BİR ŞARKI… THE SONG OF FRİENDSHİP!


Çünkü ekonomik bağımlılık artık öyle bir hal almıştı ki, Türkiye’nin üzerindeki elbiseyi hep onlar biçmeye kalkmıştır..
Ülkede öyle bir psikolojik hal ortaya çıkmıştır ki..
ABD’ye rağmen bu ülkede iktidar olunmaz..
ABD’ye rağmen dış politikada söz sahibi olunmaz..
Yapılan tüm ihtilallerin arkasında ABD’nin desteği vardır..
ABD desteğini çekerse biteriz, mahvoluruz düşüncesi adeta bir  ‘ülke efsanesi’ haline getirilmiştir. 
ABD başkanlarından erken randevu almak hep  büyük  başarı, alamamak ise başarısızlık olarak karşımıza konulmuştur..
Ülke olarak  ‘Acaba ABD ne der’ diyenlere hep şahit olduk..
ABD’nin çıkarlarına ters düşen bir karar olursa ‘ABD şimdi  başbakanın üzerini çizer’ diyenleri hep izledik..
‘Türkiye ABD’ye rağmen yapamaz’ paranoyasını millete empoze ettik..
Türkiye’yi uzun yıllarca ‘beş cent’e muhtaç edenler,  İMF’nin kapısında kapıkulu askeri gibi bekletenler, bu oyunu kuranlardı..
Hep psikolojik olarak sözde ABD sopası gösterildi!
Açıkçası
Ürkütüldük..
Korkutulduk..
Yani Türkiye’nin ABD’ye rağmen kendi politikasını belirleme şansının olmadığı kanaati toplumun hafızasına yerleştirildi..
Aslında ektiğimizi biçtik..
 “Biz ABD’siz olamayız” operasyonunu fena yedik..
Milleti psikolojik olarak buna hazırlayanları  sessizce izledik..
Bakın sizlerle bu noktada çok ilginç bulacağınız, vaktinde milletimiz üzerinde uygulanmış ve ne yazık ki başarılı olmuş bir operasyonun parçasını paylaşmak istiyorum.
1950’li yıllar..
Bir şarkı yazılıyor..
Adı: The Song of Friendship
Türkçesi ‘Dostluk şarkısı’
Sözlerine şimdi  bir bakın..
           ***
Amerika Amerika, Türkler dünya durdukça..
Beraberdir seninle, hürriyet savaşında..
Bu bir dostluk şarkısıdır, kardeşliğin yankısıdır..
Kore’de olduk kan kardeşi, sönmez bu dostluğun ateşi..
Azmimizdir hür yaşamak, dünyada sulhu sağlamak..
Dalgalanır hep bu uğurda, İstiklal aşkı ruhumuzda..
Amerika Amerika, Türkler dünya durdukça..
Beraberdir seninle, hürriyet savaşında..
Senin New York’un, yükselir göklere..
Senin İstanbul’un, destandır dillere..
Amerika Amerika, Türkler dünya durdukça..
Beraberdir seninle, hürriyet savaşında.
Ankara ile Washington, İzmir’in ile San Francisco’n..
Benzer derler birbirine, doyulmaz güzelliklerine..
O muhteşem beldelerin, pınarların nehirlerin..
Ünlü şelalen Niagara, haykırır gücünü dünyaya..
Amerika  Amerika, Türkler dünya durdukça..
Beraberdir seninle, hürriyet savaşında..
Senin New York’un, yükselir göklere..
Senin İstanbul’un, destandır dillere..
Amerika  Amerika, Türkler dünya durdukça..
Beraberdir seninle, hürriyet savaşında..
              
