ABD CEPHESİNDE DURARAK ABD PROJESİ ÖNLENEMEZ!


15 Temmuz darbe kalkışmasının,  FETÖ üzerinden Türkiye’yi uluslararası büyük bir girdabın içine sokma girişimi olduğu apaçık şekilde ortaya çıktı..
Türkiye’nin başındaki en büyük belanın ABD olduğu, kaçınılmaz bir gerçek.
Darbe girişiminin hemen ardından bölücü terör örgütünün hain saldırılarını artırması ve ortalığı kana bulaması hiç tartışmasız uluslararası tezgahın bitmeyen Türkiye düşmanlığından başka bir şey değil..
Bakın..
Geçtiğimiz günlerde ‘Aydınlık bir Türkiye için’ başlıklı çok gerçekçi bir analiz okumuştum..
15 Temmuz’dan çok önce 29 Mayıs’ta M. Ali Güller’in Türkiye üzerinde, ABD’nin PKK ile ilgili hesaplarını ortaya koyduğu çok çarpıcı bir analizdi.
Türkiye’nin nasıl bir tezgahın içine sürüklenmek istendiğini anlatıyordu.
İşte o analize kendi yorumumu da ekleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum.  

***


ABD’nin stratejik hedefi Büyük Kürdistan’dır. ABD bu stratejik hedefinin ilk adımı olarak Irak’ın kuzeyinde özerk bir yapı inşa etti: Barzanistan.
Bu parçanın Suriye’nin kuzeyinden Doğu Akdeniz’e birleştirilmesi, ana hedefin şu anda yürürlükte olan ikinci adımıdır. Ana hedef, ilerleyen süreçlerde Türkiye ve İran’dan da topraklar katarak Büyük Kürdistan’ı azami sınırlarına ulaştırmaktır.
Dolayısıyla projenin hedefinde dört ülke var:
İran, Irak, Suriye ve Türkiye.
Burada işi en zor olan ülke Türkiye’dir.
Zira Türkiye hem projenin hedefidir ama hem de projenin sahibinin müttefikidir!
Aslında Türkiye büyüklüğü ve gücüyle bu stratejik hedefin önündeki en önemli engeldir.
Ama ABD işte bu müttefiklik ilişkisini stratejik hedefini gerçekleştirmekte bir girdaba dönüştürerek Ankara’yı sürekli içeri çekiyor.
(BOP Eş Başkanlığı gömleğini üzerinden atan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; ABD’nin, Batı’nın  Türkiye üzerindeki emelleri karşısında bugün direnen adam rolünde.. İşte Türkiye’nin yaşadığı son darbe girişimi olayı da budur..)
Ankara’nın ABD’yle PKK konusunda bugünkünden daha ciddi şekilde karşı karşıya geldiği zamanlar da oldu. Ama ABD müttefiklik bağını kullanarak Ankara’yı gidişata hep mecbur etti.
O nedenle güncel ve taktik tabloya değil, stratejik tabloya bakmamız gerekiyor.
Stratejik tabloda da şu var: Ankara 1991’den itibaren ABD’nin projesine karşı çıka çıka o projeye mecbur kaldı. Dahası ABD müttefiklik ilişkisi üzerinden Türkiye’yi karşı çıktığı projeye mimar yaptı!
Bu ABD’nin stratejik hedefinin Irak ayağıyla ilgili en önemli derstir.
Bakınız işte hükümetin programı ortada. Bir hükümet ilk defa (AK Parti’nin önceki hükümetlerinden de farklı olarak) programında Irak’la ilgili ‘ademi merkeziyetçilik’ dedi. Bunun adı gerçekte Ankara’nın Irak’ın bölünmesini kabullenmesi ne yazık ki..
Peki, Ankara arkada kalan 25 yılda nasıl Barzanistan’a karşıyken Barzanistan’ı tanımış oldu?
ABD bu 25 yılda PKK’yı bazen sopa, bazen havuç olarak kullanarak Ankara’yı Barzani’ye müttefik yaptı!
Sonuç? Türkiye terörle boğuşurken ABD’nin Büyük Kürdistan projesi ilerledi..
İşte girdap dediğimiz budur ve şimdi de Suriye’de uygulanmaktadır.
Obama’nın bir telefonla imzalattığı İncirlik Mutabakatı’nı işte bu nedenle sürekli konu ediyoruz. Zira İncirlik Mutabakatı girdabın ta kendisidir!
ABD Büyükelçisi John Bass’ın Kürt örgütü yöneticilerine söylediği “Türkiye’yi geri dönülmez noktaya ilerletene kadar sabredin” sözü girdabın nasıl uygulandığıdır.
