ADALET EVRENİN RUHUDUR


Arkadaşım İsmet’le Beşiktaş Gaziantep maçını izliyoruz. Beşiktaşlı töre bilmez oyuncu Gökhan, rakibinin karınla göğüs arasına dirseğiyle ölüm vuruşu yapıyor. Dördüncü hakemle arasında yarım metre var. Yani bütün çıplaklığıyla cinayete şahit hakem. Orta hakemi uyarıp kırmızı diyor mu, diyor da, piyesçi hakem Süleyman Abay, abayı bir takıma yaktığı için görmezden mi geliyor, orasını bilemiyorum. Bildiğim tek şey, bu manzarayı görünce arkadaşımla ekranın karşısından kalkıp lanet okuya okuya evimize doğru yollandığımızdır.
Spor programlarını izleyip haftalık yorgunluğumuzu atmak isterken, üstümüze adeta kasavet çöktüren bir tiyatro, daha çok yoruyor bizi.
Eski hakem Selçuk Dereli meğerse doğru söylemiş. Federasyon başkanı üç büyütülmüşlerin maçlarında hakemlerin desteğini istemiş ve eklemiş. "Seçim var, üç büyütülmüşlerin desteği varsa ben, ben varsam siz varsınız" diyerek ellerindeki nimeti kaçırmamaları telkininde bulunmuş.
Durumdan vazife çıkaran Süleyman Abay da Gaziantep'i çiğköfte gibi yedi bitirdi. Sonunda istediği takımın kazanmasını da temin etti.
Bu lige lig diyeceğiz, hem  de süper, öyle mi!.
Vallahi süper yerine sünepe dense belki mutabık bir isimlendirme yapmış olunur.
Başta söyledim ya, biz tiyatro oynamayı seviyoruz. Önceden hayatın rollerini dağıttığımızı ve buna gerçek yaşam gibi hükmetmemiz gerektiğini içselleştirmişiz. Benim gibi aykırı insanlar da haksızlığı görünce hemen tepki göstermeyi maharet sayıyor. ‘İzlemiyorum gidiyorum’, deyişini birilerinin duyacağını zannediyor..
Bunlara direkt gökten gelse hakikatin yolları, kendi çıkarları doğrultusunda yine açarlar kolları. Ömer Hayyam, "Adalet evrenin ruhudur" derken biraz abartmış galiba. Canlı canlı bu kadar adaletsizliği görünce içimden "Adaletsezlik çağın gerçeğidir" kabullenmesiyle, adalete hasret bir ömrü eritip gidiyoruz.