Bayram, insanların dargınlıklarını bir kenara bıraktığı,insanların akrabalarıyla, komşularıyla ,tanıdıklarıyla kucaklaştığı çok anlamlı günleri barındırır.
Bayramaları bir tatil fırsatı görmek yanlıştır. Bayramları dostlarla, akrabalarla sıla-yı rahim bilmek gerekir. Dost sofralarının kurulduğu, izzet-i ikramın bir paylaşıma dönüştüğü bu güzel hasretlerimizi gelecek kuşaklara mutlaka ulaştırmalıyız.
Dini bayramlar bütün İslam ülkelerinde benzer özellikler ile kutlansa da bayramlara milli bir neşvenin katıldığını da inkar edemeyiz. Yani Kurban Bayramı'na bir Arap'ın bir Acem'in ya da bir Ugandalının yüklediği anlam bizim yüklediğimiz anlamla tıpatıp bir olmaz. Bu nedenle Dini Bayramlar milli unsurlarla mücehhezdir.
Karadeniz de Kurban Bayram'ı diğer bölgelerden teferruatta olsa bile kendine has bazı özellikler kazanmıştır. Özellikle sülalenin en büyük evinde bütün akrabaların buluşması gibi bir sürü bölgeye özgü davranış şekillerine rastlarız.
Bayram günleri ayrıca öğrenme günleridir. Değişik bölgelerde yaşayan aynı kabilenin bireyleri orada edindikleri kültürel zenginlikleri beraberlerinde getirerek içinden çıktığı kültürel yeni katkılar sağlar. Bu özellikler dilden, ahlaktan, folklordan ve diğer kültürel unsurlardan oluşur. Farklı kültürlerden adeta bir aileye taşınan sermaye gibi güzellikler kazandırılır.
Bayramlarda çocukların dünyası asla unutulmamalıdır. Onlara ikramlarda bulunmanın yanında bol bol bozuk paralar vererek sevindirmek gerekir. Çocukların başlarını okşamak, onlarla büyük adam gibi ilgilenmek gerekir. Normal hayatta beceremediğimiz şeyleri hiç olmazsa bayramlarda yapmanın hazzını yaşayalım .
Bayramlar bütün ayrımların, bütün kötülüklerin, bütün şeytanlıkların sürgün edilmesi gereken günlerdir.
Bütün Türkiye'nin, bütün İslam aleminin, bütün insanlığın İslam'ın Kurban Bayramından bereketle nasiplenmesini diler. Huzursuz dünyaya güzelliklerin gelmesini temenni ederim.