BU FORMA MÜCADELE İSTER

Trabzonspor’da yeni sezon öncesinde yapılan transferler, hepimizin beklentilerini bir hayli yükseltmişti. Özellikle Salah transferi, camiada yıllardır özlenen heyecanı yeniden canlandırmış, şampiyonluk umutlarımızı zirveye taşımıştı.
Bordo-Mavili takımın, en az üç İstanbul ekibi kadar şampiyonluk yarışının içinde olacağına, zirve mücadelesinde söz sahibi olacağına inanmıştık.
Çünkü Trabzonspor sadece bir futbol takımı değildir.
Bu şehir için bir sevda, bir tutku, bir yaşam biçimidir.
Bordo-Mavili formayı sahada görmek, milyonlarca insan için yalnızca 90 dakikalık bir futbol karşılaşması anlamına gelmez.
O nedenle beklentimiz de, hayalimiz de büyük olur.
Henüz umutlarımızı tamamen kaybetmiş değiliz.
Ancak açık konuşmak gerekirse, Trabzonspor’un ligde ve Avrupa’da ortaya koyduğu futbol hepimizi ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı.
Her hafta “Bir sonraki maçta daha iyi bir Trabzonspor izleriz” diye umut ettik.
Fakat ne yazık ki her hafta biraz daha geriye giden bir takım izledik.
Kazanılan tek maç olan Başakşehir karşılaşması da dahil olmak üzere, Bordo-Mavili ekibin ligde ve Avrupa’da oynadığı beş resmi maçta futbol adına ortaya koyduğu görüntü, Trabzonspor’un gerçek kimliğinden oldukça uzaktı.
Takım neredeyse yürüyerek oynuyor.
Tempo yok, baskı yok, rakibi hataya zorlayacak bir oyun yok.
Hücumda çoğu zaman üretkenlikten uzak, savunmada ise zaman zaman kırılgan bir görüntü var. Daha da önemlisi, sahada kazanma arzusunu yeterince hissedemiyoruz. Oysa Trabzonspor’un ruhunda mücadele vardır.
Trabzonspor denildiğinde akla mücadele, hırs, tempo ve pes etmeyen bir takım gelir. Rakibin kim olduğuna bakmadan sahaya kazanmak için çıkan, formasının ağırlığını bilen futbolcular gelir.
Biz ise haftalardır bunun tam tersini görüyoruz.
Bu takımın temposunun yetersiz olduğunu, bu anlayışla yol alınamayacağını defalarca dile getirdik.
Ancak sahadaki görüntüde ciddi bir değişiklik olmadı.
Her maç aynı sorunlar, aynı eksiklikler ve aynı umut kırıklığı…
Son olarak Amed karşısında alınan mağlubiyet ise artık bardağı taşıran son damla oldu. Kaybetmek futbolun içinde vardır.
Bazen iyi oynarsınız ama kazanamazsınız.
Bazen de rakibiniz sizden daha iyi mücadele eder ve sahadan galip ayrılır.
Ancak Trabzonspor taraftarının kabul etmekte zorlandığı şey yalnızca alınan sonuç değildir. Asıl mesele, takımın sahada ortaya koyduğu görüntüdür.
Bu futbol anlayışıyla Trabzonspor’un rakibi kim olursa olsun kazanma şansı çok azdır. Zirve yarışında olmak istiyorsanız önce sahada rakibinize üstünlük kurmanız gerekir. Bunun yolu da tempolu futboldan geçer.
Rakibinizi üst üste yapacağınız hızlı ve etkili ataklarla bunaltmalı, hataya zorlamalısınız. Bir gol bulduktan sonra “Yeter” dememeli, ikinci golü aramalısınız. İkinci golü bulduktan sonra üçüncü gol için mücadele etmelisiniz.
Çünkü büyük takım olmak, skoru korumaktan önce oyunun kontrolünü elinde tutmayı gerektirir. Ve bütün bunları 90 dakika boyunca, rehavete kapılmadan, formanın hakkını vererek yapmalısınız.
Trabzonspor’un ilk periyodu hiç de iyi geçmedi.
Ama sezon henüz bitmedi.
Futbolda dünün hayal kırıklığı, yarının umudunu tamamen yok etmez.
Yeter ki hatalardan ders çıkarılsın, gereken değişimler zamanında yapılsın ve sahaya gerçekten mücadele eden bir Trabzonspor çıksın.
Çünkü biz bu takımdan mucize istemiyoruz.
Biz sadece Trabzonspor’un Trabzonspor gibi oynamasını istiyoruz.
Sahada koşan, mücadele eden, rakibine nefes aldırmayan, kaybettiğinde bile formasını sonuna kadar terleten bir takım görmek istiyoruz.
Bordo-Mavili formanın ağırlığını hisseden futbolcular…
Son düdüğe kadar savaşan bir takım…
Ve tribünde, ekran başında, dünyanın dört bir yanında kalbi Trabzonspor için atan milyonlarca insanın yeniden gurur duyacağı bir futbol…
Dileriz bundan sonraki maçlarda hep birlikte gerçek Trabzonspor’u görürüz.
Çünkü bu büyük camianın umuda ihtiyacı var.
Ve unutmayalım…
Trabzonspor taraftarı vazgeçmez.
Ama karşılığında sahada mücadele eden, inanan ve savaşan bir takım görmek ister.


