3 Mayıs dünya Türkçülük günü..
Türk Derneği: 1908’de, Ahmet Mithat Efendi, Necip Asım Bey, Bursalı Tahir Bey, Veled Çelebi, Yusuf Akçura, Raif Fuad ve Rıza Tevfik tarafından, İstanbul’da, kurulmuştur, Türkiye’deki ilk Türkçü teşkilat olan Türk Derneği; Türk millî kültürünü geliştirmek, Türk kavimleri arasındaki işbirliğini pekiştirmek gibi amaçlarla hizmet vermiştir.
Türk Yurdu Cemiyeti: Türk Derneği, kurucularının bir kısmı İstanbul’dan ayrıldıktan sonra, kapanmıştır, Türkçülük fikrini yaymak için, 1911’de, Mehmet Emin Yurdakul, A. Hikmet Müftüoğlu, Ahmet Ağaoğlu, Hüseyizâde Ali Bey ve Yusuf Akçura tarafından kurulmuştur.
Genç Kalemler: Ali Canip Yöntem ve Ömer Seyfettin, Selânik’teki Ziya Gökalp’in etkisiyle, Genç Kalemler Dergisi’ni çıkarmışlar ve Türkçe’nin sâdeleşmesi için çalışmışlardır.
Türk Ocağı : 19I2’de, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ahmet Ferit, Ahmet Ağaoğlu, Fuat Sabit, ve M. Ali Tevfik tarafından kurulmuştur. Türk Ocağı’nın kuruluş amacı; Türk ırkının ve dilinin olgunlaşmasını sağlamak, kültürel yönden Türkler’i birleştirmektir.
1875’de, Diyarbakır’da doğan Ziyâ Gökalp çağdaş bir toplum olabilmek için, ümmetçiliğin ve Osmanlıcılığın bırakılmasını; bunun da, ancak, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını ilke edinen milliyetçiliğin benimsenmesiyle olabileceğini savunmuştur.
Gökalp,Türk milletinin ve devletinin yaşatılabilmesi için, Hüseyinzâde Ali Bey’in ortaya attığı “Türkleşmek-İslâmlaşmak-Muasırlaşmak” fikrini, geliştirerek, bir ilke hâline getirmiştir.
Türkistan’daki ceditçilik hareketini de örnek alan Gökalp, bunun Türkiye’deki temsilcisi olmuş ayrıca, kadınlara, eğitim, çalışma ve evlilik konularında eşitlik verilmesine gayret etmiştir.
Gökalp 1911’de, Genç Kalemler Dergisi’nde “Turan” şiirini yayımlayarak Yusuf Akçura ile birlikte,Türkçülüğe yeni bir ivme kazandırmıştır. Turancılık, ilk olarak,1839′larda, Macar ilim adamları tarafından, ilmî bir faaliyet olarak başlatılmıştır. Bunlar Farsça kökenli “Turan” kelimesini, Orta ve Güney Asya’daki Türk topraklarını ve Altay kavimlerini tanımlamak için kullanmışlardır. Fakat Gökalp ve Akçura, “Turan” kelimesiyle, sadece Türkler’in siyasî birliğini kastetmişlerdir. Gökalp, 1923′de yazdığı “Türkçülüğün Esasları” adlı eseriyle, daha önceki fikirleri bütünleştirmiş ve böylece, Türkçülüğü sistemleştirmiştir. Bunun için üç temel ülkü tesbit etmiştir. Birincisi,Türkiyeciliktir. Buna göre, önce Türkiye’de millî birliği ve kalkınmayı sağlamak, en temel amaçtır. İkincisi, Türkmencilik’tir. Üçüncü ülküyse,”Kızılelma” olarak adlandırılır. Türkler’in bir bayrak altında birleşmesi gereğine işaret eder.
Gökalp'in Mustafa Kemal Atatürk'ün zihnindeki yerini yadsımamak gerekir. Türkçülük denince ilk akla gelmesi gereken Atatürk, bu fikrin bilinçli uygulayıcısı olmuştur.
Gökalp Türkçülüğü, sekiz ayrı alanda(Lisanî, estetik, ahlâkî, hukukî, dinî, iktisadî, siyasî ve felsefî) inceleyerek, sistemleştirmiştir.
1944 olayları ve tabutluklar meselesi Türkiyemizin bir kara yazgısı olarak kayıtlarda yer alırken buradan neşet eden Başbuğ Alparslan Türkeş Türkçülüğe yeni bir soluk kazandırmış, İslamla iyice kaynaşmasını temin etmiştir.
Türkçülük siyaseti, yeni teorisyenler tarafından geliştirilip uygulandığı takdirde, Türk Birliği’nin gerçekleştirilmesi ve gelecek asırlara, yeniden “Türk” damgasının vurulması mümkün olacaktır. Tarihî süreç ve dünyadaki “Türk” gerçeği, Türkçülük siyâsetinin eninde sonunda, “Turan” hedefine ulaşacağını göstermektedir.