1821'İN MEKTUBU İLE 2014'e BAKMAK!


Öyle anlamlı belgeler,
Öyle anlamlı mektuplar,
Öyle yaşanmış anılar var ki ;
Bu belgeler, bu mektuplar bugün bile  bize 'DERS' olarak   çok ama çok şey anlatır..
Bakın, Osmanlı Devleti’nde Rus sefiri olarak uzun seneler çalışan General İgnatiyef’in, hatıralarını anlatan bir kitapta son derece anlamlı ve önemli bir mektup var.
Sultan İkinci Mahmud Han zamanında, Fener Patrikhanesinin kapısında asılarak idam edilen, (Bu kapı o günden beri kapalı tutulmakta ve patrikhane yetkilileri tarafından açılmamaktadır) 1237 [m.1821] Rum isyanının baş planlayıcısı, Patrik Gregorios’un Rus Çarı Aleksandr’a yazdığı mektubu açıklamaktadır.
Mektup ibret vericidir:
1821’deki o mektubun 2014'ün Türkiye’sinde bir daha okunması gerekir.
Okuyalım:

***
“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayr-i mümkündür.
Çünkü Türkler, Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukâvemetli insanlardır.
Gayet mağrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler.
Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına (devlet adamlarına, kumandanlarına, büyüklerine) olan itaat duygularından gelmektedir.
Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk-u idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar.
Gayet kanaatkârdırlar.
Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının sağlamlıklarından gelmektedir.
Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi rabıtalarını (bağlarını) kesr etmek (parçalamak), dini metanetlerini (sağlamlığını) zaafa uğratmak (zayıflatmak) icap eder.
Bunun da en kısa yolu, ananat-i milliye (millî geleneklerine) ve maneviyelerine uymayan harici fikirler ve hareketlere alıştırmaktır.
Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden şeklen çok kudretli kalabalık ve zahiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddî vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir.
Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni tasfiye için mücerred olarak harp meydanlarındaki zaferler kafi değildir. Hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vekarını tahrik edeceğinden, hakikatlerine nüfus edebileceklerine sebep olabilir.
Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribi tamamlamaktır.”

***
Evet, Patrik Gregorios’un mektubu bu ifadelerle dolu.
Şimdi soralım;
1821’de yazılan bu mektup çok eskilerde mi kalmıştır.
Yoksa büyürken, gelişirken, geleceğe bakarken bu mektuptan alacağımız dersler var mıdır?
Cevabını siz verin..