…………..


DOĞRU HOCA ŞART

Trabzonspor’da Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından yeni teknik direktör arayışları hız kazandı.
Birçok teknik adamın ismi Bordo-Mavili ekiple anılmaya başlandı.
Burada yönetimin, en kısa zamanda yeni hocasını belirlemesi gerekiyor.
Bu oyuncu kadrosunu en verimli şekilde kullanacağına inanılan bir teknik adamla anlaşma sağlanmalı. Özellikle Gençlerbirliği maçının kazanılması halinde bile hoca arayışları kesinlikle duraklatılmamalı. Çünkü Trabzonspor’un elinde, doğru şekilde yönetildiğinde önemli işler yapabilecek, yıldız isimlerden oluşan bir kadro var.
Bu nedenle takım mutlaka bu oyuncu grubundan maksimum verimi alabilecek bir teknik adama teslim edilmeli. Trabzonspor’un geleceği adına verilecek bu karar, sezonun gidişatını da doğrudan etkileyebilir.
Başkanlığı döneminde önemli işlere imza atan Ertuğrul Doğan’ın, bu konuda da Trabzonspor’un menfaatlerini gözeterek en doğru kararı vereceğine inanıyorum.
Çünkü artık Bordo-Mavili takımın kaybedecek fazla zamanı yok.

………………………………..


ARAL KENDİNE GEL


Trabzonspor’da geride kalan maçlarda en çok hayal kırıklığına uğradığım oyunculardan biri de Aral Şimşir oldu.
Büyük bir bonservis bedeli ödenerek transfer edilen Aral Şimşir, şu ana kadar ortaya koyduğu performansla beklentilerin oldukça uzağında kaldı.
Üstün top tekniği ve gol yollarındaki bitiriciliğiyle öne çıkan oyuncu, Trabzonspor forması altında henüz beklenen üretkenliği gösteremedi.
Kendisinden fark yaratmasını, özellikle bire birlerde rakiplerini eksiltmesini ve hücumda takıma önemli katkı sağlamasını bekliyorduk.
Ancak geride kalan maçlarda Aral’ın bir çalımını dahi doğru dürüst göremedik.
Fark yaratacağı düşünülerek transfer edilen bir oyuncunun bu kadar etkisiz kalması elbette düşündürücü. Trabzonspor ligin ilk haftalarında istediği sonuçları alamadıysa, Aral’ın vasat performansının da bunda payı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hücum hattında kalite ve bireysel becerisiyle fark yaratması beklenen oyunculardan biri de Aral Şimşir’di.
Elbette sezonun henüz başındayız.
Bir futbolcuyu birkaç maç üzerinden tamamen değerlendirmek doğru olmaz.
Aral’ın da kendisini toparlayarak gerçek performansını ortaya koyması için önünde yeterli zaman var. Ancak bunun için çok daha fazla çalışması ve sahada sorumluluk alması gerekiyor. Kendisinin de farkında olması gereken önemli bir konu var. Trabzonspor gibi büyük bir camiada forma giymek, beraberinde büyük beklentileri de getirir. Hele ki bunun için yüksek bir bonservis bedeli ödenmişse, beklenti doğal olarak daha da artar.
Aral Şimşir’den beklentimiz çok açık.
Bir an önce kendisini toparlaması, yeteneklerini sahaya yansıtması ve Trabzonspor’a katkı sağlayacak performansı ortaya koyması…
Çünkü bu takımın ona, onun da kendisini gösterebilmesi için Trabzonspor’a ihtiyacı var.
Umarım Aral kısa süre içerisinde beklediğimiz performansa ulaşır ve hep birlikte “İşte beklediğimiz Aral bu” deriz.

………….


