Ben yoksam olmasın dirlik Trabzon için hayaldir birlik


Toptan biraz anlayanlar ile hali vakti yerinde birkaç kişi bir araya gelip şehrin ileri gelenlerinden birini de başkan yaptı mı, tamamdı..
Zaten oyuncularının çoğu şehrin çocukları, diğerleri de yakın vilayetlerden..
Hepsi de yöneticilerin karşısında başçavuş görmüş asker gibi hazırolda..
Ceket giymese bile yanına gelirken önünü  ilikliyor..
**
Yabancı transfer yok..
Öyle çuvalla para vererek aldığın yerli de..
Uçak bile yok.
Maçlara otobüsle gidiyorsun, günübirlik..
Firma sahibi de yönetim de.
Yani  bilet bedava..
Lokanta masrafını da bir hemşehrin karşılıyor..
En iyi futbolcunun alacağı en büyük transfer ücreti ile yerli bir otomobil alamazsın..
Vasat bir kooperatif dairesi bile hayal futbolcu için..

 
**
Seneler geçti, devir değişti, iş bu noktalara vardı..
Siyasi iktidarlar futbolun gücünü keşfetti..
Bir kısım taraftar da taraftarlığın rantını fark etti!..
Artık kesilen damarlardan takımın forma renkleri akmıyor.
Kesilen  rantlar yönetimlerin kaderini belirliyor!
**
Şimdi  değil mütevazı bir işadamı, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal Bey gibi milyar dolarlara hükmeden uluslararası bir iş adamı olsan bile yetmiyor.
Çünkü endüstriyelleşmenin yanında ayrıca profesyonelleşti de futbol..
Saha sonuçları inanılmaz ölçüde ön plana çıktı.
İyi bir ihaleyi alamadınız diye size kimse tepki göstermez ama, takımınız mağlup oldu mu 40 bin kişi evinizi basar.
Neredeyse orta halli bir devlet kasası kadar para girip çıkan kulüp bütçeleri ile uğraşmak için futbol yöneticisi yetiştiren üniversiteler açmış Avrupalı..
Bizde ise topun karşı kaleye kendi kalene girdiğinden daha çok sokulmasıyla  doğru orantılıdır işler..
Eğer saha sonuçları iyiyse biraz zaman kazanırsınız da, işler kötü giderse küskün ve yılgın bir şekilde havlu atarsınız..
Zamanınızı, işinizi hatta sağlığını kaybedersiniz ama kimseye yaranamazsınız..
Sonunda lanet olsun der köşenize çekilirsiniz..
**
Trabzon için konuşursak,  insanları harcaya harcaya Trabzonspor yükünün altına girecek kimse neredeyse kalmadı.
Zaten kimseyi de Trabzonspor’a layık görmeyiz..
Ya acemidir, işi bilmiyordur..
Ya da “Para yemeye” gelmiştir!
En dürüst, en iş bilen, en çabuk iş bitiren biziz!
Bizden başka da kimse bilmez bu işleri..
“Gel o zaman” dersin, gelmez..
“Bırak yapsınlar”
Bırakmaz..
**
Bizim ayrıca bir farkımız vardır..
Sadece yöneticiler kesmez bizi. Siyasetçimizi, futbolcumuzu, teknik direktörümüzü de un ufak ederiz.
“Etkili makamdadırlar ama tek işleri keselerini doldurmaktır.”
Trabzonludurlar ama Trabzonspor’da para alarak oynarlar!”
“40 senedir futbolla uğraşırlar ama oyunu bile okuyamazlar!.”
**
Sonuçta bu Trabzon önce  Trabzonspor’da, sonra da bütün alanlarda görev yapacak Trabzonlu bulamayacak sonunda..
Belediye başkanlarını bile ithal etmek zorunda kalacağız..
Hrıstiyanların “Kimse doğduğu köyde peygamber olamaz” diye bir sözü vardır ya..
Biz insanımızı muhtarlığa bile layık görmüyoruz..
Geçmiş ilişkilerden ya da kıskançlıktan kaynaklanan duygularla herkes biribirinin ayağından çekiyor...
Ve sonuçta öyle bir yılıyor ki  insanlar..
 “Bir daha mı, Allah yazdıysa bozsun” deyip kabuğuna çekiliyor..
**
Lakin artık deniz bitti..
Yakında değirmene atacak  kimse bulamayacağız..