BAŞBAKAN'I BIRAK BAŞKAN'A BAK!


Kim ne derse desin...
Kim ne söylerse söylesin...
Sadece Trabzonspor tarihine değil, Türk futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.
Türk futbol tarihinde, bir kulübe muhteşem tesisler kazandıran ilk başkan olmuştur..
Yerini bugünkü  kulüp başkanlarının yaptığı gibi devletten almadan kendi cebinden ödeyen, yapımını yine kendi cebinden üstlenen ilk başkan olmuştur!..
Nerede o günlerde havuz gelirleri, sponsorlar!..
Beş kuruş ek gelir yok..
Trabzonspor'un o efsane döneminin kadrosunun tükendiği, maddi çıkmaz içine düşüldüğü, yaşayabilmek için yıldız oyuncularını sattığı 'Ya küçülecek ya da büyük kalacak' denilen kader anında imdada yetişmiştir.. Türkiye'de vergi rekortmeni olduğu, Fenerbahçe'nin bile başkan olmasını istediği yıllarda  'Gel Başkan ol' denilince, memleketi Trabzon'a gelerek başkan olmuş, kulübün dimdik ayakta kalmasını sağlayarak Eskişehir, Göztepe gibi duruma düşmesinin önüne geçmiştir.
Tarihin dili olsa da konuşsa..
O günleri iyi hatırlamak, vefalı olmak gerekir..
Trabzonspor'un kader yıllarında kurtarıcı olmuş, büyük olarak kalmasında başrol oynamıştır...
İstanbul'a meydan okumuştur..
İstanbul kulüplerine karşılık masada ağalık yapmıştır..
Ve..
Türk futbol tarihinde bir kulüp başkanı olarak spor bakanı olan ve hayal denileni gerçeğe dönüştürerek futbolun özerklik yasasını çıkaran, ilk isim de olmuştur..
Yani Türk sporunda, Türk futbolunda  M. Ali Yılmaz bir devrim yapmıştır..
Tarihe not düşmüştür!..
Ve Mehmet Ali Yılmaz ismi, sadece  tesislerinin ve Trabzon şehri içine sıkıştırılacak bir isim olmaktan çok öte, Edirne'den Kars'a, Antalya'dan Diyarbakır'a, Van'a kadar yurdun her bölgesinde var olmuştur.
O nedenle  Mehmet Ali Yılmaz ismini  söküp atmaya hiç kimsenin gücü yetmez!..
Bu, ‘Güneş balçıkla sıvanmaz’ türünden bir gerçektir..
Yani bir markadır..
Karizması..
Liderliği..
Cesur yürekliliği..
Mücadeleci kimliği..
Eğilmezliği..
Trabzon, Trabzonlu ve Trabzonsporluluk aşkı..
Karşısındaki kim olursa olsun doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen  adam gibi adam yapısı..                          
Bir gün dahi bükülmeyen dik duruşu ile..
Unutulmazdır..
Türkiye'de onun özelliğinde numune bulamazsınız..
Ve o nedenle de 'KISKANILAN ADAM'dır..
Trabzonspor'da bazen ortaya çıkan parazitlerin sorunu da işte budur..
Deli saçması gibi konuşanların tek derdi de..
Mehmet Ali Yılmaz gibi olamayışlarıdır!..
Bugün durup dururken ortaya çıkarılan mesnetsiz ifadelerle, tesislerinin yerini  kendi aldığı yalanını üreten,olmadık bir mahkeme safsatasını ortaya atan eski başkan hiç ciddiye alınmamalı..
Tapu kaydı apaçık ortada..
 Bağışlanan paralar da..
Bu konuda cevap hakkı Yılmaz'da asla olmamalı..
Tabi ki biraz vefa varsa..
Bu camianın aklıselimleri konuşmalı.
Ama vefasızlık beyinlerine işlemiş!..
'Tesislerin yerini ben aldım' diyen yalan masalcısı o eski başkan ve goygoycularına bir hatırlatayım bizzat yaşadığım bir kongre anısını.. 
90'lı yıllarda bir Trabzonspor Kongresi’nde (Bugünkü Star Düğün Salonu) başkan adayı olarak ortaya çıkınca kulübün kendisiyle maceraya sürükleneceğini söyleyen, bugünkü bazı goygoycularının yaptıkları listenin başına Onursal Başkan M. Ali Yılmaz ismini yazıp ardına kendi isimlerini koyarak “M. Ali Bey aday. Uçak rötar yaptı. Şu uçakta geliyor” diyerek  kongre üyelerini oyalayıp Yılmaz'ı Trabzon'a gelmeden dahi başkan seçmeleri unutulur mu hiç?
