ALEMSİN HOCAM!
Kalkınmış ülkelerin felsefi ve sosyolojik temellerini atan ünlü batılı filozof ve felsefecilerin onlarca cilt kitabında anlatmaya çalıştığı meramını, birkaç sade cümle ile ifade eden, ancak o birkaç cümleyi filozofça ele alırsan birkaç kitap doluluğunda değeri olan anlatımların ustasıydı. Eşeğine “tersinden binme” figürüyle tanınan üstadımız bu duruşuyla da çağımız insanına; aydınlanma çağının insanlarının söylediği “empati yapma” yanı olaylara tersinden bakma alışkanlığını en güzel şekilde kazandırmanın duruşunu yapmış da, biz onu gerçekten eşeğini ters binmiş cahil insan olarak algılamışız. Aslında kimin akıllı, kimin cahil olduğunu çağın gelişmeleri bize daha güzel anlatmaktadır.
Hoca bir gün; önüne konulan kuru samanı yemek istemeyen ve ille de yeşil ot isteyen eşeğine, açlıktan ölmesin diye bir iyilik yapmak ister. Hepimizin çocukluğundan hatırlayacağı ve mahalle bakkallarında satılan plastik gözlükler vardır. Bu gözlüklerin yeşil olanlarından bir tane alır ve açlıktan semerini taşıyamaz durumda görülen eşeğinin gözüne takar.
Ardından kuru samanı tekrar önüne koyar. Kuru samanı beğenmediği için günlerdir ağzından lokma geçmeyen hocanın eşeği büyük bir iştahla gözlükler gözüne takıldıktan sonra samanını yemeye başlar. Durumu takip eden hoca eşeğin yeşil gözlükle yemediği kuru samanlarını büyük bir iştahla yemesinden son derece keyif alır ve kısa bir süre sonra semizleşecek eşeğiyle daha iyi işler yapacağının hayaline dalar.
Hocanın burada da günümüz insanına müthiş bir mesajı vardır. Özellikle de bizlere çok güzel anlatımı var. Toplumu meydana getiren insanlar olarak bizler ya gözlük takan veya gözlük takılan konumda olduğumuzu anlamakta ve anlatmakta zorlanıyoruz. Dış dünya, yaptığımız işlere bir anlam veremeyip; hocanın eşeği gibi kışın yeşil niyetine kuru saman yiyişimize gülüp geçiyorsa da bizler bunu önemsemiyoruz. Neden?
Çünkü gözlerimizde mensup olduğumuz partilerin, cemiyetlerin, cemaatlerin, derneklerin, gurupların büyük bir özenle taktığı yeşil gözlükler var. Bu gözlüklerin Nasrettin hocanın taktığı gözlüklerden önemli bir farkı var ki o da; çerçevelerinin altından olması!
Yatarken her akşam çıkarıp yatağımızın yanında tuttuğumuz bu gözlüklerimizi sabah kalkınca hemen gözümüze takıp güne başlamayı ibadet sayıyoruz ve kuru samanları yeşil ot yerine yemeye büyük bir iştahla devam ediyoruz!
Peki, ne olacak bu yeşil gözlüklü milletin sonu derseniz onu da söyleyelim: Hocanın eşeği yeşil gördüğü için fazlaca yediğinden dolayı semizleyemeden maalesef ölür. Biz ise büyük millet, büyük devlet tafraları ve alkışları ile sanki hayal kırıklığına doğru sürükleniyoruz!
Kıssadan hisse; anlayabilenlere arz olunur!