu şarteli Başbakan Erdoğan’ın eline vermemeye kararlı olan Türkiye’nin, CHP ve MHP'nin önderliğinde 9 parti bir araya gelerek 'Her türlü parti çıkarlarını bir kenara koyduk' diyip, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdiler. Fakat MHP’yi CHP’nin kuyruğuna takılmakla veya Pensilvanya’nın peşine takılmakla suçlamak abesle iştigaldir.
9 partinin kol kola girip ortak bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarması anlamlıdır.
Bugüne kadar görülmüş bir şey değildir.
Bir ilktir de..
Ve de iddialı konuşuyorlar;
Bu milletin bölünmez bütünlüğünü isteyen herkesi bu çatıda buluşturmaya davet ediyorlar. Atatürk ilkelerini ve Cumhuriyet’in temel değerlerini manevi değerlerle birleştirmeyi, ötekileştiren değil birleştiren, sadece bir kesimi değil tüm kesimleri temsil eden tarafsız bir cumhurbaşkanı arzuladıklarını söyleyerek İhsanoğlu’nun etrafında kol kola girilmesini istiyorlar..
Diyorlar ki;
“Cumhuriyetimize, devletimize ve bayrağımıza sahip çıkmak, Türkiye’nin yönünü değiştirmek, itibarını yeniden sağlamak ve önünü açmak için bir araya gelerek tarihi bir fedakarlık yaptık. Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlara, andımızı okullardan kaldıranlara, Türk devletinin ismini tabelalardan silenleri, PKK ile ülkenin geleceğini müzakere edenleri bu millet 10 Ağustos’ta sorgulayacaktır”
Cumhuriyet tarihinde böyle bir seçim ittifakı görülmedi açıkçası. Öte yandan mevcut iktidarın Pensilvanya'dan dert ağlama hakkı var mıdır? Yoktur..
İçişleri Bakanlığı makamını nerede ise Pensilvanya’ya teslim eden Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın bugün “Bizi kandırdılar, aldattılar” deme hakkı var mıdır? Yoktur..
Çünkü iktidar edenler muktedir olmak zorundadırlar.
Yalnız HSYK'yı ele geçirmek için halk oylaması yapıp Pensilvanya’ya teslim etmek için hükümetin açık desteğiyle adaleti (TBMM eski başkanı Mehmet Ali Şahin’in deyimiyle) Yargıtay imamlarına teslim edenlerin, bugün ‘İlker Başbuğ ne kadar haklıymış’ deme hakkı var mıdır?
Veya milli orduya kumpas kurdular deme hakkı !.. Yok!..
O nedenle Türkiye Köşk seçimine doğru giderken çok enteresan bir süreçten de geçiyor.. Her açıdan kırılma anı bir seçim!..
Bütün kozlar ortaya konuyor..
Mücadele her zaman olduğu AK Parti ile değil, Recep Tayyip Erdoğan ile diğer partiler arasında..
Bu kez fark Erdoğan'ın karşısında İhsanoğlu'nun etrafında birleşen geniş bir ittifak..
Ayrıca şunu belirtmek istiyorum.
Türkiye'de kullanılmayan bir yarı başkanlık sistemi vardır. Çünkü 12 Eylül ile Köşk’e verilen yetkiler zaten yarı başkanlık sisteminin izdüşümü değil mi? Erdoğan seçilirse bu yetkiyi kullanacağını söylüyor. Daha ötesini kullanır mı? Onu da yeni Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı kim olacak sorusu belirleyecek..
Abdullah Gül olur mu? diye soracaksanız.. Çok zor!..
Çünkü başkanlık, yarı başkanlık sistemine karşı olduğunu görevi boyunca yaptığı açıklamalarla açıkça ortaya koymadı mı?
Dedik ya..
Çok ama çok enteresan bir seçim ve süreç!..