Ahmet Şener’den Ahmet Metin Genç’e: Duruşun Devamı

Trabzon’un siyasi ve toplumsal hafızasında bazı isimler vardır ki yalnızca görev yaptıkları makamlarla değil, yetiştirdikleri nesillerle, bıraktıkları ahlakla ve memlekete duydukları sadakatle anılırlar. İşte o isimlerden biri de hiç şüphesiz Ahmet Şener’dir.

Tonya’nın mütevazı topraklarından çıkıp Türkiye siyasetinde iz bırakan bir devlet adamına dönüşmek… Bugünün şartlarında bile zor olan bu yolculuk, 1940’lı ve 50’li yılların Türkiye’sinde adeta bir irade destanıdır. Cumhuriyet Halk Partisi saflarında beş dönem Trabzon milletvekilliği yapan, 1. ve 2. Ecevit hükümetlerinde Orman Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı görevlerini üstlenen Ahmet Şener, yalnızca siyasi kimliğiyle değil; Trabzon’a kazandırdığı vizyonla da hafızalara kazınmıştır.

Onun en büyük mücadelelerinden biri hiç şüphesiz Karadeniz’in eğitim ve bilim üssü olacak bir üniversitenin kurulmasıydı. Bugün binlerce gencin hayatına yön veren Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde verdiği olağanüstü emek, aslında onun memleket tasavvurunun da bir özetiydi. Çünkü Ahmet Şener için kalkınma yalnızca asfaltla, bina ile değil; bilimle, eğitimle ve insan yetiştirmekle mümkündü.

Belki de bu yüzden çocuklarını yalnızca iyi eğitim almaları için değil, memleketlerine hizmet etmeleri için yetiştirdi.

Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu’nun anlattığı o unutulmaz aile hatırası, Ahmet Şener’in memleket sevdasının en güçlü göstergelerinden biridir. Yurt dışında akademik kariyer yapma imkânı doğduğunda, “Biz üniversite kurmak için bu kadar emek veriyoruz. O üniversitenin bilim insanlarına ihtiyacı var” diyerek kızını ve damadı Prof. Dr. Baki Komsuoğlu’nu Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kalmaya teşvik etmesi, yalnızca bir babanın sözü değil; bir memleket idealinin haykırışıydı. Ve o ideal karşılığını buldu. Hem KTÜ’ye hem Türkiye akademisine büyük katkılar sunan bu bilim insanları, Avrupa’daki üniversite kürsülerinde dahi saygıyla anılan isimlere dönüştü.

Ailenin bir diğer evladı Mustafa Sani Şener ise Türkiye’yi havacılık alanında küresel ölçekte temsil eden bir başarı hikâyesi yazdı. TAV Havalimanları Holding’i dünya markasına dönüştüren Sani Şener’in, torununa “Tonya” adını verecek kadar köklerine bağlı oluşu; aslında Şener ailesinin taşıdığı aidiyet duygusunun en güzel sembollerinden biridir. Çünkü bazı insanlar başarıya ulaştıkça doğdukları yerden uzaklaşır, bazıları ise yükseldikçe toprağına daha sıkı sarılır.

Ve elbette Sadri Şener…

Trabzonspor denildiğinde fedakârlığın, aidiyetin ve vefanın yaşayan örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti. Kulübün zor zamanlarında maddi manevi tüm imkânlarını ortaya koydu. Dönemin şartlarında 6 milyon dolarlık büyük bir meblağı Trabzonspor’a hibe etmesi, yalnızca bir yöneticilik değil; adanmışlığın ta kendisiydi. Üstelik bugün hâlâ konuşulan 2010-2011 sezonunun mücadeleci kadro yapısının ve altyapı sisteminin oluşmasında da büyük emeği vardı. UEFA tarafından tescillenen ancak Türkiye’de vicdanlarda yarım bırakılan o şampiyonluk hikâyesinin temel taşlarından biri Sadri Şener döneminde örülmüştü.

Aslında bütün bu tablo bize tek bir gerçeği gösteriyor:

Ahmet Şener yalnızca hizmet eden bir siyasetçi değildi. O, hizmet etmeyi bir aile kültürüne dönüştüren bir karakter inşa etti. Çocuklarına makam değil; memlekete karşı sorumluluk miras bıraktı. Ve görüyoruz ki o miras bugün hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Fakat Ahmet Şener’i farklı kılan en önemli özelliklerden biri de partiler üstü duruşuydu. Bir siyasi kimliği vardı ama vatandaşına hiçbir zaman siyasi gözlükle bakmadı. Partili-partisiz ayrımı yapmadan herkese eşit mesafede duran o devlet adamı tavrı, bugün hâlâ Trabzon insanının hafızasında bir nezaket ve hizmet efsanesi olarak yaşamaktadır.

Belki de bu yüzden bugün Trabzon’da benzer bir yaklaşım sergileyen isimler toplumda karşılık buluyor. Ahmet Metin Genç’in siyasi kutuplaşmaların sertleştiği bir dönemde dahi ayrıştırmadan, ortak hafızayı ve ortak değerleri sahiplenen yaklaşımı; toplumun her kesiminde takdir topluyor. Çünkü insanlar artık yalnızca siyaset değil, samimiyet görmek istiyor.

Bu anlamlı park oluşumunda büyük emek veren gazetemizin genel müdürü Selim Şener’i de ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Çünkü şehirler yalnızca yollarla, binalarla değil; vefa kültürüyle büyür. Trabzon’a kazandırılan bu anlamlı eser, aslında toplumsal hoşgörünün ve ortak hafızanın yeniden inşasıdır.

Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Ahmet Şener’in asıl başarısı; yaptığı görevlerden çok, yetiştirdiği insanlarda saklıdır.

Çünkü bazı insanlar yaşadıkları döneme hizmet eder…

Bazıları ise kendilerinden sonraki nesillere karakter bırakır.

BUGÜN ELEŞTİRİ DEĞİL, KUPA GÜNÜ!
Artık yeter…
Her sözün içinde bir eleştiri, her cümlenin ucunda bir sitem, her hareketin arkasında bir huzursuzluk… Bu takım bu yükü daha ne kadar taşıyacak?
Bugün o gün değil.
Bugün; geçmişi kurcalama günü değil, hesap kesme günü değil, suçlu arama günü hiç değil…
Bugün, bütün o negatifliği toprağa gömme günüdür.
Trabzonspor için bugün;
ayrışmanın değil birleşmenin,
eleştirinin değil inancın,
karamsarlığın değil umudun günüdür.
Bu forma, bu arma, bu şehir…
Bunlar tartışmanın değil, sahip çıkmanın değeridir.
Bugün herkes aynı yürekte buluşacak.
Bugün herkes aynı duaya “amin” diyecek.
Bugün herkes aynı hayali kuracak:
O kupa kalkacak!
Çünkü bu şehir bunu defalarca yaptı.
Çünkü bu arma pes etmeyi bilmez.
Çünkü Trabzonspor, en zor anlarda bile ayağa kalkmayı başaran bir inancın adıdır.
Bugün artık söz değil, destek zamanı.
Bugün artık eleştiri değil, omuz verme zamanı.
Bugün…
aynı yürek olma günüdür.