Büyük sıkıntımız varsa büyük de tecrübemiz var!



Temeli Lavrenslere dayanan, etnik hesaplar üzerinden o bölgelerin batılı sömürgeci zihniyetçe dizayn edilmesi meselesi pis bir oyun olarak halen tedavüldedir.

Uluslararası bir oyunla karşı karşıya olduğumuzu en son Meclis Başkanı Cemil Çiçek açık bir dille malümun ilanı şeklinde dile getirdi. Verdikçe şımaran, mesafe aldıkça küstahlaşan frensiz bir güruhla karşı karşıyayız. Meselenin dil meselesi veyahut kimliklerine saygı meselesi olmadığının artık gerçeği görmekte zorlananlarca da gündemleştirilmesi yeni bir eşiğe geldiğimizi gösteriyor. Akillerle başlayan serüven umulan bereketi vermemiş hatta sarılamaz cerahatlı yaraların açılmasının müsebbibi haline dönüşmüştür.

Muhattab olmaması gerekenler masa kazanmış, sandalye ve koltuk edinmişlerdir. Konuştukça teskinlik artacağı yerde hiziplik termometrede yüksek sıcaklığı gösterir kırmızılığa yükselmiştir.

Memleketin nimetlerini paylaşalım önerimiz, siz mi bize lütufta bulunacaksınız, siz kimsiniz, sözleriyle bir pişkinlik histerisi karakteri oluşmuş, bu durum maraz halini almıştır.

Oysaki;

Irak, İran, Suriye ve Türkiye Kürtlerinin yaklaşık 20 milyonluk bir nüfus oluşturduğunu oradaki şekillendirmenin baş aktörü ABD kaynakları ifade ediyor. Bu insanların dört ülke içinde en çetin dönemleri hesap etsek de en rahat yaşadıkları ülke Türkiye olmuştur. Türkiye'deki Kürtleri bizden ayrı bir unsur olarak liseyi bitirene kadar bilmezdim. 1983'ten sonra alevlenen bir etnik hastalık binlerce insanımızın canına mal oldu. Binlerce şehidimizi toprağın kara bağrında istirahate tevdi ettik. Ne istiyorsunuz arkadaş diye sorduğumuzda, açıkça ve erkekçe vatan diyemeseler de bu kadar insanın katledilmesinin karşılığı; dilimizi kullanamıyoruz, kimliğimize saygı istiyoruz yalanıyla örtülecek sayının çok üstündedir.

Çare nedir?

Anladık, iyilik adına yanlış adımlar attık, peki şimdi ne yapmalıyız?  
    
İktidarı ve muhalefetiyle bu milletin evlatları sen ben kavgasını bırakarak çözüm için bir odaya kapanacaklar. Durmasını bilmeyen fütursuz kanlı gözlü gruba hukuku işlevsel kılarak kalmaları gereken zemin hatırlatılacak. Anlayanlara kucak açılacak, anlamayanlara anlayacağı dilden gerekli cevaplar esirgemeyecek.

Açıkçası yeni yasalar gerekiyorsa saniyesinde bu ihtiyacı birlikte giderecekler, öyle cemaat, kısır siyasi çekişmelerle oyalanıp durulmayacak. Bu milletin canını çok sıkan bu uluslararası pezevenklik bir şekilde sütliman hale getirilecek.

Türkiyenin büyük devlet tecrübesinin aşamayacağı bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Yeter ki birlikte vursun sineler.