BAYRAK SEVGİSİ


     
Hayatımda: " Şu çıkış zili çalmasa" dediğim, ders saatlerinin uzayıp gitmesini istediğim tek öğretmenim oydu. Aman Allahım o ne tatlı dildi. Elli dakikalık ders ne zaman dolardı, farkına varmamız mümkün değildi. Ders konularını hikayeleştirip bizi kendine hayran bırakırdı. Hipnoz olmuş gibi kendimizden geçerdik. Dünyanın sayılı üniversitelerinden Sorbon mezunu idi.
    
Sorbon, döner sermayesi olan bir üniversiteymiş. Her yıl okul birincisine: "Dile bizden ne dilersen" derlermiş. 1959 yılında adı geçen üniversiteyi hocamız psikolog Dr.Halis Özgü birinci olarak bitirmiş. Bu kez ilk defa bu başarı bir Türk gencine nasip olmuş..
    
"Dile bizden ne dilersen" demişler. Para, altın ve ya makam sahibi bir iş...
Genç delikanlının isteği tüm dünyada yankı bulmuş. Herkes hayretler içinde kalmış: Üniversitenin bahçesindeki göndere üç gün, üç gece Türk bayrağını çekeceksiniz. Hem de İstiklal Marşı eşliğinde.. Halis Özgü'nün göz yaşı içinde bayrağımızı selamlayan fotoğrafını yıllarca kitaplarımın arasında sakladım. Ne yazık ki; o tarihi belgeyi evimi şehirler arasında taşırken kaybettim. Fakir bir aile çocuğu olmasına karşın oğlunun bu jestinden gururlanan babayı da o yıllarda Bursa'da tanımıştım.
Eli öpülesi, dağ gibi bir baba.. Bu anıyı niçin anlattım?
Biz örnek bir milletin çocuklarıyız demek için mi? Yorum sizin. "Rabena hep bana" anlayışının hüküm sürdüğü günümüzde, devenin hamutuyla yutulduğu bir dönemde böyle öykülerle teselli buluyoruz. İnşallah o parlak yıllara yeniden döneriz. Bütün dileğim bu...