Batarya Zayıf

BATARYA ZAYIF

Trabzonspor’un son haftalarda yaşadığı tabloyu aslında tek bir cümle özetliyor. Enerji tükeniyor dahası refleksler yavaşlıyor. Sakatlıkların art arda gelmesi ve rotasyonun daralmasıyla ortaya çıkan fiziksel ve zihinsel yıpranma Başakşehir karşılaşmasında sinyallerini vermişti. Üzerine Ziraat Türkiye Kupası’nda Samsunspor deplasmanında oynanan 120 dakikalık yıpratıcı mücadele de eklenince takımın bu maça adeta “bitik batarya” ile çıktığı çok net görüldü.

Sahadaki eksiklikler içinde en belirleyici olanı hiç kuşkusuz Savic’ti. Onun yokluğu savunma aklının, organizasyonunun ve liderliğinin sahadan çekilmesi demekti. Savic’in yerine forma giyen Lovik’in performansı üzerinden tartışma yürütmek çok kolay. Ancak asıl mesele sistemin omurgasının kırılmasıydı. İlk yarıda izlenen yerleşim hataları, savunma hattının sürekli geri kaçması ve geriden oyun kurulumunda yaşanan aksaklıklar tamamiyle bu boşluğun doğrudan yansımasıydı.

Daha çarpıcı olan da Trabzonspor’un kimliğine dair bir kırılmaydı. Bu takımın en güçlü taraflarından biri olan ön alan baskısı ve pres organizasyonu Konyaspor karşısında adeta yok hükmündeydi. Rakip özellikle Bardhi-Berkan hattı üzerinden bu baskıyı kolaylıkla kırdı. Orta saha direnci düşünce savunma daha da yalnız kaldı. Bu şartlar altında ilk yarının 2-0 geride kapatılması oyunun genel akışına bakıldığında “kötünün iyisi” olarak bile değerlendirilebilirdi.

İkinci yarıda Felipe, Benjamin ve Ozan hamleleriyle birlikte oyuna bir miktar hareket geldi. Tempo yükselince haliyle iştah da arttı. Ancak bu dokunuşların daha erken yapılması gerektiği de açıktı. İlk yarıda oyunun dışında kalan Oulai ve Zubkov’un sahada kalma süresi Trabzonspor adına zaman kaybına dönüşmüştü.

Öte yandan Konyaspor’un performansını da hakkıyla teslim etmek gerekiyor. İlhan Palut’un gelişiyle birlikte ivme kazanan yeşil-beyazlılar, son haftalarda ortaya koydukları oyunla tesadüflerin ötesine geçtiklerini gösterdi. Ligde Galatasaray’ı, kupada Fenerbahçe’yi mağlup eden bir takımın sahadaki özgüveni ve organizasyonu bu maçta da net biçimde hissedildi.

Sezonun hikâyesi henüz kapanmadı. Ancak bu maç gelecek sezonun planlaması adına güçlü mesajlar içeriyor. Perşembe-Pazartesi aralığında oynanan maçların yarattığı fiziksel yük dar bir kadroyla birleştiğinde takımın sınırlarını sert biçimde ortaya koyuyor. Avrupa hedefi olan bir Trabzonspor için bu tablo kabul edilemez.

Gerçek şu ki Avrupa kupalarıyla lig maratonunu birlikte götürmek derin ve kaliteli bir kadro gerektiriyor. Bu sezon yaşananlar geniş rotasyonun bir lüksten ziyade zorunluluk olduğunu bir kez daha gösterdi. Yönetim ve teknik heyet için artık sürdürülebilir bir yapı inşa etme zamanı. Çünkü modern futbolda şampiyonluk veya Avrupa hedefi sahaya çıkan 11 oyuncuyla değil kulübenin derinliğiyle kazanılıyor.