BARIŞ VE HOŞGÖRÜ
Evet, bir yerel seçimden çıktık. Kazananlar kazandı, belki de mazbatalarını aldılar ve görevlerine başladılar bile. İtiraz edilen yerler de olmadı değil. Sayımlar yapılacak ve yine hak eden görevine başlayacak. Seçimin, demokrasinin fazileti burada işte.
Seçimlerimizi yaptık ama bizim güvercin süklüm püklüm duruyor afişlerde, resimlerde. Sen muhtarlığı kazandın, sen de oldun başkan kim ne diyor senin muhtarlığına, başkanlığına? Savaştan mı çıktın, ülkemize bir ülke mi kattın?
Nedir sokaklarda köy meydanlarında eğlenceler düzenlemek? Bu bir savaş değil, bu demokratik bir yarıştır. Benim demokrasi anlayışımda seçimi kazanan başkanlar, muhtarlar daha derleyici, toplayıcı olması gerekirken toplum kışkırtıcılığı yapmanın anlamını bir türlü anlayamıyorum.
Kazananlar şunu bilmeliler ki mahkeme kadıya hiç bir zaman mülk olmamıştır. Olamaz da. Bu ülkede yüzlerce parti kuruldu çok şatafatlı iktidarlar da yaşandı.
Hiç iktidardan düşmeyecek gibi iktidar sarhoşu olundu. Ne yazık ki şu anda ne o partiler var ne de o politikacılar. Bugünün iktidar da olan parti de muhalefette olanlar da hizmetini tamamlayacak, halk istemezse, zamanı gelince onlar da ömürlerini bitirmiş olacaklardır. Yerlerine başka partilerin yönetime gelmesi kadar doğal ne olabilir ki?
Bu, siyasetin şaşmaz kuralıdır. Öyle ise iç barışı kurcalamak, toplumun huzurunu bozmak kimin işine yarar? İç huzurumuzu bozmak için çaba gösterenler, o güzelim ak güvercine yaylım ateşi açarak ya kanadının kırılmasına veya ölümüne neden oluyorlar. Şu bir gerçek ki her iktidarın bir felsefi anlayışı var, bir projesi vardır. Bunun aksini yönetimden istemek biraz hayal olur. Kimsenin de bir şey söylediği yok. Tek istediğimiz, bu güzel ülkemizde birlik beraberlik içinde yaşamaktır.
Sosyal Devlet ilkesini benimsersek, Ulusal Devlet duygusunu yaşarsak elbet de ki iç barış, dostluk gelir evimize, köyümüze, kentimize ve yurdumuza. O zaman insanların bellerinde silahları değil, ceplerinde kalemleri olur. O zaman hapishane yapmakla değil, okullar açmakla öğünürüz.
Seçilmiş arkadaşlar! Size düşen görev huzuru sağlamaktır. Bunu başarmak iktidarın temel görevidir. Unutulmamalıdır ki sayılı günler çabuk geçer. Öyle davran ki aynı sokakta, aynı pastanede veya kahvehanede karşılaştığın o kişi veya kişilerle beş yılın sonunda da, sarılıp hal hatır sorabilmelisin. İktidar olmanın sarhoşluğuna kapılırsan korkarım yapayalnız kalırsın.
Üstelik senin boş işlerle geçirecek zamanın da yok. Çünkü seçim döneminde o kadar proje sundun ki önümüze, o kadar çok insana iş sözü verdin ki bunları yapabilmen için sana önündeki beş yıllık zaman yetmez. Unutma ki bu millet zamanı gelince verdiğin sözlerin hesabını sorar.
Benden söylemesi.