ÇAKMA MUHALEFET!


Sadece bugün mü?
Hayır..
Ne MHP’nin ne de CHP’nin mevcut genel başkanları ve genel merkez  anlayışları ile bugünkünden bir adım öteye gidemeyecekleri açık ve net görülüyor..
Ezeli ve ebedi muhalefet olmaları kaçınılmaz..
Ne Bahçeli, ne de Kılıçdaroğlu’nun ne yaparlarsa yapsınlar seçmenlerine umut veremediğini, 1 Kasım seçimlerinde gördük..
Hadi Bahçeli’ye alıştık..
Ya Kılıçdaroğlu?
Görüldü ki ne yaparsa yapsın   Türkiye’de AK Parti karşısında alternatif olabilecek bir potansiyeli yakalaması mümkün olmuyor.
Hem 7 Haziran seçimleri hem de 1 Kasım seçimlerinde her yolu denedi ama olmadı!..
Çünkü CHP’nin bugünkü yönetim zihniyeti seçmene inandırıcı gelmiyor.
Kendilerinin 7 Haziran’da seçmene verdiği vaatler inandırıcı bulunmazken, AK Parti’nin 1 Kasım’da benzer vaatleri ortaya koymasının seçmende karşılık bulması ve sandıklarda oy patlaması yaşanması çok anlamlı değil mi?
Yani Türkiye’de muhalefete güven sorunu olduğu apaçık..
Kılıçdaroğlu iyi niyetli, çalışkan, dürüst.. Elinden geleni yapıyor!.
Eyvallah..
Doğru..
Kimse aksini söylemiyor..
Ama ne yazık ki kitleleri peşinden koşturacak, CHP’yi iktidara taşıyabilecek lider bir türlü olamıyor.
Partisinde dahi!
Çünkü Genel Merkez’de adeta kuşatılmış bir yönetim modeli..
Ne yazık ki CHP tabanı ve teşkilatları gözünde hiçbir inandırıcılığı olmayan, “Biz varsak CHP var. Az olsun bizim olsun” mantığındaki yönetim ekibinin partiye zarar verdiğini göremiyor!
Veya elinden bir şey gelmiyor!..
Bir düşünün..
Örnek mi?
Bu ülkenin birliğini, dirliğini, güvenliğini sağlamaya çalışan güvenlik güçlerine roketatarla saldırırken çıkan çatışmada öldürülen PKK’lı teröristin cenazesinde boy gösteren ve resimleri boy boy gazetelerde yayınlanan genel başkan yardımcılarının partiyi düşürdükleri durumu düşünün.
Kim oy verir sana kardeşim!..
Dün gazetemizde de yer alan 40 yıllık bir CHP’linin kurultay için il  teşkilatına çağrı yaparak ‘Bunlara mı oy vereceğiz’ şeklindeki isyanını bir düşünün.
Kılıçdaroğlu bunlarla mı iktidar olacak!..
Öyle kendilerini Türkiye gerçeklerinden sıyırıp sırça köşklerde oturan, seçimden seçime ortaya çıkıp vatandaştan oy isteyerek CHP’yi yönetme anlayışına sahip isimleri yanına kümelendiren Genel Başkan Kılıçdaroğlu, 16-17 Ocak’ta yapılacağını açıkladığı kurultayda belki yeniden genel başkan seçilebilir!..
Ama Genel Merkez’in bu yapısı ve anlayışını değiştirmediği sürece görünen köy kılavuz istemez misali CHP’nin AK Parti karşısında yeni bir seçim yenilgisi kaçınılmazdır.
Bugünkü CHP’nin iktidar umudu olabileceğini kim düşünebilir!..
Hayalden de öte..
     
