BİR ÇİFT HİTİT AYAKKABISI (1)

“Hitit Güneşi” olarak sunulan anıt, aslında Hitit Uygarlığı’na ait değildir! Bilimsel çalışmalarını heykelin yakınındaki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde yapan Ord. Prof. Dr. Sedat Alp, burmalı bir çemberin içinde, iki boğanın ortasında duran geyik heykelinin Hatti Uygarlığı’na ait bir mezar hediyesinden esinlenerek hazırlandığını kanıtlar. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen ve heykele ilham kaynağı olan bu eser, Alacahöyük kral mezarlarında yapılan kazılarda bulunmuştur. Söz konusu kazıların başlaması için gerekli olan parayı Mustafa Kemal Atatürk kendi cebinden ödeyerek karşılamıştır.
Ülkemizde Hititoloji konusunda ilk bilimsel çalışmayı 1933 yılında Alman bilim insanı Prof. Dr. Helmuth Theodor Bosbir, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Arkeoloji Enstitüsü’nün çatısı altında, Hitit dili ve arkeolojisini okutarak başlatır. Üç yıl sonra da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Hititoloji ve Sümeroloji bölümleri açılır. Avrupa da ise, Hitit Uygarlığı’nı araştırma konusunda çok daha önce adımlar atılmıştır. Bunlardan biri, 1930 yılında Fransa’da kurulan “Hitit ve Asianik Araştırmalar Derneği”dir. Dernek, 1931 yılında “Revue Hitite et Asianique” adında bir dergi yayınlar.
Hitit Uygarlığı’na ilgi duymuyor olabilirsiniz. Bu nedenle, buraya kadar yazdıklarım size sıkıcı gelebilir... Ama şimdi sıkı durun!.. Paris’te, Fransızca olarak yayınlanan derginin 1930 Ekim ve 1932 Temmuz tarihleri arasındaki 1. ve de 8. Fasiküllerini kapsayan cildinin iç kapağında şu yazılıdır: “Türkiye Cumhurbaşkanı Ekselans Gazi Mustafa Kemal’in Yüksek Himayesinde”!!!
Fransa’da çıkan bir Hitit dergisi ve bu alanda bilimsel çalışmaların yapılmasına madden ve maneven destek olan Atatürk!..
Hadi bakalım, şimdi oturun, bu bilginin ışığı altında Mustafa Kemal denilen bu insanın nasıl biri olduğunu baştan düşünün! Atatürk’ün nohuta “nohut”, fındığa “fındık”, buğdaya “buğday”, kayısıya “kayısı”, incire “incir” denilen ama tüm bunların karışımından oluşan aşurenin birliğinden ve tadından yana olan bir kültür politikasından yana olduğunun en somut kanıtı, söz konusu derginin ilk fasikülündeki şu tanıtım yazısıdır:”1930 yılında kurulan ‘Hitit ve Asianik Araştırmalar Derneği’ eski Anadolu’nun uygarlıklarının tarihini, dillerini, kanunlarını, dinlerini, sanatlarını ve diğer antik uygarlıklarla olan ilişkilerini etüd etmeyi amaç edinir.”
1933 yılında, Hitler’in Almanya’da iktidar olmasıyla yükselen Faşizm dalgasından Türkiye’de etkilip, “Ne mutlu Türk yaratılana” sloganları atılırken, Atatürk, Cumhuriyet’in 10. yıl söylevinin sonunda, Tanrı tarafından seçilen bir ırkın olamayacağını vurgulayan şu anlamlı ve güzel sözü söylemiştir: “Ne mutlu Türküm diyene”...
Fransa’daki Hitit dergisinde sadece Mustafa Kemal’in himayesinde yayınlandığı bilgisi yer almaz. Aynı ciltte Atatürk’ün tüm sayfayı kaplayan bir fotoğrafının altında şu satırlar okunur: “1931 yılının Ocak ayında Hitit ve Asianik Araştırmalar Derneği’ne yüksek himayesini bahşetmek lütfunda bulunan, Türkiye Cumhurbaşkanı Ekselans Gazi Mustafa Kemal”
1939 yılının Ocak ayında, derginin 5. cildinde yer alan 34. fasikülünün dış kapağında siyah çerçeve içine alınmış olan bir ithaf yazısı okunur:
Devamı yarın