AR EDENLE KAR EDEN AYRILMALIYDI


Erdoğan Bayraktar'a reva görülenlere gönlüm asla razı olmadı. Hiçbir günahı olmayan bir adamı sadece isnatla görevden almayı hakkanıyete uygun görmedim, göremiyorum. Tabii bu alınmanın gerekçesini tahmin ediyorum. Sayın Başbakan diğer üç bakanı alıp Erdoğan Bayraktarı almasaydı üçünün suçlu olduğunu kabul etmiş olacaktı. 'Ben suçlu suçsuza bakmadan çıkan şaiadan dolayı sizi alıyorum' demeye getirdi ama günahsız bir adamı da diğerlerine katarak çok ama çok üzmüş oldu. Bence ar edenle kar edeni nedenlerini izah ederek ayırması gerekirdi.
Erdoğan Bayraktar en küçük bir kötü yakıştırmadan yüzü kızaracak bir insan. Pişkinlik yapabilecek bir karakter olmadığı için haliyle bu duruma diğerlerine göre tepki göstermesi yadırganmamalı.. Kendisini tanıdığım kadar diyorum ki beyaz elbiseyle gezen bir adamın çamur içinde kalmasının doğal sonucundan nasibini almak durumunda kaldı. Onu sevenler çok iyi biliyor ki o yanlız Türkiye'nin ve Trabzon'un menfaatlerinin haricinde başka bir şeye kafa yoramayacak kadar meşguldü.
Çok çalışkandı. Bir işi tehir etmeyi sevmez derhal çözüm için düğmeye basardı. Çok efektif bir tavrı vardı. Asla kulak ardı etmeyi düşünenlerden değildi. Direkt vazifesi olmasa da Trabzonspor'un derdiyle dertlenip çözüm noktasında çareler üretme gayreti hep var oldu. Var olmaya da devam ediyor.
Böyle vefa duygusu gelişmiş bir insana sahip çıkmalıyız. Onun üzülüp yeislenmesine rıza göstermeyerek bütün Trabzonlular arkasında olmalıyız. Zamanında Koray Aydın'a yapılan haksızlığa sessiz kalarak yaptığımız hataya düşmemeliyız. Zira aynı delikten iki kere ısırılmak Trabzonluya yakışmaz.
Çamur at izi kalsın politikalarına hangi yöre insanımız muhattap olmuş olursa olsun siyasi iklimin kirli dumanıyla nefessiz kalmalarına rıza göstermemeliyiz.
Zamanında Koray Bey linç edilirken şehrin içinde ellerini ovuşturarak dolaşan güya doğrucu davutların 'iyi oldu' diyen o yargısız tavırları hala kulaklarımda çınlamaktadır. Hatta kendi insanına iftiradan haz duyanlar mahkeme kararlarının ardından bile 'dediğim dedik çaldığım düdük' demeye devam etmişlerdir. Yüce Divan'dan 11-0 gibi tarihi bir kararla ayrılan Koray Bey yargısız infazın ne olduğunu iyi bildiğinden ve Sayın Bayraktar'ı iyi tanıdığı için kendine reva görülenlere rağmen Bayraktar'a olumsuz bir tek laf etmemesi onun siyasi namusa verdiği önemi göstermesi bakımından da iyi bir numune olmuştur.
Koray Bey Yüce Diva'da aklanmasına rağmen ağzı zakkumlu olanların siyasi zamparalıkla Trabzon'un yetiştirdiği insanlara başkalarından daha dürzüce sözler etmesine duymazlıktan gelerek aldırış dahi etmemiştir.
Sayın Başbakan Bayraktar olayında kendi penceresinden haklı olabilir ama şu görevden alma sürecinden sonra bu pırıl pırıl insanı görevden almasının gerekçeleriyle ilgili birkaç cümle söyleyebilirdi. Bazen günahlıyla günahsızı karıştırmanın siyasi bir lüzuma dayandığını zikredebilirdi.
Bence etmesi de gerekiyor..
Farkında olmadan yanlış bir cümle kurduğunda yüzü kızaran bir insanın dayanağı olmayan bir yakıştırmadan bütün kimyası etkilenir. Tahmin ediyorum etkilenmiştir de.. Bu nedenle böyle bir mütevazi bir şahsiyete manen yardım etmek gerekir. Biz yazar çizer takımı da düşünce namusu ilkesinden hareketle kurunun arasında yaşı yakma garabetine düşmeden hakkı olana hakkını teslim ediyor kendisine nice güzel gelecekler diliyorum..
Benim için Bayraktar da Koray Aydın da Trabzon sevdalısı iki büyük değerdir. Onlara sahip çıkmak Trabzon'a sahip çıkmaktır. Zihnimizde ak olan insanların dudağımızda da ak olması gerekir. Siyaseten konuşma olsun diye inanmadığın halde lekeli göstermek insana yakışmaz..