BU CAMiA iFLAH OLMAZ!
Ne bundan yana..
Bizim derdimiz o, bu, şu değil..
Diyoruz ki;
İster yönetim olsun ister karşıtları..
Kim olursa olsun..
Tablo ortada..
Bu camia iflah olmaz kardeşim!..
Olan, beklentileri sadece ve sadece takımlarının başarılı olmasını isteyen milyonlarca taraftara olur!..
Daha çok şampiyonluk beklenir!..
Daha çok başarı..
Trabzonspor'da tablo ortada..
Kendi kendini yiyen bitiren, kendi ayağına kurşun sıkan “Ben varsam Trabzonspor var, yoksam yok” rolünü en iyi şekilde oynayan Trabzonspor'dan başka bir camia yok!.
Bu camiada ne iyi gün dostu bulursunuz, ne de kötü gün dostu!..
Bu işin onu, bunu yok!..
Ayırımsız böyle..
İster yönetimde olsun, ister olmasın kulübün geldiği, getirildiği noktada Trabzonspor'a gönül veren taraftarlar dışında herkesin sorumluluğu var!..
Bu camiada kin, nefret tohumunu ekenler kimlerse çıksın onlar hesap versin..
Onun, bunun adamı diye insanları kimler bölmüşse, onlar hesap versin..
Bu camiada kongrelerde “İhtilal yaptık” diye fetva verenler çıksın hesap versin..
Bu camiada intikam hesabı güderek yönetimleri ibra etmeme yolunu açanlar hesabını versin..
Unutulmasın..
Bugün herkes ektiğini biçiyor!
Osman gitmiş Ali gelmiş, Mehmet gitmiş, İbrahim gelmiş..
İbrahim gitmiş bir başkası gelmiş!..
Hiç ama hiç önemi yok!
“İntikam, ihtilal” komutanları rolüne büründürülerek 2000 yılından sonra başlatılan parçalanma süreci şunu gösteriyor ki “Ne yazık ki bu böyle gidecek.”
Onun için fazla söze gerek yok!..
Ülkenin iktidarı ve muhalefetinin geldiği nokta, Trabzonspor Kulübü’nün iktidarı ve muhalefeti ile geldiği nokta çok benzerlikler taşıyor..
Olan nasıl ülkeye oluyorsa, Trabzon'da da kulübe oluyor..
Açık ve net..
Bu camia A’dan Z’ye sınıfta kalmıştır!..
Yönetimi, yönetim dışı söz konusu değil. Bir bütün halinde bu camia çakılmıştır..
Bir düşünün..
Şike sürecinde bile sen-ben kavgası ile biraraya gelemeyen, camia bütünlüğü ile ortak bir deklerasyon yayınlayamayan, Fenerbahçelilerin iktidarı ve muhalefeti ile Ankara'da TBMM koridorlarına kadar taşınarak yaptığı lobilerin onda birini yapamayan bu camianın bugünkü yapısı, büyük Trabzonspor'un üzerinde bir kamburdur..
Bu camia yönetimlere yönelik mücadele azmini, harcadığı enerjisini ne yazık ki şike ile mücadeleye harcamamıştır.
Trabzonspor, taraftarı dışında bu mücadelede yalnız kalmıştır!..
Hep derim..
Böylesine 'ben' odaklı 'çıkar' üzerine kurgulanmış başka bir camiayı bulmak mümkün değildir..
Ayrım yok..
Hem yönetim ve hem de ona karşı olanların söylemlerine, iddialarına bakıldığı zaman fazla söze aslında gerek yok!..
***
Yarın yapılacak Mali Genel Kurul’un sonucu ne olursa olsun görülüyor ki yönetim ve karşıtlarının mücadelesi, bir mücadeleden çok bir akıl tutulmasının belgeseli gibi..
Çünkü bitmeyecek!
Sadece düşmanlıklar bir kez daha tazelenecek!..
Güzel bir söz var..
