Ah Sofya Vah Ayasofya!

Merhum Babam Besim Sami Emiroğlu’nu görevden aldıran Ayasofya müzesinin camiye dönüşmesi, bu şehirde yalnız bu dönem değil bu şehirde her dönem tartışılmıştır.


Yıl 1974 AP-MSP-MHP koalisyonu iş başında, Başbakan olarak Süleyman Demirel, merhum Prof Dr Necmettin Erbakan ve Merhum Alparslan Türkeş başbakan yardımcısı olarak görevde.


Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne Merhum Prof.Dr Erbakan eniştesi Prof Dr Osman Çataklı’yı atamış. Prof Dr Çataklı aynı zamanda KTÜ’de ‘uçan hoca’ olarak görev yapıyor!


‘Uçan hoca’ diyorum o zamanlar KTÜ bünyesinde yeteri kadar öğretim görevlisi olmadığından bazı hocalar Ankara’dan ve İstanbul’dan uçakla Trabzon’a gelip akşama kadar ders verdikten sonra  akşam yine uçakla görev yerine döndüklerinden bunlara ‘ucan hoca’ deniyordu!


İşte Prof. Dr Çataklı bunlardan biriydi. Zamanın MSP il yönetimi  Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde bölge müdür yardımcılığı kadrosu olmadığından bölge  şefi olarak görev yapan ve bölge müdürlüğüne vekaleten eden merhum  Emiroğlu’na giderler!


Ayasofya  müzesi 1960 yılına kadar camii olarak kullanılırken merhum başbakan Adnan Menderes Ayasofya camini müzeye cevirmişti.


‘Biz Genel Müdür Prof Dr Çataklı ile Trabzon Havalimanı’nda görüştük bizi size yönlendirdi, Vakıflar genel müdürlüğünün malı iken haksız bir şekilde kültür ve turizm bakanlığına devredilmiş, siz buranın geri alınması için dava açın.


Önce geri alalım sonra buranın camiye dönüşmesini teklif edeceksiniz, genel müdürlük onaylayacak.  Burayı inşallah ibadete açacağız, sizi de buraya asaleten bölge müdürü yapacağız’  derler.


Merhum Emiroğlu ‘Ayasofya müzesi bu ilin turizm dinamosudur.

Bu şehrin ekonomisine katkısı büyüktür. 

O mahallede bu müzeye 300 metre uzaklıktaki camii vakit namazlarında dahi dolmuyor. 

Ayrıca bu müzenin altında iki aile gazinosu var.

Buralar özellikle yaz aylarında tıklım tıklım doluyor .

Bu müze camiye çevrilirse buralarda sosyal hayat ölür’ der..


Bunun üzerine  MSP’li yöneticiler bozulur, kalkıp gider ve konuyu Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne iletirler. Babam Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğü emrine atanırken merhum babama hasta sevk kağıdı dahi verilmez.


Merhum Emiroğlu Valilik makamına müraacat ederek sevk kağıdı alır.


Numune Hastanesi Baş Hekimi Dr Sabri Uğurbaş babama ‘Yüksek rakımlı yerlerde yaşaması mümkün değildir’ der ve tekrar muayene kaydıyla 3 ay rapor verir.


 3 ay sonunda bir 3 ay daha rapor alan Merhum Emiroğlu mustafiye adledir, bu devlete 28,5 yıl hizmet eden Merhum Emiroğlu emeklilğine 1,5 yıl kala resmen memurluktan atılır.


Bunun üzerine, aile dostum Trabzon Ülkü Ocakları Başkanı merhum Osman Bozkır MHP’li Devlet Bakanı Agah Oktay Güner’e konuyu iletir .


Merhum Emiroğlu’nun Devlet İstatistik Enstütüsü’ne geçmesini sağlar.


Burada 1,5 yılını tamamlar babam idari mahkeme olmadığından direkt Danıştay’a dava açar; dava babam öldükten 5 yıl sonra sonuçlanır.


Danıştay, boşta geçen tüm maaşlarının faiziyle kendisine ödenmesine ve göreve iadesine karar verir.


 Ebediyete intikal ettiğinden yalnızca hak ettiği parayı annem Mesture Emiroğlu almış, çektiğimiz de yanımıza kar kalmıştı. Onun için diyorum ya Ah Sofya Vah Ayasofya !