ANKETLER DİLE GELDİ
Neden sonra halkın nabzını tutmaya çalıştıklarını anlıyoruz. Bu araştırmaların üniversite öğrencilerine bir getirisi vardır diye düşünüyorum. Aynı dünyaların insanları olduğumuzu anımsadığım için onların alacakları üç-beş kuruşu önemsiyorum.
Zira ben de üniversiteyi böyle çalışarak okuduğumu unutmadım. Bu işin içinden geldiğim için bu anketlerin sağlığından - her zaman - şüphelenmişimdir. İnandırıcılık payı yerlerde sürünüyor. Yine de işi ciddiye alarak anketi yanıtladım. Yakından tanıdığım arkadaşlarımın bir çoğu işi ciddiye almadığını gördüm. Bu da endişelerimin doğruluğunu kanıtladı.
Yaklaşan seçimlerin sonuçlarını yerel yöneticilerin başarıları doğrudan belirleyecek. Belediye başkanlarının ve parti yöneticilerinin halktan aldıkları karne notları doğrudan doğruya seçim sonuçlarına yansıyacaktır.
Halkla iç içe, halkın sorunlarını yaşayan, bu sorunlara cevap vermek için çırpınan yöneticilerin partileri de sonuçtan memnun olacaklardır. Soğukların başlamasıyla kömür çuvalları, oy depolarının harekete geçmesi demokrasinin gereği niteliğinde görülüyorsa vay benim ülkeme! "Dostluk ve insanlık felaketli günlerde belli olur" diyen atalarımıza hak vermemek mümkün değil.
Geçen ay baskın şeklinde yağan büyük kar, belediye başkanlarının başarısını bir nebze ölçtü. Bazıları sınıfta kaldı. Bazıları da bütünlemeli geçti. Araç-gereç zenginliğiyle övünenlerin bir çoğu araçları çalıştıracak eleman bulamadılar. Belediye araçlarının çokluğu yolların günlerce açılmasında işe yaramadı. Reklam güzel ama, sonuç güzel değil. Diyeceğim o ki; ortalık toz duman. Anketler inandırıcı değil. Öyle ki benim de katıldığım bazı anketlere verilen yanıtlarda hatır-gönül ilişkilerini gördüm.
Amerikan anketlerindeki yanılma payının yüzde bir olduğunu düşünürsek, bizim bu işi yansız ve doğru yapamayacağımız ortaya çıkar.
Ama neylersin bir anlık mutluluk da az bir şey değildir. Anketlerle kalın, anketsiz kalmayın!