“İnsanlar layık olduğu şekilde yönetilirler” diye..
Trabzonspor camiası da layık olduğu gibi yönetilmektedir!..
O gitmiş, bu gelmiş önemli değil..
Hesaplaşmalar yönetimler değişse de asla bitmez!..
Bu camia hem yönetimiyle hem de muhalifleriyle iflah olmaz!
***
Bakın şöyle geriye..
Bu tohumu kimler ekmiş!..
15 yıl önce de yazdım..
10 yıl önce de yazdım..
5 yıl önce de yazdım..
Dün de yazdım..
Bu camianın bütünlüğünün altına 2000 yılında dinamit konulmuştur..
Ve de patlatılmıştır..
Bu camiada vefa İstanbul'da bir semt adı olarak anılmıştır!..
Bu kulübe uzun yıllar maddi ve manevi büyük hizmetlerle başkanlık yapmış, “Onursal Başkanlık” unvanı verilmiş, “Talipli olan varsa ben yokum” diyerek hiçbir kongrede kimse ile yarışmamış, “Benim adamım olmaz, siz yönetimi yapın” diyerek Trabzon'daki akil adamların tasarruflarına müsaade etmiş, havuz gelirinin olmadığı dönemlerde başkan bulunamayınca kulüp maceracıların eline geçmesin diye Trabzon'a gelmeden başkan seçilmiş, her defasında “Gel başkan ol” denmiş, bu kulüpte seçim kazanmak için yaptığı tek üyesi olmamış Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz'a karşı hem de katılmadığı 2000 yılı kongresinde 'İhtilal' naraları ile zafer çığlıkları atanlarla başlayan süreç, 15 yıldır söndürülemeyen yangının da, parçalanmanın da, borç batağı içine sokulmanın da nedeni olmuştur!..
***
Kulüp borsaya sokulurken kimler başını deve kuşu misali kuma gömdü..
Kulüp batırılırken neden kimsenin sesi çıkmadı..
5 adaylı kongre öncesi 'Bu iş böyle olmaz' diyerek neden kimse ortak akıl, güçlü bir oluşum için ortaya çıkmadı!
Ektiğini biçmek işte budur!..
Çünkü sevginin, saygının, samimiyetin bittiği yerde parçalanma olur..
'Yeter artık' diye ortaya çıkılacak yüz kalmaz!..
Çıkılsa bile inandırıcı olmaz..
O nedenle 'ihtilal'ciler ektiklerini biçerken bunu kulübe pahalıya mal etmişlerdir.
Ne yazık ki:
'Ortak akıl' yerini 'ortak ziyana' bırakmıştır!..
İşte acı olan gerçek budur..
Büyük Trabzonspor sadece ve sadece adı ve şanı ile sahada var olmaya çalışırken, yönetenleri, muhalifleri açıkçası bütün camiası 'Küçük olsun benim olsun' anlayışı ile Trabzonspor'u kadersizliğin içine itmiştir.
Bu bugünün olayı değildir..
Ve halen de ders alınmamıştır..
Ama öyle büyük bir marka ki Trabzonspor..
O efsane dönem bize öyle bir miras bıraktı ki..
Yedik yedik bitiremedik..
Allah aşkına siz şike sürecinde Trabzon'un hem camiası, hem siyasetçileri, hem sivil toplum örgütleri ile hiçbir araya gelerek ortak ses verdiğinizi gördünüz mü?
Bu şehir hakkını hukukunu korumada kağıttan aslan kardeşim kağıttan aslan..
Ne yazık ki olan da hiçbir çıkarı, menfaati olmayan, saf tertemiz duygularla takımlarının peşinde koşan, onunla gülen onunla ağlayan milyonlarca taraftarlara oluyor!.
Son sözü 'Anlayanlara' diyerek Hazreti Mevlana'nın güzel sözü ile noktalayalım.
“Kabiliyetsiz olmak kusur değil ama karaktersiz olmak büyük bir hatadır.