BAHÇELİ VE MAÇKALI KEMAL


Önce ihaneti tanımladı, sonra da bunun ‘cevapsız bırakılmayacağını’ dost düşman herkes bilsin diye de ekledi.
Gerçekten Bahçeli önemli bir liderlik performansı sergiledi bu darbe girişimi sürecinde. Bu tavrıyla da taraflı tarafsız herkesin takdirini topladı.
Önceki yazılarımda Bahçeli'yi çok kez eleştirdim. Şahsi kanaatlerim değildi bu eleştirilerim. Daha çok ülkücü arkadaşlardan aldığım bilgi ve izlenimlerin yansımalarıydı.
Eleştirilerime en bariz tepkiyi Maçkalı Kemal vermişti. “Bahçeli iktidar olmaktan çok fikriyatını iktidar yapmanın peşindedir” diye bir çözümleme yapmıştı.
Gelinen noktada ülkücülerin savunduğu bütün görüşlerin dün Yenikapı'ya egemen olması hasebiyle Kemal ağabeyi çok mutlu gördüm. "Bana bir özür borçlusun" dedi. “Ben özür dileyeyim dilemesine de benim söylemim ülkücülerin iktidar hasretiyle alakalıydı. Görevinden alınmış binlerce müdür, aşağılanmış onbinlerce kamu çalışanının talebiydi. Bu meseleler yerli yerinde durmuyor mu” diye sordum.
“Hatta yetişen binlerce ülkücü gencin polis olma özlemi, öğretmenlik mesleğine başlama iştiyakı, diğer mesleklerde var olma talebi karşılandı” mı diye sorunca biraz durakladı ama Bahçeli müthiş konuşmuştu ya gerisi teferruattı onun için.
Evet bugün birlik beraberlik günü. Maddi hiçbir talebin önemi yok. Ama hayatın ileriki günlerinde hep itilen kakılan milliyetçiler bu ülkenin kaderi olmaya devam ederse o zaman buna nasıl bir cevap üretilecek?
Hakemlik mesleğiyle ilgili elimde bir örnek var. Mesela ülkücü genlerden gelenler ya karakter değiştirip hakem olcak ya da diskalifiye olup düdüğüyle fahri trafik polisliğine soyunacak.
Yani ismiyle cismiyle hiçbir milliyetçi hiçbir koltukta tutulmadı. Ya iktidarın payandası ya da Fetöş'ün mayalı ekmeği olmadıkça hep sürüldüler, süründürüldüler.
Vatan severlermiş, önemli değil; vatandan çok sevilmesi gerekenleri sevmiyorlar diye yanaklarından hep makas alındı.
İşte bunlara düçar olmamak için MHP'yi iktidara kim taşır sorusunun peşine takılanları ‘Bahçeli ne lidermiş be’ diye durdurmak hakkaniyetliyse bir şey diyemem.
Ha belki hütkümet edenler artık ülkücülere ikinci sınıf insan muamelesi yapmayacaksa işler değişir. Eskiden oturduğu koltuğu dolduranlar, sırf milliyetçi oldukları için bir de hükümetin en alt kademesindekilere emme basma tulumba gibi ‘emredersiniz’ demediklerinden yerlerine FETÖ’yü getirenler nedametle davranırlarsa, liyakati ve millete sadakati ülkü edinirlerse bir şey diyemem.
Zaman gösterecek.
Ama herkes Şeref Malkoç’un içindeki kutsal suyu gördü. O söz zihinsel kodlara nüfuz etmiş bir dışarı atmadır. ‘Bunlar münferittir’ diyenlere şapka çıkarırım!