Türkiye Cumhuriyeti’nin kim ne derse desin her zaman Parlamento’da güçlü bir şekilde temsil edilen MHP'ye şiddetle ihtiyacı vardır.
Bu güç kendine gelebilmekten geçer!..
O nedenle..
MHP'yi yönetenlere kendi   söylemleri ile seslenmek gerek..
Madem ;
Türkiye zor dönemden geçiyor..
Madem;
Türkiye'nin güçlü bir MHP'ye ihtiyacı var.
Madem;
MHP'den  başta AK Parti olmak üzere diğer partilere giden oylar var..
O zaman  sadece Trabzon boyutunda değil Türkiye boyutunda yapılması gereken  açık ve net olarak bellidir;
Dün de yazdım ‘Ben’ anlayışının olmadığı,  herkesin ama herkesin bir çatı altında buluşacağı  'ORTAK AKILLA BÜYÜK BULUŞMA' ya imza atılmalıdır.
Çünkü Türkiye'nin geldiği bu noktada MHP'nin artık  kendi içinde bölünmeye, sen-ben kavgaları ile yol almaya, kişisel ihtiraslar üzerine koltuk pazarlıkları yapılmaya, onun adamı bunun adamı denerek hesaplar yapılmaya ne hali vardır ne de takatı!..
Açık ve net olarak görülüyor ki;
Türkiye'de birtakım  çevreler, birtakım sözde aydınlar tarafından, Cumhurbaşkanı adayı yapılan Selahattin Demirtaş ismi ile HDP'nin ‘Türkiye partisi’ diye cilalatılıp   2015 seçimlerinde ‘Barajı rahat geçecek’ diye propaganda yapmaya devam ettiği süreçte MHP'nin hala ülkücü davaya  ömrünü veren ülkücüler üzerinde sen ben hesapları ile  gün geçirmeye devam etmesinin MHP için sonun başlangıcı olacağını, parti tabanından kaymaların devam edeceğini düşünmemek mümkün mü?
Bir tarafta AK Parti'nin 'Yeni Türkiye' sloganı, diğer tarafta Kılıçdaroğlu'nun aslını inkar ederek 'Yeni CHP, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi' diyerek AK Parti'nin peşine takılması, Anayasa’dan ‘Türk milleti’ sözünün çıkarılıp ‘Türkiyelilik’ sözünün sözde barış ve demokrasi adına  yerleştirileceği söylemleri karşısında sesini dahi çıkarmaması karşısında MHP için harekete geçme zamanı değil mi?
MHP'yi yönetenler, Genel Merkez’den illere, ilçelere kadar kendi emelleri doğrultusunda ‘Az olsun benim adamım olsun’ mantığı ile teşkilatlara hükmetmek isteyenler, şunu iyi bilsinler bu gidiş ile MHP yarın yine baraj tehlikesinin içine düşecektir!..
AK Parti ile Yeni Türkiye, Kılıçdaroğlu ile Yeni CHP, Demirtaş ile PKK'nın sesi sözde Türkiye Partisi HDP karşısında MHP ‘Kendi küllerinden yeniden doğmayı’ mutlaka ama mutlaka denemelidir..
Seçimsiz, hesapsız sadece fikirlerin öne çıktığı 'VARIZ' diye mesaj yollandığı büyük bir kurultaya imza atılmalıdır.
O da;
BÜYÜK BULUŞMADIR..
Bu büyük buluşmanın fitili neden Trabzon'da  örgüt olarak yeni yapılanma ile ortaya konulmasın..
Ne dersin Sayın Koray Aydın..
O, şu, bu demeden gel topla A' dan Z' ye bütün partili dava arkadaşlarını, konuş, ortak akıl üret  ve o büyük buluşma ile güçlü bir teşkilat yapısı ile ortaya çık..
MHP'ye Trabzon'dan  tabandan tavana bir örnek model biç!..
Gelmek istediğimiz nokta;
PKK'nın siyasal kanadı olan HDP'nin önünün daha da açılmak istendiği, daha güçlü bir şekilde Türk siyasetinde yerini alması için çalışmaların içten ve dıştan  yoğunlaştırıldığı süreçte, kim ne derse desin Türkiye Cumhuriyeti devleti’nin, Türk siyasetinin  ve Türk Parlamentosunun güçlü bir MHP iradesine her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır.
Bu potansiyel Türk Milleti’nde vardır..
Ama o potansiyeli harekete geçirmek titreyip kendine  gelebilmekten geçer!.
O titremek de;
Sadece siyasal değil, ülkenin sosyo ekonomik sorunlarının üzerine de gitmekten, iktidar ve ana muhalefetin söylemlerine karşılık her alanda fikirler üreterek milletin karşısına çıkmaktan geçer..
Son söz Bilge Kağan'dadır..
Bakın Göktürk Devleti'nin sınırlarını Çin'in Şan-Tung ovasından, İç Asya'da Karaşar bölgesine, kuzeyde Bayırku sahasından Ani ırmağı havalisi ve Batı Demir Kapı'ya (Ceyhun Irmağı'nın yakınında Semerkant-Belh yolu üzerinde) kadar ulaştıran  Bilge Kağan   Türk milleti için bir rehber gibi olan sözünde ne der; 
"Ey Türk; üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe,
senin ilini ve töreni kim bozabilir. Titre ve kendine dön."