BİR LİDERLİK GERÇEĞİ!..
Ve kurumsal kimliği vardır.
Ama Türkiye'de siyasi partilerin tarihsel vizyonları, ağırlıkları her zaman 'Lidere endeksli' olmuştur. Şöyle yakın tarihe bir baktığımız zaman bunu görürüz..
O nedenle 2000 yılından bu yana Türk siyasetine damgasını vuran ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde girdiği her seçimde oylarını arttırmayı başaran tek parti hüviyeti taşıyan AK Parti'nin, böylesine çıkışının, böylesine Türk siyasetine damgasını vurmasının arkasındaki en önemli değil, bence tek neden Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan başkası hiç ama hiç değil!..
Bu Türk siyasetinde bugün gerçeğin ta kendisidir!..
AK Parti demenin Recep Tayyip Erdoğan demek olduğunu, Recep Tayyip Erdoğan'sız bir AK Parti'nin bugünkü gibi güçlü olmasının mümkün olamayacağını, zaman zaman yapılan ‘Recep Tayyip Erdoğanlı AK Parti ile Recep Tayyip Erdoğansız.” AK Parti anketleri her zaman ortaya koymuştur!
Artık Türk siyasetinde de tarihsel bir gerçektir..
Nedeni ise apaçık ortadadır..
Eğer yıkılmaz bir iradeye sahip olduğu söyleniyorsa, eğer önüne çıkan engelleri tek tek aşmasını biliyorsa bunun nedeni millete endeksli bir siyaset tarzı uygulaması, halkın dili ile konuşması ve sırça köşklerden değil, halkın bizzat içinden gelerek kendine yol haritası çizmesidir.
O nedenle Recep Tayyip Erdoğan ismi AK Parti'nin çok önünde koşan bir isim!
Çünkü sandıktaki millet iradesinin yegane kaynağı o!..
Herkes oturduğu koltuğu bugün ona borçlu...
Bir tahterevalli düşünün..
Bir ucunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan..
Diğer ucunda partisinin bütün teşkilatları, milletvekilleri, bakanları ve bürokratları..
Tablo açık ve net budur!.
AK Parti demenin tek başına Recep Tayyip Erdoğan demek anlamına geldiğini bugün ülkede muhalefet de dahil bilmeyen, görmeyen ve anlamayan hiç kimse yoktur!
Partisinin bütün yükünü omuzlarında taşıyan Başbakan Erdoğan'ın tahterevallinin bir ucundan kalkması demenin, diğer ucunda oturanların hep birlikte aşağı düşmesi anlamını taşıyacağını bilenlerin büyük bir sadakat duygusu ile kendisine bağlı olması normaldir!.
Çünkü karşı duruşlarda bütün oklar sadece onun üzerinde!..
Millet iradesi dışında hiç kimseye minnet borcu olmayan, yanlış kim yaparsa yapsın affı olmayan, sonucu ne olursa olsun kafasına koyduğunu yapmak için adeta gözünü budaktan sakınmayan, doğru bildiğini yapmaktan ve söylemekten asla geri durmayan, halkın şerbetini elinde bu kadar iyi tutan bir Başbakan gerçeği bugün ülkede iktidardır!..
Partinin varlığı adeta ona endeksli!..
En basiti bunu Gezi Parkı olaylarındaki duruşu göstermiştir.
Partisinin nerede ise bütün mensupları da dahil herkesin geri durduğu, sustuğu, ürktüğü, bazılarının özür bile dilediği Gezi Parkı olayları üzerine herkes vites küçültür derken, asıl hedefin kendisi olduğunu iyi bilerek Tunus dönüşünde gece yarısı havalimanında kendisini karşılayan on binlerce kişinin önünde otobüsün üzerinde ( hatırlayın Bakan Erdoğan Bayraktar'ın fener ile ışık tutarak aydınlattığı ) yaptığı miting ile meydan okuyuşu geri duran parti mensuplarını resmen ayağa kaldırırken, partisi için yeniden bir dirilme noktası olmuştur.
AK Parti için son dönemin yeniden varlığını ortaya koyması açısından kırılma noktası o mitingin yapılması olmuştur! Yani Başbakan o gün tek başına, o kendine güven duyan büyük iradesi ile adeta Gezi Parkı olaylarının üzerinden gelmiştir!
Dedik ya..
Halka kendini öylesine inandıran bir Başbakan profili var ki, bazen belki hatalı olsa bile son derece anlayışla karşılanmayı bile bilmiştir. Ve kullandığı bazı sözcükler karşısında tartışılırken bile karşı hamlelerini tarihsel verileri de ortaya koyarak aşmasını bilen bir özelliğe de sahip..
Yani milletin gözünde kredisi yüksek!
Halka kendisini benimsetmeyi başardı!
Parti kurmadan hazırlığını çok iyi yaptığını, geçmişte liderlerin yaptığı hataları iyi analiz ederek yola çıktığı, halk neyi istiyorsa, hangi dili benimsiyorsa onu en iyi şekilde anladığı, vücut dilini de çok iyi kullanarak Türk siyasetine damgasını vurduğu aşikar!..
O nedenle;
Türkiye'de her iki seçmenden birinin oyunu almak gibi görülmemiş bir farka koşan AK Parti'nin başarısının altında yatan tek gerçek, Recep Tayyip Erdoğan iradesinden, duruşundan başka hiç ama hiç bir şey değildir.
Çankaya’nın dikensiz yollarının da nedeni O!..
Halk dedik ya!.
Bakın AK Parti'yi kurma aşamasında yanında bulunan yakın dostlarından biri ile sohbet ederken çok ilginç bir anısını bence ise tam derslik bir olayı nasıl anlattı.
"Tayyip Bey ile mahalleleri dolaşıyorduk. Ramazan'da yoksul bir ailenin evine girdik. Yer sofrası kuruldu. Mercimek çorbası önümüze kondu. Mercimekler adeta üzerinde yüzer gibiydi. Midemiz kabardı, zar zor yedik ama tam da yiyemedik. Tayyip Bey onlardan farksızdı. Oradan çıktıktan sonra 'Bak sen ömrün boyunca bir kez o çorbayı içecektin, içemedin. Ama onlar o çorbayı her gün içiyor. İşte önemli olan onları yaşayabilmektir' dedi."
O gün nasıl bir Recep Tayyip Erdoğan ise izliyoruz bugün de öyle..
Bir bakmışsın apartmanın 5. katından kendisine seslenen bir vatandaşın sesine kulak vererek 5. kata çıkıp oturup sohbet etmiş, bir bakmışsın çat kapı yapmış bir garibanın sofrasına konuk olmuş, bir bakmışsın makam otomobiliyle geçerken taksi durağının önünde durmuş taksicilerle çay içiyor!..
Ve asla hiç benimsemediği Avrupa Birliği kriterlerini sadece ama sadece adını koyduğu demokratikleşme sürecinde en iyi şekilde bir araç olarak kullanarak hamle üzerine hamle yapmasını bildi.
O nedenle Recep Tayyip Erdoğan!..