Başkanlık sistemi bu ülkenin olmazsa olmazıdır.
Bu sistem padişahlık getirmez, bilakis demokrasiyi geliştirir. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, biri Türk bayrağı, diğeri cumhurbaşkanlığı forsu kullanıyor da, bu ülkenin Başbakan’ı Türk bayrağını fors olarak kullanamıyor.
İçişleri Bakanına bağlı olan 81 ilin valileri fors kullanabiliyor. Valiler illerde Cumhurbaşkanı’nı temsil ediyorlarmış.
Ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı yalnız valileri değil, 81 il emniyet müdürlerini, il tarım müdürlerini, il nüfus müdürlerini ve hiçbir yetkisi kalmayan il sağlık müdürlerini asaleten atadığı gibi, YÖK’ten yargıya kadar birçok önemli kuruma da atama yapma yetkisini elinde bulunduruyor. Sonra da Cumhurbaşkanlığı makamı semboliktir diyoruz.
Anayasaya göre üç büyük erk olan yasama, yürütme, yargı iç içe girmiş. Yasama görevi yapan bakan aynı zamanda milletvekili görevini de yürütüyor.
Bunlardan Adalet Bakanı aynı zamanda HSYK’nın da başı olduğu için yargıya anına müdahale ediyor, etmese de etmiş gibi görülüyor . Ordunun hesabını TBMM’ye, Milli Savunma Bakanı, Jandarma Genel Komutanlığının hesabını ise TBMM’ye İçişleri Bakanı veriyor. Hiçbir atamaya karışamıyor. Zira bu terfi ve atamaları yılda iki kez askeri toplanan askeri şura yapıyor.
Peki başkanlık sisteminde nasıl olacak?
Başbakanlık makamı olmayacağı için güçler çatışmayacak Cumhurbaşkanını Başbakan veya siyaset değil halk seçecek. İki turlu seçimle halkın en az yüzde 51 oyunu alan Devlet Başkanı seçilecek. Devlet Başkanının oluşturduğu hiçbir dokunulmazlığı olmayan bakanlar kurulu üyelerini belirleyip TBMM’ye sunacak.
Bakanlar kurulu TBMM’den en az 276 evet oyu ile atanacak. TBMM; yolsuzluk, hırsızlık yapan bakanı güvensizlik oyu ile anında düşürecek, yerine yenisi atanacak. Adalet Bakanı siyasi olmadığı için HSYK yani yargı siyasetten arınmış olacak.
Milli Savunma Bakanı partili olmadığı için Genelkurmay Başkanı bu bakanlığa bağlanacak.
Bakanlar kendilerine bağlı bürokratların yaptığı yanlışların hesabını, TBMM her türlü icraatı millet adına anında denetleyecek, yürütme yasamaya hesap vermek zorunda kalacak.
Hiçbir dokunulmazlıkları olmadığı için hem kendileri hem de bürokratları anında hesap verecek ve cumhuriyet savcıları suç işleyeni anında yargılayacak. İş adamları ve üst düzey sendikacılar bakan olamayacağı için siyasete girmeyecek. Siyasete her dönem yeni insanlar, yeni yüzler girecek. Giren de dört yıl için evini Ankara’ya taşıyamayacak. Her an sine-i millete dönmeye hazır olacak bu sistemde bakan, milletvekili, bürokrat ve siyaset de yeniden dizayn edilecek.
Bu kadar açık ve net!
Başkanlık sisteminden o nedenle korkmamak gerek.Türkiye bu konuda korkularını yenmeli. Önemli olan başkanlık sistemi değil zihniyettir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğü üzerinde yani tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan üzerinde başkanlık sisteminin bir korku olma şansı olamaz.