Türkiye yanlış mevzilendiği için ABD ve PYD adım adım hedefe ilerliyor. Dün Kobani ve Tel Abyad operasyonları Amerikan Koridoru’nun ilerlemesinin adıydı. Bugün de Rakka operasyonu Amerikan Koridoru’nun ilerlemesinin adıdır.
Türkiye yanlış cephede olduğu için girdaptadır ve PYD adım adım tıpkı bundan 25 yıl önce Barzani’nin yaptığı gibi meşruiyet kazanmaktadır. PYD Batı’da temsilcilikler açmaktadır.
Milli Güvenlik Kurulu’nun “PYD/YPG’nin Prag, Stockholm, Berlin ve Paris’te temsilcilik açmasına izin verilmesi dostluk ve müttefiklikle bağdaşmaz” demesi, asıl destekçi ABD’yi hedef almadığı için etkisizdir.
Dahası PYD’nin en önemli temsilciliği İncirlik’tedir; İncirlik’ten kalkan uçaklarla PYD korunmaktadır!
Özetlersek mesele şudur:
ABD PKK’yı havuç-sopa olarak kullanarak dün nasıl Irak Kürdistanı’nı Türkiye’ye kabul ettirdiyse, bugün de aynı yöntemle Suriye Kürdistanı’nı inşa etmeye çalışıyor. Türkiye PKK’yı vururken, PYD meşruiyet kazanıyor ve siyasal bir özne haline geliyor. Adım adım Türkiye’nin kırmızıçizgileri silinerek PYD alan kazanıyor.
Peki, bu girdaptan nasıl çıkılır?
25 yılın en önemli dersidir: Türkiye birincisi Amerikan cephesinde kalarak, ikincisi de komşularıyla işbirliği yapmadan terörü bitiremez ve Büyük Kürdistan’ı önleyemez!
Bugüne değil, yarına bakın: Şam’a düşmanlık, bir girdap etkisiyle Türkiye’yi Suriye Kürdistanı’na mecburiyete götürmektedir!
Mesele basittir: Ankara Şam’a düşmanlık yapmasa, Suriye Hava Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeyinde uçmasını önleyen angajman kuralları koymasa ve Suriye’ye terörist sevkiyatını kesse, zaten Suriye Kürdistanı diye bir sorun kalmayacaktır!
Çünkü Şam tüm topraklarında egemenlik kuracaktır.
Hem Şam’a düşmanlık yapmak ama hem de Suriye’nin kuzeyinde Kürdistan istememek mümkün değildir. Zira Suriye’nin kuzeyinde Kürdistan yerine İhvan bölgesi kurabilmek, eşyanın tabiatına aykırıdır!
Peki, Türkiye bu yanlıştan dönebilir mi?
Günün meselesi budur..
***
Dönecektir..
İşte dün Başbakan Binali Yıldırım’ın Suriye ile ilgili yaptığı açıklama çok ama çok önemli bir dönüşümü gösterdi..
Ne dedi..
“Suriye’nin etnik bölünmesine izin veremeyiz. ESAD GEÇİŞ SÜRECİNDE KALABİLİR. Ama  gelecekte yeri yok.”
Türkiye ilk kez ESAD’dan yana ılımlı bir açıklama yapıyordu.
Dış politikada bence Davutoğlu’nun hem Dışişleri Bakanlığı hem de Başbakanlık dönemlerinde ektiği yanlış tohumları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve  Başbakan Binali Yıldırım tek tek yok ediyor..
Rusya ile barış..
İsrail ile uzlaşma..
Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  Putin ile yaptığı görüşmenin ardından, Rusya ile normalleşme süreci etkisini Suriye konusunda göstermeye başladı.
ABD’nin ayak diremesi nedeniyle anlaşamadığı Suriye’nin Azez-Cerablus hattında kurulamayan tampon bölge Rusya-Türkiye-İran diyaloğuyla hayata geçirilecek. Böylece mülteci dramı da ortadan kalkacak.
Ve en önemlisi IŞİD Suriye sınırından temizlenecek. PKK’ya darbe vurulacak..
Çok ama çok şey anlatıyor..
Türkiye dış politikada yeni ufuklara yelken açıyor..
Hem de bazı yanlışlarda artık ısrar etmeden, konjonktürel gerçekleri iyi analiz ederek..
O nedenle “ABD cephesinde durarak ABD projesi önlenemez!”
İşin özü budur..
Ve Türkiye uyanmıştır..
Darbe girişimini kınayan tek yabancı ülke olan ve “Erdoğan’lı Türkiye bu zor günleri aşar” diyen Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’daki görüşmesi milat olmuştur bu uyanışta..