Bayramı Hatırlamak…


Pandemiyle birlikte hayatın dengesi altüst oldu. Sokaklar boşaldı, kapılar kapandı, insanlar birbirinden uzaklaştı. O günlerde “mesafe” bir tercih değil, bir zorunluluktu. Sevdiklerimizi korumak için uzak durduk, sarılmayı erteledik, bayramları sessiz geçirdik.
Ama asıl mesele bugün başlıyor.
Çünkü o günün mecburiyetleri, farkında olmadan bugünün alışkanlıklarına dönüştü. Artık kimse kapı çalmıyor. Bir telefon, bir mesaj çoğu zaman yeterli görülüyor. Ziyaretler azaldı, gönüller arasındaki mesafe ise sessizce büyüdü.
Oysa bayram tam da bu noktada anlam kazanır.
Bayram; hatırlamaktır.
Bayram; yeniden bir araya gelmektir.
Bayram; kırgınlıkları bir kenara bırakıp, insan olmanın en sade haline dönmektir.
Ne var ki biz bayramı da sadeleştirdik…
Hatta biraz eksilttik.
Oysa bayram, yaşanmadıkça anlamını kaybeder.
İşte bu yüzden yeniden başlamak gerekiyor. Bir yerden, birilerinin öncülük etmesi şart. Toplumsal alışkanlıklar, güçlü örneklerle yeniden inşa edilir.
Tam da burada önemli bir sorumluluk düşüyor: Trabzonspor’a.
Trabzonspor, önümüzdeki Kurban Bayramı’ndan başlayarak bayramlaşma geleneğini güçlü bir şekilde yeniden canlandırmalıdır. Bu sadece bir kulüp organizasyonu olmaz; aynı zamanda topluma örnek olacak bir duruşa dönüşür.
Çünkü Trabzonspor, yalnızca sahada mücadele eden bir takım değildir. O, bir şehrin hafızasıdır. Birlik duygusunun, aidiyetin ve ortak sevincin en güçlü temsilcilerinden biridir.
Atılacak böyle bir adım, sadece bir bayramlaşmayı başlatmaz.
Bir geleneği yeniden ayağa kaldırır.
Bir şehri yeniden birbirine yaklaştırır.
Unutmayalım:
Bayram, ancak birlikte olunca bayramdır.