BAKAN MI TRİBÜNÜN SÖZCÜSÜ MÜ?

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın Aslantepe projesi üzerinden yaptığı açıklamalar, artık sadece bir tartışma değil, devlet ciddiyeti adına ciddi bir sorgulama meselesidir.
Bir bakan yapılan bir projeyi tanıtabilir. Emeği geçenlere teşekkür edebilir. Türkiye adına başarı dileyebilir.
Ama bir bakanın, mikrofonu eline alıp “Şampiyon Galatasaray” diyerek kulüp tezahüratı yapması, devlet makamını tribün seviyesine indirgemek olur.
Bu asla bir gaf değil.
Bu, tarafını açık eden bir zihniyetin dışa vurumudur.
Çünkü sporun en kırılgan olduğu ülkelerden birinde, milyonların gönül verdiği kulüpler arasında dengeyi sağlamakla yükümlü bir isim, o dengeyi bozacak cümleler kuruyorsa, burada “heyecan” değil, sorumluluk zafiyetinden bahsetmek daha doğru olur.
Bu söylemler, devlet adamlığı refleksiyle açıklanamaz.
Bu, olsa olsa belli bir camiaya göz kırparak güç devşirme arayışıdır.
Ve evet, kamuoyunda giderek daha yüksek sesle dile getirilen o gerçek olan, GS lobisini arkasına alarak koltuğunu koruma peşindeki bağırışlardan başka bir şey değildir.
Çünkü devletin bakanı, alkış toplamak için taraf olmaz.
Taraf olan, zaten o makamın ağırlığını taşıyamadığını ilan etmiş olur.
Bugün insanlar bir spor projesini değil, bir bakanın duruşunu tartışıyorsa bu bile başlı başına bir yönetim krizidir.
Spor, birleştirmek içindir.
Ama siz ayrıştırıcı ve yanlı bir dil kullanırsanız, o ayrım sadece tribünde kalmaz, devlete olan güvene kadar sirayet eder.
Bir bakan, tüm kulüplerin bakanı mı olacak, yoksa bir kulübün sesi olmayı mı seçecek, sorusunu akıllara getirir.
Çünkü ikisi aynı anda olmaz.
*
Sayın Bak, sizin de bildiğiniz üzere devlet makamları, taraftarlık yapılacak yerler değildir. O koltuk, alkışa göre eğilip doğrulacak bir tribün basamağı hiç değildir.
Bugün susulan her yanlış, yarın daha büyük bir tarafgirliğin kapısını aralar.
Bugün görmezden gelinen her ölçüsüzlük, yarın devlet ciddiyetinin tamamen aşınmasına neden olur.
Eğer bir bakan, bulunduğu makamın gerektirdiği tarafsızlığı koruyamıyorsa, mesele artık bir söz hatası değil, bir temsil sorunudur.
Ve temsil sorunu yaşayan bir makam, güven veremez.
Bu yüzden mesele basit değildir, hafife alınamaz, geçiştirilemez.
Ya o makamın ağırlığı taşınır ya da o ağırlığın altında kalındığı açıkça kabul edilir.