21 Mart ŞİİR GÜNÜ/Nevruz’un Gölgesinde Kalan

21 Mart hep ilk akla gelen çağrışımıyla “Bahar Bayramı” ya da “Nevruz Bayramı” olarak anılır/kutlanılır. Oysa 21 Mart, “Dünya ŞİİR GÜNÜ’ dür aynı zamanda. Nevruz’a ilişkin siyasilerin boy gösterdiği büyük törenler, siyasi vaatler/beklentiler sıralanır, suistimale-ayrışmaya-kutuplaşmaya işi vardıran kimi konuşmacılarca “bayram”, dayanışma/kaynaşma/birlik günü olmaktan çıkarılır, Şiir Günü’ne ilişkin sözler ve izlenceler gölgede kalır çoğu zaman.

Nevruz, uyanış, diriliş, kimilerine göre de yaradılış günü. Baharın gelişi, doğanın uyanışı, bolluk-bereketi, simgeleyen gün. Özgürlüğün ve yeniden silkinip dirilişin, başkaldırı ile “zulme” karşı direnişin… Ve de Demirci Kava’nın zalim Dehak’a karşı savaşımı/zaferi…

Son tahlilde dostluk, kardeşlik, dayanışma ve savaşım günü. Bu anlamlarıyla “güzellikle” ilintili/ilişkili bir gün; yani sanatla ve elbette şiirle.

Bu yaklaşımla bu yıl 21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi’ni kaleme alan ve 2026 PEN Şiir Ödülü’nün de sahibi yazar ve şairimiz Hidayet Karakuş’a (Karakuş, her şeyden önce bir öğretmen, bir Cumhuriyet çınarı, Türkçe/Edebiyat öğretmeni, şair-yazar, yani bir Anadolu ozanı) sayfamı bırakıyorum.

Yazısına/bildiriye dokunmadan aktarıyorum:

“Her insanın bir şiiri vardır. Günümüzün yabanıl ortamında şiirin kaybolduğunu görüyorum. ‘Yaşamın hiçbir zerresi yoktur ki içinde şiir bulunmasın’ diyor Gustav Flaubert. Öyleyse kendi şiirimizi bulmak için yaşamalıyız.

Şiirin tanımını yapmayacağım. Her şairin tanımı başkadır.

Şiir okumayan insanın kendini tanıması olanaksızdır.

Gençlere bazen “Sevgilin var mı” diye soruyorum. Çoğu içtenlikle “var” diyor. “Peki sevgiliniz size şiir okuyor mu?”

Çoğunlukla “hayır” diyorlar.

Şaşıyorum. Aşk yaşıyorlar ama şiir yok yaşamlarında. “Şiirsiz aşk olmaz, aşksız şiir” diyorum. Tüm bu çoraklığın nedeni eğitim dizgemizdeki sıkıntılı edebiyat dersleri, kitap okumayan, şiir okumayan öğretmenlerdir.

Eğitim izlenceleri şiire geçit vermiyor. Ders kitaplarına göstermelik konulan şiirler eski olsun yeni olsun çocuğun yaşamına seslenmiyor. Yetkililer de biliyor bunu. Ne ki yine de kötü şiirleri dayatıyorlar çocuklara.

Çünkü onlar da şiir okumuyorlar! Bir toplum ki şiir gömüsünün üstünde yaşıyor ama eğilip bir küçük şiir okumayı düşünmüyor.

Şiir okuyan bir toplum olsaydık kadın cinayetleri, yolsuzluklar, hırsızlıklar, ülkeyi soyan arsızlar, vicdansızlıklar olmayacaktı. Çünkü bir düşünür “Şiir okuyan cinayet işlemez” diyor.

Şiirin bir dizesiyle günümüzün değiştiğini bilmezsek kör karanlığımızda mutsuzluğumuzun nedenini de çözemeyiz. Şiir gerçekle hesaplaşmadır. Bu hesabı kapatmaya hiç kimsenin şiir kadar gücü yetmez.

Şiir, bir gün, gün ışığı gibi dünyayı sarıp sarmalayacaktır.

Dünyayı kana bulayan sömürgeci batının politikacılarıyla onun işbirlikçileri barışın değerini bilmezler.

Şiir barış demektir. Barışın anahtarı şiirdedir. Şiir okuyan devlet adamları onurlu barıştan başka bir şey düşünmezler.

Onları daha öğrenciyken şiirle yoğurmalı öğretmenler. Birgün olacaktır bu. O günü inatla yaratmaya çalışmak görevimiz olmalıdır. O günü de şiir okuyan, şiiri sevdiren öğretmenlerle şairler yaratacaklardır.”

Hidayet Karakuş’un nezdinde/huzurunda, yaşayan ve sonsuzluğa göçmüş tüm şairlerimize ve şiir dostlarına saygılarımla.

-Yarınlar Güzel Olacak-