BİR FRANSIZ FETÖ
Size bir Maupasant hikayesiyle ‘liyakatsizlik, din istismarı ve yanıldım’ gerçeğini anlatmak istiyorum.
Taşralı bir mübaşirin oğluydu Jean Marin. Hukuk öğrenimi yapmak için Paris’e, Quartier Latin’e, gelmişti. Okulu bitirdi ama tek dava kazanamayan avukat olarak yıllarca çalıştı.
Talih mi denir bilmem ama arkadaşı parlamentoya girdi hatta Bakanlık görevine getiriliverdi. Akabinde Jean Marin, Danıştay üyesi oldu.
Ehil bir üye olmadığı için sokakta tanıdık birini görse, hoşnut bir edayla ona doğru ilerliyor, içten bir şekilde elini sıkarak hal hatır soruyor ve cevap vermesini beklemeden, “Biliyorsunuz, ben Danıştay üyesiyim; her zaman emrinize hazırım. Görevim dolayısıyla etkili bir kişiyim” diyordu.
Bir yağmurlu günde sığındıkları bir çatının altında bir papaza denk geldi.
Marin, üzgün bir ifadeyle:
- Nereye gideceğinizi sorabilir miyim? dedi. Papaz, bir an durakladı, sonra “Kraliyet Sarayı tarafına” diye yanıtladı.
- Öyle mi? İzin verirseniz Sayın Papaz, size şemsiyemi sunacağım. Ben de Danıştay’a gidiyorum, Danıştay üyesiyim. Papaz, Marin’e bakarak burada bulunma gerekçesini sordu. Papaz:
- Yo! Önemsiz, kişisel bir iş. Piskoposla bir anlaşmazlığımız var. Sizi ilgilendirmez, kilise ile ilgili bir sorun bu.
Mösyö Marin sabırsızlıkla:
- Ama bu tip işlerle Danıştay ilgilenir. Bu durumda, belki size yararlı olabilirim, diye yanıt verdi.
- Evet Mösyö, dedi papaz, ben de zaten Danıştay’a gidiyorum. Çok iyisiniz. Mösyö Lerepere ve Mösyö Savon’u, belki Mösyö Petitpas’yı da görmem gerek.
Jean Marin söze girdi:
- Onlar benim arkadaşlarım, Sayın Papaz. Meslektaşlarım ve en iyi dostlarımdır. İyi insanlardır. Sizi üçüne de tavsiye edeceğim, bana güvenebilirsiniz.
Danıştay’a geldiler. Marin, papazı odasına çıkardı, oturacak yer gösterdikten sonra kendisi de masasına oturdu ve yazmaya koyuldu: “Sayın meslektaşım, Kilise mensuplarımızın en saygıdeğerlerinden olan Sayın Papaz Mösyö...”
Durdu ve papaza dönerek, “Adınız neydi?” diye sordu.
- Papaz Ceinture.
Marin, tekrar yazmaya başladı:
“...Sayın Papaz Ceinture, size söz edeceği küçük bir iş için yardımınıza ihtiyaç duymaktadır. Sayın meslektaşım, kendisine yardım edeceğinizden emin olarak...”
Yaşlı papaz, defalarca teşekkür ederek odadan çıktı.
Jean Marin, işini bitirdikten sonra evine gitti; akşam olunca yatıp uyudu. Sabah kalktığında, ilk işi gazeteleri getirtmek oldu.
Eline aldığı ilk gazete, devleti savunan bir gazeteydi. “Din adamları ve devlet memurları” başlıklı bir yazı vardı; okumaya başladı:
“...Cizvit tarikatı mensubu olmasından kuşkulanılan, utanç verici olduğu söylenen bazı sebepler yüzünden bir piskopos tarafından görevinden alınan ve durumuyla ilgili açıklamalarda bulunmak üzere Paris’e çağrılan Ceinture adında bir papaz, Marin adındaki bir Danıştay üyesi tarafından can başla savunulmuş ve bu üye, meslektaşlarına hitaben yazılmış tavsiye mektuplarını bu cübbeli arsıza vermekten çekinmemiştir. Danıştay üyesinin bu anlaşılmaz tutumunu duyuruyor ve durumu Bakanın dikkatine sunuyoruz...”
Mösyö Marin, yerinden ok gibi fırladı, hemen giyinerek, meslektaşı Mösyö Petitpas’ya koştu. Petitpas, “Siz delirdiniz mi? Bu ihtiyar komplocuyu bana tavsiye ediyorsunuz” diye sordu.
Marin, çılgına dönmüş bir halde, kekeleyerek konuşmaya başladı.
- Hayır... Görüyorsunuz ki aldatıldım... Çok namuslu görünen bir adamdı. Bana alçakça bir oyun oynadı... Sizden rica ediyorum, o alçağın şiddetli bir cezaya çarptırılmasını sağlayın!
Bilmem anlatabildim mi?