  ***


O nedenle CHP’de değişim hamlesi başlatanlara ihanet ediyorlar gözü ile bakmanın asıl ihanet olacağını düşünüyorum.
Herkes koltuk derdini bırakıp üzerine düşen sorumluluğu almalı.
Çünkü ortada bir türlü umut olamayan, iktidar partisinin yarısı kadar oy alabilen, solu temsil ederken sağa açılmak için Bekaroğlu gibi Atatürk karşıtlarını yanına alarak partinin yönetiminde etkin hale getirip oy kazanmayı hedeflerken oy kaybeden CHP yönetimi vakası var!..
O nedenle..
CHP’de Genel Merkez noktasında değişim kaçınılmaz bir gerçek..
Kılıçdaroğlu’nun bir türlü vazgeçemediği, partiyi kuşattırdığı, kendisini yönlendiren, listelere müdahale eden yanındaki Genel Merkez ekibi ile gidecek hiçbir yolu yok..
Öyle adamlar var ki!
CHP’nin C’si ile hiçbir ilgisi yok..
Bu adamlarla yürüyorsun..
Bu adamlardan umut bekliyorsun!
Kurultaylara; kurgulanmış, hantallaşmış CHP teşkilatları ile girmeyi bırakın partinin gerçek sahibi olan ‘Biz halkız yeniden doğarız ölümlerden’ diye sessizce inleyen seçmenini bir dinleyin önce..
Çünkü seçmen artık partilerini umutsuz vaka gibi görüyor..
Cumhuriyet Halk Partisi ismindeki ‘HALK’sız siyaset yapmanın bedelini ödüyor..
Karaoğlan Ecevit’in CHP’yi yüzde 40’ların üzerine nasıl taşıdığını iyi analiz edin..
Çünkü ‘Ecevit sözde değil özde halkçıydı..’
Dünyanın hiçbir ülkesinde 14 yıldır iktidarda olan ve son seçimde oylarını yüzde 50’ye çıkaran bir iktidar karşısında umut olamayan ve hala yüzde 25 oy alabilen bir ana muhalefet partisi yok.
Eğer 16-17 Ocak’ta yapılacak olan kurultuyda büyük bir değişim hamlesi ortaya konmaz aynı Genel Merkez yapısı sürerse, tıpkı MHP tabanından AK Parti’ye kaymalar olduğu gibi CHP tabanından da AK Parti’ye kaymalar başlarsa kimse şaşırmasın!
     
  ***


Ertuğrul Özkök, önceki gün ‘4 milyon kişi o sabah ne düşündü?’ başlıklı yazısında “Dört milyon insan, 1 Kasım sabahı kafasında hangi düşünce ile sandığa gitti ve fikrini değiştirip AKP’ye oy verdi?” diye soruyordu..
Sonrasını ona bırakayım.
       
***

 “Pazarlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Robert Beno Cialdini ile yemek yedik.
1984 yılında yayınladığı ‘İknanın Psikolojisi’ adlı kitabı 2 milyon adet sattı.
Fortune Dergisi bunu, ‘Dünyanın en zeki 50 iş kitabından biri’ seçti.
İkna olayını en iyi bilen uzman o..
 Prof. Cialdini’ye kafamdaki soruyu sordum.
‘Benim için hiç şaşılacak, hayret edilecek bir şey değil’ dedi ve sordu:
‘O 4 ay içinde Türkiye’de neler oldu?’
Saydım...
Hükümet kurulamadı, terör olayları arttı, dolar yükseldi...
Sözümü tamamladı.
‘Yani belirsizlik...’
Ben ‘Evet’ deyince devam etti:
‘Belirsizlik durumlarında insanlar, en iyi bildikleri markaya yönelirler ve ona sarılırlar...’

Ekledi...

‘Sadece siyasette değil, ekonomik hayatta, süpermarket raflarında da böyledir...”
      
 ***


Çok ilginç değil mi?
Katılmamak mümkün mü?
1 Kasım gösterdi ki..
AK Parti, 14 yıldır milletin sandıklarda oyunu kullanırken en iyi bildiği marka..
Nedeni ise açık.
Muhalefet değil ‘ÇAKMA MUHALEFET’ olma becerisi!..