BARIŞ DA KENDİ KENDİNE EDENLERDEN..!


Hakkını vermek lazım, iyi oynadı.
İyi de, aynı Barış bu ana dek Trabzonspor’da kaç maç böyle oynayabildi?
Barış Memiş (Trabzonspor) Eren Albayrak (Bursaspor) Batuhan Karadeniz ( BJK) formaları altında, U 16 Türkiye Şampiyonası maçlarında müthiş oynamışlardı, izleyenler bu üç isim için çok farklı şeyler konuşuyordu o yıllar. 
Gelinen noktada nerelerde oldukları, ne duruma düştükleri, kısaca kendi kendine ettikleri herkesin malumu!
Aslında bu sadece onların değil, Türk futbolcularının kaçınılmaz sonudur aynı zamanda.
 
***

Batuhan, deyim yerindeyse aldı başını gidiyor, o il senin, bu il benim, diyar diyar geziyor. Yarınını kestirmek zor değil.
Eren Albayrak Bursaspor’dan Trabzonspor’a geldi, sonrasını anlatmamıza gerek yok; Trabzonspor’da pek şans verilmedi, ayrıca sabır da gösterilmedi. Bugün Rizespor’un sol kanadı ona emanet, iyi de oynuyor. Daha da iyi olabilir, o yetenek onda var çünkü..
 Barış Memiş’e Trabzonspor’da bayağı şans verildi ama..
Niçin kullanamadığını anlatalım:
Futbolculara verilen altyapı eğitimlerinde her şey anlatılır da, nasıl yaşaması-davranması-olması gerektiği anlatılmaz..
Futbolcu bir-iki iyi maç oynadığında “oldum” sanır. O bir-iki iyi maçı, geleceği peşinen değerlendirmeye alan basın, o futbolcuyu yere göğe sığdıramaz, yazar da yazar..
Kendisi hakkında servis edilen övgüleri okuyan-izleyen futbolcu bilinçaltında kendisine farklı bir profil çizer. Bir başka ifadeyle havaya girer. Hal böyle olunca, nasıl davranması-olması konusunda tabir caizse “çaylak” olan futbolcunun bilinçaltında bir çatışma başlar. Bu durum futbolcular için çok büyük tehlikedir.
Bir diğer tehlike; hayal edemedikleri paraya kavuşan futbolcuların o andan itibaren nasıl bir hayat sürdürebilecekleridir. Futbolculara parayı kullanma-yönetme dersi de verilmediğinden, birçok futbolcu sosyal statü zıplamamasının esiri olur!
 “Altyapıda görev yapan hocalarının parası olmadı ki veya anlı-şanlı teknik adamlar kadar kazanamıyorlar ki öğrencilerine o konuyu anlatabilsinler” diyebilirsiniz.  Siz de haklısınız fakat bu bir eğitimdir. Ayrıca konu da başka bir yazıyı gerektirir.
Madem konumuz Barış Memiş, devam edelim.
Barış, hiçbir zaman işine konsantre olamadı. Basın tarafından kendisi için servis edilen övgülerin etkisi altında kaldı, işin başında, kafasında bitirdi işi! Uzmanlardan yardım alması gerekirken, kendi bildiği yolda ilerledi, Batuhan Karadeniz gibi.

***

Oynadığı son maça bakarak birçok futbol adamı onun için “Trabzonspor’da kalmalıydı” diyor. O anlamda bazıları Barış’ın Trabzonspor maçındaki oyununa bakarak, aslan payını kendine çıkartıp “biz demiştik” diyebiliyor, büyük bir marifetmiş gibi.
Barış’ın Trabzonspor’da kalıp kalmaması mesele değil, tüm gaye Barış’a yardımcı olmak-olabilmekti..
Peki, biz(ler) ne yaptık?
Şu konuda anlaşalım, bizler kolay kolay kimseyi beğenmeyiz. Aynı zamanda “duygusal zekâ” mahrumuyuz.
Eleştiri kültürü olmazsa olmazımız. Aslında yardımcı olmayı denesek/olabilsek, ne Barış, ne Eren, ne de diğer gençler soluğu başka takımlarda alır. Dolayısıyla elin yabancılarına çuvallar dolusu para da vermemiş oluruz.
“Eleştiri” demişken..
Sürekli eleştirilen futbolcu stres yapar. Stres altında kalan kişilerde böbreküstü bezleri Cortisol adı verilen hormon salgılamaya başlar. Fazla salgılanan bu hormon ilgili kişiyi mücadele etmemeye veya kaçmaya hazır hale getirir. Bu hormon savunma sistemini zayıflatıp kişiyi halsiz bırakır, düşünme kapasitesini azaltır, bloke olur, hata yapma payı yükselir.
Barış’ın bu durumdan da etkilendiğini söylemeliyiz, Eren Albayrak gibi... Gelecek vadeden gençlerimiz ve başka takımlarda harikalar yaratmasına rağmen Trabzonspor’a geldiğinde eli ayağına dolanan bazı futbolcular gibi..
Barış da kendi kendine edenlerden, erken havaya girip sönen birçok futbolcu ve yazımıza konu olan Batuhan Karadeniz gibi..
Barış’ın Trabzonspor’a karşı bu derece iyi oynamasının yegâne sebebi; yetiştiği takıma “ben buyum” demek istemesi, kendini istemeyenlere pişmanlık duygusunu yaşatmak istemesindendir.
Tamam, bizlerde de var ama..
O da Trabzonspor’a karşı değil de, Trabzonspor’da iken sadece futbol oynamayı düşün(ebil)seydi keşke..!