ATATÜRK VE ERMENİ IGNECİYAN!


Hatta içimizde Ermeni'den çok Ermeni sevdalıları çıkıp boy gösterir.
Türk milletine Ermeni soykırımı yaftası yapıştırmak isteyenlere Türk milletinin bu vatan topraklarında yaşayan Ermeni kökenli insanlarımıza karşı nasıl davrandığının en güzel örneğini aslında Mustafa Kemal ile vermek gerekir.
Şimdi derslerle dolu bu anıyı hep birlikte tekrar gözden geçirelim!
Mustafa Kemal’in İstanbul’daki dostları arasında Igneciyan adında bir Ermeni vardı. Mustafa Kemal Çanakkale’den döndükten sonra Igneciyan, Mustafa Kemal’in Şişli’deki evini sık sık ziyaret ederdi. Türkçe sözlük konusunda çalışmalar yapan Igneciyan oldukça da zengindi. Mustafa Kemal, maddi sıkıntıya düştüğünde ona yardım da etmişti.
Mustafa Kemal Anadolu’ya geçince Igneciyan tutuklanıp Malta’ya sürgün edildi. Servetine, tüm mallarına el konuldu. Malta’dan döndükten sonra üzerindeki elbiseden başka hiçbir şeyi olmayan bir yoksul adamdı artık Igneciyan. Apartmanları ve köşkü elinden gittiği için kızıyla birlikte Yedikule’de bir gecekonduya sığındı.
Yıl 1927... 
Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten yıllar sonra ilk kez İstanbul’a geldi. Bunu duyan Igneciyan eski dostunu görmek ve uğradığı haksızlığın düzeltilmesi için Dolmabahçe Sarayı’na gitti. 
Kapıda nöbetçiye, “Ben, Gazi’nin eski dostuyum, onu görmek istiyorum” dedi.
Nöbetçi, adını ve soyadını sordu, daha ayrıntılı bilgi istedi.
“Adım Igneciyan’dır. Gazi’nin eski dostuyum, arkadaşıyım” dedi
Nöbetçi baştan aşağı Igneciyan’ı süzdü. Kılık kıyafetine baktı. Söylediklerini inandırıcı bulmadı, onu geri çevirdi. Igneciyan birkaç kez daha geldi. Dolmabahçe Sarayı’na her gelişinde çeşitli gerekçelerle atlatıldı. Fakat yılmadı.
Bir gün kızıyla birlikte yeniden Dolmabahçe Sarayı’nın önüne geldi. İnsanlar toplanmışlardı sarayın çevresinde... Motor sesleri, polislerin koşuşturmaları ve halkın coşkusu birbirine karışıyordu. Bu hareketlilik, Mustafa Kemal’in bir gezi için saraydan çıkacağının belirtisiydi. Polisler, Igneciyan ve kızına çevreden uzaklaşmalarını söylediler. Bu sırada Mustafa Kemal kapıdan çıkmış, otomobiline binmek üzereydi. Igneciyan’ın kızı ok gibi fırlayıp, insanların oluşturduğu etten duvarın arasından sızarak Gazi’nin yanına kadar varabildi.
Genç kızın telaşlı durumu, Mustafa Kemal’in dikkatini çekti.   
“Kim bu kız?” dedi.
Çevredekiler şaşkın ve suskundu. Mustafa Kemal’in sorusunu, küçük kız kendisi yanıtladı:
“Ben Igneciyan’ın kızıyım Gazi hazretleri.”
Gazi birden durdu ve küçük kıza merakla sordu:
“Baban nerede?”
“Hani, baban, nerede?”
Küçük kız biraz da ezik bir sesle yanıtladı bu soruyu:
“Dışarıda bekliyor. İçeri sokmuyorlar, sizin yanınıza yaklaştırmıyorlar...”
Mustafa Kemal’in buyruğuyla Igneciyan içeri alındı. İki dost, yıllar sonra birbirine kavuştuğunda Mustafa Kemal, ne durumda olduğunu sordu Igneciyan’a. O da başına gelen tüm olayları ve kendisine yapılan tüm haksızlıkları tek tek anlattı. Mustafa Kemal’in gözleri doldu.
“Böyle bir haksızlık karşısında kayıtsız kalınamaz” dedi ve Igneciyan’ın anlattığı olayların en ince ayrıntısına değin araştırılması buyruğunu verdi.
Yapılan araştırma ve inceleme sonucu Igneciyan’ın haklı olduğu, tüm mallarının elinden haksız yere alındığı anlaşıldı. El konulan tüm malları kendisine geri verildikten sonra ayrıca, bir de maaş bağlandı. Igneciyan eski günlerinin huzuruna kavuştu.
Bu olayın ardından on bir yıl geçmişti.
Yıl 1938 Kasım’ının 10’uydu.
Mustafa Kemal’in ölüm haberi, Igneciyan’a da çok ağır gelmiş, onu yatağa düşürmüştü.
“Bakalım nasıl dayanacağım, ne kadar dayanacağım bu acıma?” dedi kızına ve... ancak iki gün dayanabildi.
12 Kasım 1938 tarihinde de Igneciyan yaşamını yitirdi.
Mustafa Kemal’in sözde Ermeni soykırımı iddiaları için söylediği şu sözlerin anlamı da büyüktür:
“Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan Ermenilerin süngü baskısı altında, her dakika ölüm tehsiyle karşı karşıya idiler. Canını ve bağımsızlığını korumaktan başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu kıyım ve yok etme politikası, uygar insanlığın dikkatini çekecek, acıma duygularını uyandıracak nitelikte iken, olayların tam tersini ileri sürmek ve bundan vazgeçilmesini istemek gibi bir davranışa nasıl güvenilebilirdi?”
Fazla lafa gerek yok..