BİRLİK OLMA GÜNÜ!..
Renklerin değil kişilerin adamı olursan, hem en iyi başkan, hem en iyi futbolcu, hem en iyi hoca, hem de en iyi yönetici sensindir..
Kısaca bu şehirde kimse kimseyi beğenmemiştir..
***
Özünde denizler kanunu ve köpek balıklarının yaşantısı da böyledir:
Bilim adamlarının köpek balıkları üzerinde yaptığı araştırmaya göre; sürü halinde avlanan bu savaşçı balıklar, avlarına saldırırken yaralanmamaya özen gösterirlermiş. Eğer avlanma sırasında yara alırlarsa işleri bitikmiş. Çünkü yaralanan bölgeye beraber avlandıkları diğer balıklar saldırmaya, o bölgeden bir parça kopartmaya çalışırlarmış. Aynı yerden bitmez tükenmez diş yarası almaya başlayan balık dayanamaz ve kan kaybından yavaş yavaş ölürmüş.
Denizlerin kanununa göre, köpek balıkları kan kokusunu hiç unutmazlarmış. Hele tanıdık bir koku aldılar mı, o kokunun kaynağı olan yaraya bu defa gözü kara ve acımasız bir şekilde saldırılarmış ve bundan da kurtuluş olmazmış.
Denizler kanununa göre, yaralı bir köpek balığına kendi sürüsü saldırdığı zaman meydana gelen arbedede çok sayıda balık ölümcül darbe alırmış ve sürünün yeni yetmeleri o balıkların yaralarını didikleye didikleye işlerini bitirip kan-can sahibi olurlarmış.
***
Bilmem dikkatinizi çekti mi, eleştirenler ve eleştirilenler mevsimler-aylar-yıllar gibi, zamanı ve de günü gelince hep yer değiştirmişlerdir.
Bu değişimlerde ve bu tip kayıkçı hesaplaşmalarında en büyük zararı Bordo-Mavili takım görmüştür.
Bu da Trabzonspor'un şampiyon olmak için neden 28 yıl beklediğinin en büyük göstergesidir.
Amaç renkler değil, kişiler olunca, sonuç kaçınılmaz oluyor.
***
Kişinin adamı olursan; Trabzonspor’a yapılanlar değil, adamına yapılanlar zoruna gider.
Kişinin adamı olursan; kahve oyunları okey ve batağın kitabını yazmanın haricinde futbolun da kitabını yazdığını iddia edersin.
Amma velâkin Trabzonspor’un kupasını çalana sesini çıkart(a)mazsın, sütü dökmüş kediye dönersin. Bir başka ifadeyle döndürürler.
Renklerin adamı olursan; Trabzonspor gibi direnirsin. Sisteme karşı gelirsin.
***
Sorarım: O şehirde kaç kişi oy pusulasına “ 2011 Yılının şampiyonu Trabzonspor” yazmıştır?
Sorarım: O şehirde şikecilerin proteste edildiği, gerçeklerin anlatıldığı otel ve üniversite salonlarında, Meydan parkında yapılan eylemlere kaç kişi iştirak etmiştir? Hele şu iyi gün dostu Trabzonsporlular, sahi siz nerelerdeydiniz?
Sorarım: Bu ülkede ( Allah göstermesin) bir savaş çıksa, cepheye gitmek hasıl olsa, kaç teknik direktör, anlı, şanlı spor adamı, yazarı, çizeri, sanatçısı, tiyatrocusu ve siyasetçisi, Vahid hoca gibi cepheye gider? Yüzde doksanı yurt dışına kaçar.
Öyle yazarlar var ki, ulusal ekranlarda Halilhodzic için “ yurt dışı edilmeli” diyebiliyor. Anlayın Trabzonspor’a olan kuyruk acılarını.
***
Trabzonspor’un borcu-harcı, zamana, birlik ve beraberliğe ihtiyacı varmış, renkler yerine kişilere aşık olanların zerre umurunda değildir. Onlar için varsa, yoksa aynı sularda kulaç salladıkları adamlardır. Onlar olmazsa “olmaz”
Hem iki gözüm bu yönetime oy veren, destekleyen sizler değil misiniz? Hadi bastığın mühre, verdiğin söze saygın yok, Trabzonspor’a ve Trabzonsporlulara saygın olsun. Futbolu bilsen, bu kadroya zaman tanırsın... Ama sizin için renkler değil, bahse konu kişiler olunca...
Mesela ben bu yönetime oy vermedim, hatta Trabzonspor bu yönetime teslim edildi diye 25 yıllık kongre üyeliğinden istifa etmek için tam üç gün düşündüm, “ Ben Trabzonsporluyum” deyip, kararımdan vaz geçtim.
Demem o ki: Enerjimizi kişiler için değil, Trabzonspor için harcamalıyız. Trabzonspor’un iyi bir kadrosu var, gün birlik, takıma sahip çıkma ve de yanında olma günüdür..
Hem ne diyor yeniden yargılanacak olan Aziz Yıldırım “ Mahkemede hesaplaşacağız”
***
Sen, renklere değil, kişilere âşık olan Trabzonsporlu, bildiğiniz yolda, sırtınıza bindirdiğiniz kişilerle aynen devam edin.. Durmayın, susmayın siz de hesaplaşmanızı Trabzonspor’a vurarak yapın! Yakışıyor(!)
Ha, Trabzonspor başarılı olacak, sonuç mevcut yönetime yarayacak, fırsat bu fırsat diyorsanız o başka..!