BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ!

Doğanın şakası yoktur; hele ki konu Doğu Karadeniz ve Karadere vadisi olduğunda...

Araklı, coğrafi yapısı gereği Doğu Karadeniz sahilinde deniz seviyesinde yer alan tek ilçe olma özelliğini taşıyor. Bu durum, onu felaketler karşısında hem son derece hassas hem de doğrudan hedef konumuna getiriyor.

Karadere’nin, daraltılmış ve sıkıştırılmış yatağından taşarak ilçeyi bir balçık ve çamur deryasına çevirmesi ne bir felaket senaryosudur ne de uzak bir ihtimal. Bu, göz göre göre gelen ve bilimsel verilerle kapımıza dayanan somut bir tehdittir.

KÜREM-DER Genel Başkanı, Orman Yüksek Mühendisi ve İstanbul eski Orman Bölge Müdürü Sayın Faruk Çebi’nin defalarca vurguladığı, bilimsel temellere dayanan uyarılara rağmen yetkililerin sergilediği bu eylemsizlik ve sessizlik kabul edilebilir değildir.

Aklıselim ve mühendislik mantığı bize çok net bir yol haritası sunuyor. Önümüzde hem Araklı’yı muhtemel bir afetten kurtaracak hem de bölgeye değer katacak mükemmel bir fırsat var:

Kıyıdaki Setin Kaldırılması: Konakönü ile Küçükdere arasındaki Sahil Yolu iptal edilmeli, Araklı’nın denizle arasında adeta bir baraj görevi gören ve olası su baskınlarında tahliyeyi imkânsız kılan set ortadan kaldırılmalıdır.

Güney Çevre Yolu Hamlesi: İptal edilen sahil yolunun yerine, ilçenin geleceğini ve ulaşım altyapısını rahatlatacak Güney Çevre Yolu projesine Araklı dâhil edilmelidir.

Havalimanı Dolgu Malzemesi İhtiyacının Karşılanması: 48 milyar ₺ bedelle ihale edilen (Cengiz İnşaat ve ASL İnşaat üstlenimindeki) yeni Trabzon Havalimanı dolgusu için gerekli devasa malzeme; tam da bu iki alandaki (Sahil yolu sökümü ve Güney Çevre Yolu kazısı) hafriyattan karşılanmalıdır.

Böylece; hem Araklı üzerindeki heyelan ve su baskını riski ortadan kalkar hem Güney Çevre Yolu kazanılır hem de yeni havalimanının dolgu malzemesi en akılcı, maliyetsiz ve ekolojik şekilde temin edilmiş olur. *Tam anlamıyla bir taşla üç kuş!*

Kaşıkçı Taş Ocağı Felaketi Tetikler!

Kulağımıza gelen duyumlar, havalimanı dolgu malzemesinin Kaşıkçı’daki taş ocağından alınmasının planlandığı yönündedir. Eğer bu karar uygulanırsa, Araklı için ikinci ve çok daha vahim bir ekolojik/hayati felaketin pimi çekilmiş olacaktır. Araklı’nın doğasını, dağını ve yaşam alanlarını bir taş ocağı hevesine kurban etmek; ilçeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Buradan Araklı’nın tüm mülki idarecilerini, Belediye Başkanını, bürokratlarını, siyasetçilerini ve sivil toplum kuruluşlarını bu yanlış karara dur demek için tek ses olmaya davet ediyoruz.

Çöplük Araklı’ya, Fen Lisesi başkasına: Bu Üvey Evlat Muamelesi Neden?

Asıl yakıcı ve vicdanları yaralayan soru tam da burada başlıyor; Araklı neden ısrarla görmezden geliniyor?

Söz konusu çevresel yükler, katı atık tesisleri ve çöplük olduğunda Araklı akla ilk gelen adres yapılıyor. Ancak sıra ilçenin geleceğini aydınlatacak bir Fen Lisesi açmaya, eğitim altyapısını güçlendirmeye veya hayati afet tedbirlerini almaya geldiğinde Araklı adeta haritadan siliniyor.

Araklı’nın siyasetçileri mi yetersiz kalıyor?

Bürokraside sesini duyuracak temsil gücü mü eksik?

Yoksa Araklı halkının haklı talepleri bir kenara mı itiliyor?

Bir ilçenin kaderi; sürekli yükünü çekip nimetinden mahrum bırakılmak olamaz. Çöpün yükünü Araklı’ya reva görüp, eğitimin ve yatırımın meyvelerini Araklı’dan esirgemek tam anlamıyla bir ‘üvey evlat" muamelesidir.

Yarın çok geç olabilir. Araklı’nın önündeki sahil yolu setini kaldırmak bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur. Muhtemel bir su baskınında suyun tahliyesi imkânsız hale gelecek, ilçe merkezi çamur altında kalacak ve yaşam duracaktır.

Hâlâ vakit varken, eldeki kaynaklar ve büyük altyapı projeleri (yeni havalimanı dolgusu gibi) Araklı’nın lehine bir akıl birliğiyle yönlendirilmelidir. Siyasetçisinden sivil toplumuna, bürokratından vatandaşına kadar herkes sorumluluk almalıdır. Unutulmamalıdır ki: İhmalkârlık ve duyarsızlık asla kader olamaz! Yarın çok geç kalmadan, Araklı’nın sesine kulak verelim!