BU TRABZONSPOR ŞİKE YAPTIRTIR!..
Transferlere bakarak biz de “Bu takım en geç 2011 yılında şampiyon olur” demiştik.
Gökhan’ın ömrü şampiyonluğu görmeye yetmedi.
Sonrası malum, şikeciler yaptı yapacağını.
Hikâyeyi hep birlikte bir kez daha hatırlayalım.
“Trabzonspor’un Şampiyonluğunu Görmeden Ölürsem...”
Haziran ayında İstanbul’da yaşayan insanların yüzüne çarpan sıcak hava kimsenin hoşuna gitmiyordu ama Trabzonspor’daki gelişmeleri ziyaretine gelenlerden öğrenen 14 yaşındaki Gökhan Uzun’un aldığı duyumlar hoşuna gidiyor, içini tatlı bir hava sarıyordu.
Trabzonlu-Trabzonsporlu Gökhan, yakalandığı melun hastalığın pençesinden kurtuluşun kolay olmayacağını düşünüyor, Allah’tan umut kesilmeyeceğini bildiği için şansını sonuna kadar denemek için Cerrahpaşa’da tedavi görüyordu.
Hastalığı herkesi kahretmişti, ancak Gökhan’ı hastalığından çok canından çok sevdiği Trabzonspor’un şampiyonluğunu görememesi üzüyordu.
Yastığa gömülü başıyla babasına işaret etti. Bir şirkette işçi olarak çalışan baba, kan kanseri oğlunun yanına usulca yaklaştı.
Yanına çömelip: "Buyur Gökhan’ım, oğlum!" dedi yavrusuna.
Bıyıkları yeni terlemeye başlayan Gökhan, boğazını temizledi, derin bir nefes aldı. Hafifçe gülümsedi yanındakilere.
Babasına: "Sadri Şener Başkanımız çok futbolcu alıyormuş, arkadaşlarım öyle söyledi. Heyecanlanmaya başladım. Rica etsem, bilgisayarımı ve telefonumu evden getirir misin?" dedi.
Trabzonsporlu baba, İstanbul’da doğan, sınıfının da tek Trabzonsporlusu olan oğlunun isteğini yerine getirmek için kafasını "evet" anlamında salladı.
Evden, diz üstü bilgisayarını ve Gökhan’a ait cep telefonunu alarak ertesi gün hastaneye gelen baba, parmaklarının ucuna basarak yavaşça odaya girdi. Gözleri yarıya açık olan oğlunun yanı başına oturdu. Babasının geldiğini hisseden Gökhan, gözleriyle onu dünyaya getiren adama baktı, ellerini, babasının ellerinin üstüne koyduktan sonra gözleriyle odada bulunanları baştan aşağıya süzdü.
Alnını elinin içiyle sıvazlayan genç adam, titrek bir sesle, "Trabzonspor’u yattığın yerde takip edebilirsin artık" dedi oğluna.
Gökhan çok mutluydu. Öyle ki, trampet gibi gümleyen kalbinin sesi hastane koridorlarında yankılanır gibiydi. Çünkü Trabzonspor’u daha iyi takip edecek, gelecek yıllar için güzel hayaller kuracaktı.
Trabzonspor’un transfer haberlerini takip etmeye başlayan küçük Trabzonsporlu, Trabzonspor’un aldığı her futbolcudan sonra kendine geliyor, morali düzeliyordu. Yurt dışına geçici göreve giden beden eğitim öğretmeni düştü aklına, e-mail atarak, yaşananları onunla paylaştı:
"Canım öğretmenim, Trabzonspor ne futbolcular alıyor görüyorsun değil mi? Bunlar şampiyonluğun habercisi değil midir? Öyle mutluyum ki anlatamam. İyileşmeyeceğimi biliyorum. Öğretmenim, hiçbir şey zoruma gitmez, Trabzonspor’un şampiyonluğunu göremeden ölürsem, işte zoruma o gider" cümlelerini gönderdi ailesinden sonra çok sevdiği öğretmenine.
Aradan birkaç gün geçti. Macaristan’dan dönen Cem öğretmen, Görele Lisesi'ne atanmıştı. Eşyalarını toplamak için eve gelen Trabzonsporlu öğretmen bilgisayarını birkaç gün rötarlı açtı. Gökhan’dan gelen e-maili okuyunca gözleri doldu. Gökhan’a ulaşmak için telefonuna sarıldı, telefonda konuştuğu kişi, "Gökhan sizlere ömür hocam" dediğinde yerle bir oldu Şalpazarılı genç öğretmen.
***
Yıl 2014. Trabzonspor’da yaşananları görüyorsunuz.
Mevcut yönetim elini taşın altına koyup gereğini yapıyor. Taraftar da görevini yapıyor, formalar kapış kapış. Yakında kombineler de tükenir.
Zamanı gelmişken biz yine de uyarımızı yapalım.
Bu Trabzonspor bu sene de şike yaptırtır! Nasılsa ceza meza alan yok, yapanın yanına kar kalıyor.
Üstelik şike severler nerelere radar kurulur onu da öğrendiler, ağlamakta/yalvarmakta da bayağı bi hünerliler.
Gerçi bu sene kurbanlıklar ateş pahası, demir ve çimento fiyatları el yakıyor ama adamlar bir yolunu bulup her şeyi deneyebilirler!