***

Ne ilginç bir propaganda değil mi?
Bu ‘Dostluk Şarkısı’ (The Song of Friendship),  Celal İnce tarafından söylenmiş ve ‘Amerika’nın Sesi’ radyosu için Amerika’da kaydedilmiş.
Gelelim asıl meseleye..
Sonra 33 devirli plastik baskı propaganda plak, yüz binlerce dostluk nişanesi olarak ABD’de basılıp getirilerek Türkiye’nin hemen her yerinde, her ilinde halka bedava dağıtılmış..
Bu plağın üstü iki kentin görüntüsü ile süslenmiş..
 ‘Göklere yükselen New York’ ve ‘Efsane şehir İstanbul.’
Plağın arka yüzünde ise liderlerinin özgürlük temalı Franklin Roosevelt, Thomas Jefferson, George Washington ve Patrick Henry; Türk tarihinden de Namık Kemal, Mustafa Kemal Atatürk ve Ziya Gökalp’ın sözlerine yer verilmiş..
Görüyor musunuz millet üzerinde yapılan operasyonu..
Türk milletinin sırf ABD’ye sempati duyması için yapılan algı operasyonunun inceliğine bir bakın!..
Dostluk şarkısı ‘Bahane’..
Yağlama, uyutma, uyuşturma, bağımlılık ‘Şahane’..
Bu ülkede yönetenlerin aymazlıkları yüzünden ABD bağımlılığı işte böyle işlenmeye çalışılmış...
Kısacası ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkenin siyasi bağımsızlığı olamayacağı gerçeği kullanılarak Türkiye üzerinde böyle uyuşturma yöntemlerle ABD bağımlılığı  hayata geçirilmiş..
       
***


İşte bugün  o  Türkiye yok..
Üzerindeki ölü toprağını atan..
Yani uykudan uyanan bir Türkiye var!
Bugün Türkiye’miz üzerinde oynanan bütün oyunların nedeni dik duruşumuzu bozmak, onurlu mücadelemizin önünü kesmek içindir..
Cumhuriyet’imizin 100. yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak için verilen uğraş, hiç kuşkusuz ABD’si, İngiliz’i, AB’si başta olmak üzere herkesi telaşlandırması çok doğaldır!..
Çünkü Türkiye’yi kendi emir kulları gibi uzun yıllarca kullananlar bu kez çarptıkları sert kaya karşısında şaşkındırlar..
İMF ile borçlarını sıfırlayan, artık borç vermeye başlayan, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumlara sahip çıkan, karşısındaki güce hiç bakmadan milli devlet duruşundan asla taviz vermeyen bir Türkiye gerçeği var..
Türkiye, son yıllarda oyunu kuralına göre oynuyor..
Artık figüran değil, güçlü aktörlerden biri!
 
***


İşte son örnek
İsrail ile yapılan anlaşma..
İsrail basınında öyle bir rahatsızlık yarattı ki bu anlaşma..
Türkiye gerçek anlamda zaferini ortaya koymuştur.
Bakın İsrail basınından örneklerle açıklayalım size..
Ülkenin etkili gazetelerinden Times of İsrael, “Türkiye diplomatik zafer kazandı” başlığıyla okuyucularına duyurdu bu anlaşmayı.
Ynet ise “Teslim Koşulları” başlıklı yazıda bakın neler kaleme aldı..
 “İsrail hükümetinin Türkiye’ye teslimiyet anlaşmasını onaylaması üzüntü verici. Bir devletten özür dileyip, tazminat ödemeyi kabul ediyorsanız suçlu olduğunuz anlamına gelir. Türkiye ile ilişkilerimiz önemli ama ulusal haysiyetimiz de önemli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin onurunu birinci önceliği olarak belirledi.”
             

***

Rusya ile ilişkilerin düzelmeye başlamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçak düşürülme olayı karşısında Putin’e gönderdiği mektubun  adı ne konulursa konulsun, büyük bir devletin  Cumhurbaşkanı’na yakışan olgunlukta olmuştur.
İşte Türkiye Cumhuriyeti devleti budur!
Bağımlı değil, karşılıklı güven  ve dostluklar üzerine diplomasiyi yerleştiren bir Türkiye gerçeği var bugün..
Yani diyeceğim o ki, ithal ‘The Song of Friendship’ gibi o eski plakları mazide kaldı!
Türkiye artık kendi bestesini kendi yapıyor!
Bestenin nakaratı şöyle  başlıyor..
‘Dudaklarda şarkımız tek sevdamız Türkiye’..