BİZİM DİYEREK DEĞERSİZLEŞTİRDİKLERİMİZ
Bizim Volkan abi..
Bizim Faruk..
Bizim Koray..
Bizim Hami..
Bizim bizim..
Evet hepsi bizim ama biz gibi bizim değil, bizden sıyrılıp konum kazanmış bizim.
İşte burasını ayırt edemiyoruz.
Onları gördüğümüzde senli benli konuşmalarımıza zaman zaman amiyane tabirler katarak muhabbetin ayarını düşürüp altını bakırlaştırdığımızı sezemıyoruz..
Örneğin Volkan Bey'in Artvin'de gördüğü saygıyı biz sulandırılmış olarak verebiliyoruz kendisine. Hep beklenti, hep istek, hep talep dolu bir diyalog metodunu seçiyoruz. Yapabilirlilik, hakkaniyet, başka insanların ne diyeceğini hesap etmeden sıralıyoruz acemi doktor reçetesi gibi bir liste. Biri fayda vermese diğeri verir hesabı bir şark kurnazlığını maharet bellemişiz.
Koray Bey'i gerçek anlamda Adapazarı'na gittiğimde tanıdım. Buradan da tanırdım ama bizim Koray olarak tanırdım. İnsanların, "Böyle evlat yetiştiren Trabzon'a helal olsun. Acının boğuk ve soğuk günlerinde o bize ev oldu, yuva oldu, sıcaklık oldu" deyişlerini bizim Koray'dan mı bahsediyor şaşkınlığıyla dinledim.
Bu Faruk Bey için de diğerleri için de aynıdır.
Biz, bizim derken evsaf bozuyoruz, bazen ileri gidip faça bozmaya vardırıyoruz işi.
Değer zirvesinde, itibar tepesinde adam bulundurmayı bizim diyerek alaşağı ediyoruz.
Hep; bireysel istekleri, şahsi beklentileri bizim sözcüğünün peşine takmaktan kaynaklanıyor bu.
Bizim deyip hiç sahip çıkmadığımız Erdoğan Bey'i de unutmuş değilim. Bakanken sokakta üç adamdan biri her gün Erdoğan Beyleymiş gibi Erdoğan ağabey derken, adeta dişlerini saydığımız insanlar artık bizim Erdoğan'ı unuttu.
Menfaat rüzgarının esmemesinden mi, imza yetkisinin şimdilik olmamasından mı bizim dediğimiz sayın bakan bizimlikten sizinliğe terfi etmiş oluyor.
Ey bizimi olur olmaz kullanıp çıkara kardeş yapanlar..
Gücün kankası olduğunuzu anlayacak kadar arifim..
İnkar etmeyin vasfınızı, arife tarif gerekmez..