BUGÜNÜN NE ANLAMI VAR!
En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.
Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir.
Binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.
Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.
Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur.
Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kağıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği gibi...
Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı degil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç saniye sürer.
Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.
Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız!..
Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın sesleri arasında "mayın" kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz.
Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz.
Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız.
İşte her şey o anda başlar.
Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya başlarsınız. Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...
Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "Fazla bir şey yok, sadece uçuk bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar kafanızın içinde "Neden ben, neden ben, neden ben ?"
Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yıllar sonunda, diz kapağınızın on iki santim altından takılı olan ve her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur.
Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakarlığınız sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki!
Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur.
Vatan sağ olsun yeter deriz.
Sonrasını ne siz sorun ne de biz söyleyelim..
***
Hain bir pusuda mayınla bacağını kaybeden bir gazimiz böyle anlatıyordu gaziliğini..
Anlattıkları sözün bittiği yerdir..
Neden bu yazı..
Unutulduklarını görüyorum..
Peki unutmak hangi vicdana sığar..
Acı ama gerçek artık Türkiye düzeninde çok fazla önemi kalmadığını gözlemlediğimiz, iki üç sözde açıklamalarla geçiştirilmeye başlanan 'Şehitler ve Gaziler' günlerinden birini daha bugün yaşıyoruz farkında mısınız..
Biz hatırlatalım dedik!..
Çünkü vicdan el verir mi?
TBMM tarafından 19 Eylül 1921 tarihinde Atatürk’e 'Gazilik' unvanının verildiği ve dolayısıyla bütün gazilerimizi yaşama, yaşatma ve anma adına tarihi bir gün bugün..
Bu vatan uğruna yüreğini, cesaretini ve bütün bedenini ortaya koymuş, gözünü budaktan sakınmamış kahramanlık timsali insanlarımızın günü bugün..
Bugün yaşadığımız topraklar üzerinde huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşayabiliyorsak, bunda onların payının ne kadar büyük olduğunu hatırlama ve hatırlatma günü..
Kendi vatan topraklarında onca imkânsızlığa, onca zorluğa, kalleşçe oyunlara rağmen göstermiş oldukları cansiperane fedakârlık ve yüreklerinde taşıdıkları vatan sevgisi nedeniyle bazılarının bacaklarını, bazılarının kollarını, bazılarının gözlerini kaybetme uğruna göğüs gerenlerin ve büyük kahramanlıklara imza atanların günü..
Bugün üzerinde başımız dik yaşadığımız vatanımızı, bizlere emanet eden, aramızda olmayanların minnet, şükran ve rahmetle anılması; aramızda olanların ise bizlere yüce bir emanet olduğunu anlama ve anlatma günü..
Onlar ister hayatta olsun ister olmasınlar bize isimleriyle, varlıklarıyla çetin, zor ve karanlık günlerden; ferah, güzel ve aydınlık günlere gelişimizi hatırlatma günü..
Verilen şanlı ve kahramanca mücadelenin gözümüzün önünde bir kez daha canlanmasını sağlayan, bizleri o günlere götürenlerin günü bugün..
Geçmişle gelecek arasında bağ kurarak, geçmişten ders çıkarıp geleceğe güvenle bakabilmenin, aynı zamanda geçmişimizle duyduğumuz onurun ve gururun ete kemiğe bürünmüş halinin günüdür bugün..
Aziz şehitlerimizle birlikte hayatta olmayan gazilerimizi bir kez daha minnet, şükran ile anarken hayatta olanların taşıdıkları onura yakışır bir şekilde hayatlarını devam ettirmeleri, hak ettikleri imkân ve şartlara kavuşturulmaları konusunda gereken duyarlılığın çok daha fazla gösterilmesini anlama ve anlatma günü..