BUGÜN 29 EKİM 

Bundan iki hafta önce Sayın Selahattin Özcan Whatsap'tan "29 Ekim’de özel sayı hazırlayacağım. Bir yazı yazarsan memnun olurum." diye mesaj yolladı. Özel sayıya benim özelim olan bir yazı yazmak istedim ve anılara dalıp karıştırmaya başladım. Bir tanesi karşıma geçip "Beni yaz!" dercesine belleğimde elini kaldırıp duruyordu. Bu ısrarı karşısında daha sonra "Beni niye yazmadın?" deyip durmasından çekindiğim için onu yazmaya karar verdim. 

Maçka’daki evin bahçe duvarına büyük Türk Bayrağı ve büyük bir Atatürk portresi asmıştım. Böyle özel günlerde Türk bayrağı ve Atatürk posterini mümkün olduğunca bahçenin büyük duvarına asarım. Onun resmini çekip Facebook'ta mesajla paylaşmak için seyrettiğim filmi durdurdum ve fotoğrafı çekmek için evden çıkmaya hazırlandım. Kapıyı açtım, merdivenlerden aşağıya indim. Giriş katının kapısı açıktı; merak ettim ve içeri girdim. 

Ev sessizdi; çünkü babam ve annemin ölümünden sonra hiç kimse evde oturmamıştı; aynı şekliyle duruyordu. "Kapıyı rüzgâr açtı herhalde!" dedim kendi kendime. Ancak o anda evi gezme isteği doğdu bende. Her şey yerli yerinde duruyordu. Sanki annem babam bir yere gitmiş de dönecekler gibi bir esinti vardı evde. Mutfağa girdim, yemek masasında oturdum; mutfak dolabına doğru baktım, gözüm orada duran rakı kadehine takıldı. 

Babam her akşam bir iki kadeh içerdi. Yıllardır bunu sürdürdü. Akşam yemeğinde içme faslını o kadar çabuk yapardı ki yemeğini yiyene kadar içkisini bitirir, daha donra dizisini seyreder, diziden sonra da uyumaya giderdi. Yine bu akşamlardan birinde bana "İçer misin?" dedi. Hızlı içtiğini bildiğim için içip içmeme konusunda biraz tereddüt ettikten sonra kendime bir kadeh aldım ve babama eşlik etmeye başladım. 

Bir gün sonra 29 Ekim'di. Babam bir kadehi içmişti, benim kadehim daha yarım olmamıştı. "Baba yarın Cumhuriyet Bayramı." dedim. O da "Evet,  Cumhuriyet Bayramı; bugünün önemi Türkiye Cumhuriyeti'nde her yıl 29 Ekim günü  Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanır. Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti." dedi. 

"Düşman birlikleri ülkeyi terk etti etmesine de ancak Türkiye'nin içinde bulunan düşmanlar için Atatürk'ün ömrü yetmedi. İç düşmanlar için zamanı yoktu, İleride bunu daha rahat anlayacaksınız. Cumhuriyetin kazançlarını kullanıp ona karşı gelenler hep Türklere karşı gelenlerin artıkları olmuştur. Bunu sakın unutma!" dedi. 

"Cumhuriyet, Anadolu’yu özgürleştiren en büyük adımdır. Yaşama hakkı, sağlık hakkı, öğrenim hakkı, kadınlara seçme seçilme hakkı, dilekçe hakkı, konut dokunulmazlığı hakkı, basın özgürlüğü hakkı ve bunun gibi daha nice hakları insanlara tanımıştır. Kısacası oğlum Cumhuriyet, egemenliğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şeklidir." 

Bu lafın üzerine ben rakı kadehini bitirmeye karar verdim ve kalan rakıyı bir dikişte içtim. Ancak babam ikinci kadehini bitirmiş, dizisini seyretmek için televizyon odasına gitmek için kalkmıştı. Daha bir şey diyemeden masada yalnız kalmıştım. 

Önceden, fikre bağlı olarak siyaset yapılıyordu. Şimdi çıkara bağlı olarak yapılmaya başlandı. 

Yiyin, Türkiye'nin ekmeğini bitene kadar yiyin! Onurunuzu hiçe sayarak yiyin! Zengin olma isteğinizi Türkiye'yi satana kadar yiyin! Dünyada olan örnekleri görmemek için kafanızı ters tarafa çevirerek yiyin! Torunlarınızın haklarını hiçe sayarak yiyin! 

Şehitlik mertebesini överken askerden nasıl kaçılacağını hesap ederek yiyin! Fakirliği överken siz tıka basa yiyerek eşlik edin! Cumhuriyet düşmanlarının ve Kurtuluş Savaşı’nda İngilizlerin yanında olan hoca kılıklıların isimlerini okullara verirken, Kurtuluş Savaşında şehit olanların yüzüne nasıl bakacağınızı düşünerek yiyin! 

Ancak başınızı yastığa koyduğunuzda şunu düşünün: Büyük Taarruz’da savaşan askerlerin giyecek elbisesi, ayakkabısı ve yiyecek ekmekleri yoktu. Nesi vardı biliyor musunuz? Onurları ve vatan sevgisi! 

Çıkar uğruna onurunu satanlar, gelecekte ülkenin geleceği için değil tamamen kendi çıkarı için hesap yaparak siyaset yapanları Allah'a havale ediyorum. 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Bu uğurda ölenlerin mekanları cennet olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!