O nedenle  hiçbir inandırıcılığı olmayan o eski başkanı, çok ciddiye alıp işi büyütmeye, üzerinde yorum yapmaya gerek dahi yok!.
Üstüne üstlük  kahraman yaratmak için de yıllarca teknik adam, menajer, altyapı sorumlusu olarak  maaş aldığı  Onursal Başkan Yılmaz'a karşı ‘Trabzonspor kimsenin cebine sığmaz’ diye ortaya çıkıp, başkan seçilen insanı da ‘O da o eski başkanı mahkemeye veriyor’ diye lanse etmeye gerek yok!.
Ama Yılmaz dersi vermek gerekir..
Çünkü milat dün değil 2000 yılıdır!..
M. Ali Yılmaz'a karşı vefasızlığın başladığı tarihtir o..
2000 yılı kongresi ve öncesi  kol kola girip ortalığı yangın yerine çeviren, hep birlikte kurtuluş savaşı başlattıklarını söyleyen zat-ı muhteremleri tarih affetmeyecek!..
Günah çıkaranları da!
Borç batağına çakılan, hakkı hukuku yenilen, yönetimsel olarak sıradanlaşan, başkanlık makamının kağıttan aslana çevrildiği Trabzonspor onların eseridir.
Bu böyle bilinsin!..
Onursal Başkan M. Ali Yılmaz'ın  uzun yıllar  süren  Trabzonspor başkanlık dönemlerinin nimetlerinden kimlerin yararlandığını, kimlerin ikbal bulduğunu, kimlerin iş dünyasında kendilerine yol açtığını, kimlerin paralı yöneticilik yaptığını, kimlerin arabasını bile 'Başkan ne güzel araba' diyerek isteyip hediye aldığı gerçeğini bu camia yaşadı..
Trabzonspor gündeminden, başkan olmasa da bir gün dahi düşmeyen, hep gündemde kalan, kurtuluşun hep kendinde arandığı unutulmayan biri olmak hiç kuşkusuz rahatsız edecektir.
O nedenle bazı çarpık sözler ve çarpık iddialar bence sürpriz değil..
Ciddiye de alınmamalı..
Şu bir gerçek..
Görülüyor ki, M. Ali Yılmaz sonrası dönemlerde Trabzonspor başkanlığı ayağa düşürülmüştür.
Sıradanlaştırılmıştır.
Başkanlık makamının ne ağırlığı, ne etkinliği, ne misyonu, ne vizyonu, ne de liderliği kalmıştır.
İstanbul kulüplerinin başkanlarının karşısında 'kağıttan aslan' başkan figürleri ortaya çıkmıştır..
Şöyle bakıyorum..
Futbolcuların ayağına kadar giden başkan portrelerine üzülüyorum..
Bu şehre dünyaca ünlü Jean Marie Pfaff, Olsen, Kevin Campell, Jurgen Groh gibi yabancılar geldi.                                         Dönemin en flaş transferi olarak Ünal Karaman gibi futbolcular alındı..
Hepsi Trabzonspor Başkanı’nın  ayağına geldi, getirildi, imza attırıldı..
Kimdi o başkan:

Mehmet Ali Yılmaz..
İstanbul kulüplerinin başkanlarının alınacak kararlar için, havuz gelirinin oluşması için vekaletini verdiği başkan kimdi?
M. Ali Yılmaz..
Dedik ya, tarih bir konuşsa..
İlk başkan olduğu an karşısındaki yöneticilere 'Ne kadar borcumuz var?' dediği..
Karşısına çıkan rakamı 'Bir çekle' öderken, gördüğü tablo karşısında bayılan yöneticileri yaşadı bu kulüp!.
Sezon açılışına gelen dönemin başbakanı rahmetli Turgut Özal, söz verdiği 200 bin lira vermedi diye ağlaşan yöneticilere...
“Bu Başbakan’ın vereceği 200 bin..
Bu da benden 1 milyar” deyip 1200’ü attığı..
Ve yerel basının “Başbakan’ı bırak Başkan’a bak” diye manşet attığı  günler de mi unutuldu..
Lütfen biraz vefa..