SAVİOLO SINIFTA KALDI

Noah Saviolo…
Trabzonspor’da büyük umutlarla transfer edilen isimlerden biri.
Özellikle transfer edildiği dönemde kendisi için övgü dolu ifadeler kullanılmış, takıma büyük katkı sağlayacağı ve ilerleyen yıllarda Trabzonspor’a önemli bir bonservis geliri kazandırabileceği mesajı verilmişti.
Ancak şu ana kadar kendisinde böyle bir ışık göremedik.
Saviolo ne hücumda ne de savunmada beklenen katkıyı verebildi.
Üstelik bu oyuncuyla ilgili en büyük sıkıntılardan biri de çok kolay sakatlık yaşaması. Kendisine yapılan en küçük temasta bile sakatlık problemi yaşayarak oyuna devam edemiyor. Bu durum artık adeta bir alışkanlık haline gelmiş durumda.
Genç bir oyuncunun bu kadar kolay temaslarda oyundan kopması ve mücadeleye devam edememesi elbette kabul edilebilir bir durum değil.
Futbol temaslı ve mücadele gerektiren, zaman zaman da oldukça agresif oynanan bir oyun. Sahada rakiple mücadele edeceksiniz, ikili mücadeleye gireceksiniz ve formanızın hakkını vereceksiniz.
Eğer Saviolo bu şekilde devam edecekse, vay Trabzonspor’un haline!
Bu oyuncunun bir an önce uyarılması ve kendisine gelmesi gerekiyor.
Elbette genç futbolculara zaman tanımak gerekir.
Ancak Trabzonspor formasını giyiyorsanız, bunun beraberinde önemli bir sorumluluk getirdiğini de bilmelisiniz.
Trabzonspor yan gelip yatma yeri değildir.
Bordo-Mavili forma mücadele ister, hırs ister, fedakârlık ister.
Sahaya çıkan her futbolcu, formasının hakkını sonuna kadar vermelidir.
Saviolo’nun da bir an önce toparlanıp kendisinden beklenen mücadeleyi ve performansı göstermesi gerekiyor.
Çünkü Trabzonspor’da forma giymek büyük bir ayrıcalıktır.
Bu formanın hakkı da sahada verilmelidir.


…………


BU RAHATLIK FAZLA


Trabzonspor’da disiplinsiz tavırlarıyla öne çıkan isimlerden biri de Andre Onana. Takımda kalması için büyük fedakârlıklar yapılan, kendisine iyi bir transfer ücreti ödenen tecrübeli file bekçisinden bizler de çoğu zaman övgü dolu sözlerle bahsettik. Ancak maçlardaki rahatlığı ve vurdumduymaz tavırları artık giderek kabul edilemez bir seviyeye geliyor.
Neredeyse orta sahaya kadar çıkarak verdiği riskli paslarla zaman zaman takımını tehlikeye atan Onana, saha dışındaki görüntüsüyle de iyi bir izlenim bırakmıyor.
Daha da önemlisi, teknik heyetin kendisini uyarmasına rağmen aynı tavırlarını sürdürmesi düşündürücü. Artık bu noktada yönetimin devreye girmesi gerekiyor. Onana’ya Trabzonspor’da oynadığı, formasının ve bulunduğu camianın ciddi bir sorumluluk taşıdığı açık bir şekilde hatırlatılmalı.
Büyük takımlarda forma giymek yalnızca yetenekle değil, disiplin ve sorumlulukla da ilgilidir. Trabzonspor formasını giyen her oyuncu, sahada ve saha dışında bu formanın ağırlığına uygun hareket etmek zorundadır.
Onana da artık bunun farkına varmalı.
Çünkü Trabzonspor’da kimse formadan büyük değildir.
Bu formanın hakkı, sahada mücadele ve ciddiyetle verilmelidir.


…………………

PENALTI KABUSU

Trabzonspor bu sezon en büyük olumsuzluğu savunma hattında yaşıyor.
Açık söylemek gerekirse Bordo-Mavili ekibin savunma hattı tam anlamıyla evlere şenlik!. Trabzonspor, bu sezon hazırlık maçları da dahil olmak üzere oynadığı 9 karşılaşmanın 7’sinde penaltıya sebebiyet verdi.
Bir penaltıyı kabul edebiliriz. Futbolda olabiliyor istemeseniz de.
Ancak neredeyse her maçta Trabzonsporlu oyuncuların rakibe penaltı şansı vermesi artık tesadüf olmaktan çıktı.
Asıl düşündürücü olan ise bu kadar penaltı yapılmasına rağmen Bordo-Mavili oyuncuların bundan bir türlü ders almaması.
Her maç aynı sıkıntı…
Her maç ceza sahası içerisinde gereksiz müdahaleler…
Ve neredeyse her maç rakibe verilen bir penaltı fırsatı…
Gerçekten olacak iş değil!
Trabzonspor gibi hedefleri büyük olan bir takımın bu kadar kolay penaltı vermesi kabul edilebilir bir durum değil.
Savunma hattında ciddi bir problem olduğu artık çok açık.
Bu noktada teknik heyete de önemli bir görev düşüyor.
Savunmadaki bu zaafiyetin nedenleri bir an önce tespit edilmeli ve çözüm üretilmeli. Çünkü böyle gitmez.
Zirve yarışında olmak isteyen bir takım, rakibine bu kadar kolay gol fırsatı ve penaltı şansı veremez. Her maç savunmada yapılan bir hatanın bedelini ödemek, sezon sonunda çok ağır sonuçlar doğurabilir.
Trabzonspor’un savunmasının bir an önce toparlanması şart.
Taraftarın da artık her maç “Bu kez penaltı olur mu?” endişesi yaşamasına gerek yok. Bu takımın hedefleri büyük.
O hedeflere ulaşmak için önce savunmada güven vermek gerekiyor.