Bu topraklar candır onlara kıymayalım
Dr. İhsan Alioğlu’nun herkese örnek hayat hikayesi <br /> <br /> <img width="580" height="423" alt="" src="/public/userFiles/asfas(1).jpg" />
Hem doktor..
Hem spor hekimi..
Hem spor adamı..
Hem iş adamı
Hem diplomat
Hem de seracı..
YOK BÖYLE BİR ADAM!.
Trabzon böyle bir adam görmedi..
Bir koltukta bir iki, üç değil 4-5 karpuz taşıyabilen bir adam varsa işte o adam
Dr. İhsan Alioğlu.
Bu şehirde eşi benzeri yok desek hiç de yanılmayız..
Son derece ilkeli, prensipli, duruşundan taviz asla vermeyen bir adam.
Mütevazi, çalışkan, şehrin dedikodularından uzak, kendine çizdiği yol haritasında yürüyen, hangi işi yaparsa yapsın, hangi işe el atarsa atsın hep başarıyı yakalamış bir adam..
Ayrıca Federal Almanya Trabzon Fahri Konsolosu titri de ona ait.
Hem istikrarlı bir şekilde doktorluk mesleğini hep zirvede yap.. (Fatih Devlet Hastanesinin en eski ortopedi dr.)
Hem spor hekimliği yap.. (Trabzonspor’da uzun yıllar karşılıksız olarak hizmet yaptı)
Hem spor yöneticiliği yap.. (Trabzonspor’da uzun yıllar yönetici olarak çalıştı)
Hem iş dünyasında başarılı işlerin altına imza at.. (Bir çok önemli girişimciliği ve ortaklığı var)
Hem yaşadığı şehrin sosyal yaşamındaki eksikliklerini düşünerek ‘Trabzon’a dışarıdan gelecek insanları en iyi şekilde konuk edecek, insanların alkol de alabileceği bir balık restorana ihtiyacı var bu şehrin’ diyerek Trabzon’un en güzel yerlerinden biri olan Söğütlü’de kendine ait denize sıfır villayı muhteşem bir restorana çevirerek (Tirvana) hizmete sun..
Hem Akyazı’da güzel bir araziyi satın alarak seracılığa başlayıp domatesinden karpuzuna ve çileğine kadar organik tarımda başarılı olmaya başla..
Yok böyle bir adam..
Dr. İhsan Alioğlu son yıllarda el attığı seracılıkta da öne çıkmaya başladı.
Organik tarım aşkıyla serasıyla bebek gibi ilgilen bir adam..
Alioğlu Akyazı’nın Trabzon’a bakan muhteşem arazisi üzerinde uzun yıllar önce aldığı 6 dönümlük arazide uzun yılların seracılarına taş çıkartırcasına organik sebze üretmeye başladı. Bütün boş zamanlarını orada geçirmeye başlayan Alioğlu tarım arazisinin içerisinde mısır ekmeği yapacak köy fırını dahi yaparken, otantik müzik içinde misafirlerini ağırlayacak dört tarafı otantik taşlarla çevrili müzik evi bile inşa etti.
Yılda 30 ton domatesle bitmiyor...
Salatalık başta olmak üzere yeşil sebzeler.Yetmedi..10 ton muhteşem tadı ile Trabzon karpuzu..Evet 10 ton Trabzon karpuzu..Bir dönem değil, her dönem seracılık..Çilek gibi meyvelerle de öne çıkmaya başlıyor..Alioğlu, Akyazı’daki arazisinde küçük bir tavuk çiftliği ile tamamen organik yumurta üretimi de yapıyor.
Peki Alioğlu ne diyor..Gelin onu dinleyelim..
“Hayat bir maratonsa bu maratonun her gününü hem kendimiz hem de yaşadığımız toplum için iyi değerlendirmek zorunda olduğumuzu düşünürüm. Kayıp olan her gün için üzüntü duyan bir kişiliğim var. Bugüne kadar girdiğim her işte başarılı olmayı kendime ilke edinmiş biriyim. Ama başarılı olmanın kuralları var. Planlı, programlı, disiplinli yapacağın işin hakkını vererek çalışmak gerekir.”
GELİN TOPRAKLARINIZI İYİ KULLANIN..
Alioğlu son derece önemli bir mesaj da veriyor..
“Toprak deyip geçmemek gerekir. İnsanlar sahip oldukları toprakların değerini bilmek zorunda. Boş topraklar ihanet edilen topraklar gibidir. İnsanların sahip oldukları toprakları organik tarım ile değerlendirmeleri hem kendileri, hem yaşadıkları toplum hem de ülkeleri için vatandaşlık sorumluluğudur. Ben de bunu yaparak tarım bilincini bu noktada göstermek için uğraşıyorum. Buna bir ideoloji olarak bakıyorum. O nedenle toprak sahibi insanlara sesleniyorum. Gelin topraklarınızı boşa harcamayın. Organik tarımla buluşturun sağlıklı yaşama katkı sağlayın.”
Alioğlu son mesajını bakın nasıl veriyor.
“Sahip olduğumuz toprakların her metrekaresi bir candır. Gelin onlara kıymayalım. Değerini bilelim. Organik tarım demek gelecek nesillerimizin, çocuklarımızın, torunlarımızın sağlıklı yaşamı demek.”
Bunlar da ilginizi çekebilir